Yazı Detayı
12 Haziran 2019 - Çarşamba 21:47
 
“Cedit yeni” fikirler ve Ankaracı hayaller…
Hasan KAHVECİOĞLU
hasankahvecioglu@yahoo.com
 
 

“Cedit” sözcüğü “yeni” anlamında kullanılıyor…
Ama “cedit yeni” dediniz mi; yepyeni, sıfır, gıcır gıcır oluyor… 
Tıpkı bizim yeni kuşak sağ siyasetçilerin üzerinde mutabık kaldıkları ve hükümet programına da koydukları “AB içinde iki devlet” fikri gibi…
TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun “fitillemesi”nden sonra ortaya atılan bu “yaratıcı fikir” bugüne kadar kimsenin aklına gelmemiş, yakası açılmamış, “cedit yeni” muamelesi görüyor…
Yakın tarihimizi bilmeyen, okumayan, incelemeyen ama her nasılsa “vekil” olmuş genç insanlar, bu “absürd”lüğü “ulaşılabilir” olarak sunuyor ve aklımızla dalga geçiyor… 
Oysa “iki devlet” iddiası oldukça “eski” bir fikirdir ve patenti de rahmetli Denktaş’a aittir…
Rauf Bey, özellikle Annan Planı sürecinde “federasyon” konuşmaktan hep kaçınmış, BM Genel Sekreteri Annan’a da net biçimde bunu hep anlatmıştır.
Anımsayalım… BM Genel Sekreteri Annan, Denktaş ve Papadopulos’u Lahey’e davet etmek için 26 Şubat 2003’te adaya geldiğinde, iki toplum liderini görüşmeye çağırmıştı.
Denktaş, bu görüşmeye yarım saat erken gitmiş ve Annan’a şunları söylemişti:
“180 derece vizyon farkımız var. Bizim vizyonumuz konfederasyon, iki devlet esası, toprağın global halli ve Türk garantisinin devamı”dır.
Tabii Kıbrıslı Türkler, Rauf Bey’in bu “vizyon”una onay vermedi…
“Hayır” kampanyasına karşın, 24 Nisan 2004’teki referandumda “iki toplumlu, iki bölgeli, siyasal eşitliğe dayalı” federal çözümü yüzde 65 oranında evet oyu ile destekledi.
Şimdi; hükümet edenler o “irade”nin tersine, eski bir “vizyon”u allayıp pullayarak piyasaya sürdüler…
Allayıp pulladıkları ne?
Rauf Bey’in “iki devlet” teorisine, AB’yi de eklediler…
Hem “iki devlet” istiyorlar, hem de “AB’de” olmalarını istiyorlar…
Dondurmalı ekmek kadayıfı yani…
Tabii; kendilerini kimse ciddiye almadı… Hiçbir AB yetkilisi “Kapılarımız size sonsuza kadar açık, AB’ye buyurun gelin” demedi…
Tatar’ın mektubuna Guterres yanıt verdi mi? Özersay’ın mektubuna Makron yanıt verdi mi, ciddiye aldı mı bilmiyoruz…
Bildiğimiz tek şey; bu iki orta yaşlı siyasetçinin “ortaya karışık” bir şeyler koydukları ve içini doldurmadıklarıdır…
Her şeye karşın; diyelim ki, bu “cedit yeni” vizyonla, yeni hükümet “ilerleme” sağlamak için bazı adımlar atmaya karar verdi…
Hepimiz biliyoruz ki; Kıbrıslı Türkler içinde, “ayrılıkçı” siyaseti destekleyen bir kesim vardır. Bu kesim, Kıbrıs’ın kuzeyinde “dünyaya kapalı” olarak, savaşın nemalandırdığı statü içinde yaşamını sürdürmeyi, Rum’un yüzünü bile görmeden yaşamayı tercih etmektedir.
Annan referandumunun sonucundan da anlaşılabileceği gibi, bu kesimin önemli bir bölümü UBP’de kümelenmiştir. Şimdi aynı “vizyon”dan beslenen, bir “kardeş parti”leri daha oldu bu kesimin…
Daha genç, daha iddialı, daha ihtiraslı, daha çok konuşan, daha çok yargılayan, daha çok suçlayan yeni nesil bir gençler kulübü…
Ama onların da “vizyon”u yaşlı “iki devletli çözüm” konsepti…
Elbette; Kıbrıslı Türkler’in bir “yönetim”e sahip olma gereksinimi ile bu “iki devlet” talebi karıştırılmamalı…
Kıbrıs’ın kuzeyinde, dünya nüfusunun onbinde birinin adına “devlet” dediği bir “entite” olacaktır, olmalıdır…
Demokratik, çağdaş bir yönetim altında yaşamak, insanın en doğal gereksinimlerinden biridir… Bu yüzden “devlet gibi” ya da “devletimsi” olsa da, bu “yapı”nın bir ihtiyaçtan kaynaklandığını kabul etmek zorundayız…
Ben; bu “entite”yi “alt yönetim” diye küçümseyenlerden, bu “entite” ile dalga geçenlerden, kendi zafiyetlerimizi görmezden gelenlerden olmadım hiçbir zaman…
Tam tersine; Kıbrıslı Türklerin “öncelikle” kendilerini sorgulamaları gerektiğini hep savundum…
Özellikle Rum ve Türk solcuların, hep “kaynanaları” suçlayan, tüm sorumluluğu onlara yükleyen tavırlarından hiçbir zaman hoşlanmadım…
Bizlerin “Sütten çıkmış ak kaşık” olduğumuzu düşünmedