Haber Detayı
06 Eylül 2019 - Cuma 19:27
 
Canan Kaftancıoğlu'na 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası
TÜRKİYE Haberi


CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun, 5 ayrı suçtan 17 yıla kadar yargılandığı davanın 3. duruşması İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme, Kaftancıoğlu'na 5 ayrı suçtan 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası verdi. Kaftancıoğlu'na örgüt propogandasından 1 yıl 6 ay, kamu görevlisine alenen hakaretten 1 yıl 6 ay 20 gün, Cumhurbaşkanına hakaretten 1 yıl 16 ay, Türkiye Cumhuriyeti'ni alenen aşağılamaktan 1 yıl 8 ay, halkı kin ve düşmanlığa tahrikten 2 yıl 8 ay hapis cezası verildi.

Cezalara erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmadı. Mahkeme erteleme uygulanmamasına gerekçe olarak Kaftancıoğlu'nun tutum ve davranışlarını, pişman olmamasını ve şiir okumasını gösterdi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP'li 80 il başkanı da Canan Kaftancıoğlu'na destek vermek için Çağlayan Adliyesi'ne geldi. Duruşmada son sözü sorulan Kaftancıoğlu, "Saray vesayeti son bulana, saray vesayetinin cezalandırıcı sopaları yargılanana dek mücadele edeceğim. Biliyorum bahar geldi memleketimize, biz mevsimi başladı. Çünkü o kaybetti, biz kazandık. 82 milyon kazandı" dedi.

İmamoğlu duruşma öncesi yaptığı kısa konuşmada, "Ülkeyi bu tür ortamlarla germenin ya da insanlar arası kutuplaşmayı bir vesile ile hele hele hukuk yoluyla büyütmenin sıkıntısını yaşıyoruz" dedi.

Duruşmanın başlamasıyla katılan Tayyip Erdoğan Vekili avukat Ferah Yıldız, mütalaaya katıldıklarını belirterek, "Ayrıca sanığın duruşmadaki hal ve hareketlerinden ötürü iyi hal indirimi uygulanmamasını en üst sınırdan ceza verilmesini talep ediyoruz” dedi.

"Atatürk cumhuriyetinin il başkanı olarak devleti aşağılamam düşünülemez"
Daha sonra savunmasına başlayan Kaftancıoğlu, cumhurbaşkanına hakaret etmediğini ve etmeyeceğini söyledi. Kaftancıoğlu savunmasına şu şekilde devam etti:

"Kim ne derse desin Mustafa Kemal Atatürk’ün oturduğu koltuğa saygısızlık etmek kimsenin hakkı ve haddi değildir. Hiçbir kamu görevlisine alelen hakaret etmedim. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmedim. Atatürk cumhuriyetinin il başkanı olarak devleti alenen ya da perdeli olarak aşağılamam düşünülemez. Terör örgütü propagandası yapmadım yapmam. TV programında terör örgütü propagandası yaptıysam incelenir ama yok.

Hakikati ortaya çıkarmak için benden çok sizin sorumluluğunuz var. insanlarımızın hukuka güvenmediği bir süreç sadece benim değil 82 milyonun süreci.
 
"Değil 17 yıl 27 yıl bile ceza verseler yine hakikati söylerim"
Söylediklerimi teşvik ve tahrik olarak algılamak insanları kine sürüklemektir. Cumhurbaşkanına hakaret; kimi zaman bağlarından koparılarak, kimi zaman da söylediklerimin suç olarak algılanması iddia makamı tarafından ifade edilerek gerçeklerden uzaklaşılmıştır. Değil 17 yıl 27 yıl bile ceza verseler yine hakikati söylerim. Sizler de hakikati arayın, ona yaklaştığınızda özgürleştiğinizi hissedeceksiniz. Bu hakikat hepimizi özgürleştirecek. Emin olduğun en temel gerçek özgürlüğü ve yaşamayı bağımsız olarak savunmaktır.
 
"Mevcut iddianameyle yargılamanın yapılması hukuka aykırıdır"
Kaftancıoğlu'nun savunmasının ardından avukatı söz aldı. Soruşturmanın genişletilmesi taleplerini yineleyen avukat, tweetlerin paylaşıldığı dönemin koşulları ve bağlamlarının da araştırılması talep etti ve şunları söyledi:
 
"15 Temmuz ile alakalı atılan tweetin köprü üzerinde öldürülen askerle alakalı olduğu aşikardır. Yargıtay kararlarına istinaden müvekkilimizin terör örgütü propagandası yapmadığı ortadadır. Yargıtay kararları heyete sunulacaktır.  Müvekkilimizin halkı kin ve suça teşvik ettiğine yönelik yeterli kanıt bulunmamaktadır. İddianame hukuken sakattır. Mevcut İddianameyle yargılamanın yapılması hukuka aykırıdır. Sormak istiyorum müvekkilim neden şüphelidir? Hazırlanan bahsi geçen rapor neden yazılı talimat halinde güvenlik güçlerine verilmemiştir? Müvekkilimizin yargılanmasına ve şüpheli ilan edilmesine sebep veren rapor tamamen hukuka aykırı delillerle hazırlanmıştır. CMK 160'a göre Cumhuriyet Savcısı sanığın lehine ve aleyhine olan kanıtları toplamakla hükümlüdür yani sanığın da hakkını korumakla hükümlüdür. AİHS 10, Anayasa'nın 25. maddelerine istinaden müvekkilimizin sosyal medya paylaşımları ifade özgürlüğüne girmektedir. Esas hakkında mütalaada hukuka dair hiçbir şey yer almamaktadır. Müvekkilimizin savunması dinlenmemiştir ve araştırılmamıştır."
 
Savunmanın dosyaya girmesinin ardında mütalaaya karşı savunma için avukat Fikret İlkiz, "102 sayfalık bir dilekçe hazırladık bunu size sunacağız hâkim bey, hepsini okumayacağım. Eksik kalan yerleri diğer arkadaşlarım tamamlayacak" dedi. Daha sonra Kaftancıoğlu'nun diğer avukatı şunları söyledi:
 
"18 Temmuz'da eklenen sosyal medya paylaşımına istinaden; "Aklıma duruşmada Nazım ustanın şu sözü geldi" diyor. Müvekkilimizin aklına gelen söz kapsamında bu ifadenin dosyaya girmesi hukuka aykırıdır. Bu söylem ifade özgürlüğüdür. Tutanak başlığı altında bir televizyon programında yapılan telefon konuşması yer alıyor. Neye istinaden bir kişinin sosyal medya paylaşımları suç dosyasına giriyor? Eskiden süreç şöyle işlerdi; bir kişinin sosyal medya hesabının inceleneceği ve bulguların dava dosyasına gireceği emniyet güçlerince haber verilirdi. Bu hazırlanan tutanak ile şiir paylaşımın dosyaya girmesi aynı şeydir."
 
"Akıldakini yargılarsanız düşman hukuku ortaya çıkarırsınız"
Avukatın savunmasının ardından 5 dakika ara verildi. Aranın ardından Kaftancıoğlu'nun avukatı, ilgili televizyon kanalından görüntülerin incelenmesi talebi üzerine verilen ret kararının yanlış olduğunu belirterek, konu hakkında savcılığın araştırma yapmadığını söyledi. Avukat sözlerine şöyle devam etti:
 
"Aklında şiir geçtiği için şiiri dosyaya kuruyorsunuz. Akılda geçeni ceza hukuku çerçevesinde değerlendirip cezalandırmayı amaçlıyorsunuz. İlgili televizyon programını kim çözümledi? Kim dosyaya koydu? Bunu bilmiyoruz.
 
Nazım Hikmet'in "Bir provokatör üstüne hiciv denemeleri" isimli şiirinin Kaftancıoğlu'nun okuduğu ve dosyaya giren kısmı şu şekilde:
 
"Sen bu kavgada
bir nokta bile değil,
bir küçük, eğri virgül, bir zavallı vesilesin.
Ben, kızabilir miyim sana?
Sen de bilirsin ki, benim âdetim değildir bir posta tatarına,
bir emir kuluna sövmek, efendisine kızıp uşağını dövmek"
 
Sakine Cansız ile alakalı olan soruya yaşam hakkıyla ilgili olduğunu belirtmiştir. Yaşam hakkı kutsaldır. Bu hususta AİHM kararlarına uymak zorundayız. Ceza yasamızı kişiler üzerinden mi yapacağız? Akıldakini yargılayamazsınız. Akıldakini yargılarsanız düşman hukuku ortaya çıkarırsınız. Öcalan için anayasa mahkemesi "kişiliğe bakıp karar verilmemesi" yönünde karar veriyorsa, sosyal medya paylaşımlarından ötürü Canan Kaftancıoğlu'nu kendimize aykırı bulup mu karar vereceğiz? Anlayışların cezalandırılmasına yönelik bir hukuk oluşturuyorsunuz. Hukuk yoluyla bir vatandaşı düşman sayarak tehlikenin tehlikesi pozisyonu yaratıp yargılamaya çalışıyorsunuz. Önlemek adına herhangi bir ceza kanunu kullanmak toplumda düşman yaratır, eylemlerin artmasına yol açar, baskıcı rejimlere yönelik bir uygulamadır. Açıkça sen başkasın, düşmansın dersiniz böyle yaparak. Hukukun üstünlüğü bu tarz uygulamaları reddeder. Bu şekilde davranarak tehlikenin tehlikesinin cezalandırılması konusuna yol açarsınız. Bu kapı Türkiye'de ardına kadar açılmış durumdadır.
 
Ceza Hukuku'nun 133.maddesinden 134.maddesinin içerisine dahil olacak şekilde sosyal medya paylaşımlarının bu şekilde suç unsuru sayılması kişisel verilerin korunması yasasına aykırıdır."
 
"Muhalif olan siyasi aktörleri bu şekilde susturma yoluna gitmektedir"
Öğle arasından sonra Canan Kaftancıoğlu'nun avukatı savunmasına devam etti ve şunları söyledi:
 
"Usül olarak bu süreç müvekkilimizin başarısına karşı bir cezalandırma davasıdır. Devlet ne yazık ki kendisine muhalif olan siyasi aktörleri bu şekilde susturma yoluna gitmektedir. Müvekkilimizin sosyal medya paylaşıma karşı açılan bu dava tamamen hak ihlalleri içermektedir. Tüm savunmalarımız göz önüne alınarak müvekkilimizin beraatının talebini istiyoruz."
 
Avukatın savunmasının tamamlanmasının ardından Canan Kaftancıoğlu'na son sözü soruldu.
Kaftancıoğlu, "Yine şiir okurum ona göre" dedikten sonra şunları söyledi:
 
"'Biz' mevsimi başladı. O kaybetti, biz kazandık"
"Karar ne olursa olsun düşüncelerimden ve söylediklerimden vazgeçmeyeceğim çünkü biz mevsimi başladı. O kaybetti, biz kazandık. Asla son sözüm olmayacak, Saray vesayeti son bulana, saray vesayetinin cezalandırıcı sopaları yargılanana dek mücadele edeceğim. Biliyorum bahar geldi memleketimize, biz mevsimi başladı. Çünkü o kaybetti, biz kazandık. 82 milyon kazandı.
 
Kararın açıklanması için duruşmaya 15.25'e kadar ara verildi. Aranın ardından mahkeme, Kaftancıoğlu'na 5 ayrı şuçtan 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası verdi. Kaftancıoğlu'na örgüt propogandasından 1 yıl 6 ay, kamu görevlisine alenen hakaretten 1 yıl 6 ay 20 gün, Cumhurbaşkanına hakaretten 1 yıl 16 ay, Türkiye Cumhuriyeti'ni alenen aşağılamaktan 1 yıl 8 ay, halkı kin ve düşmanlığa tahrikten 2 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Cezalara erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmadı.

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: Canan, Kaftancıoğlu'na, 9, yıl, 8, ay, 20, gün, hapis, cezası,
Haber Videosu
Yorumlar
Yazarlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Sayfalar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı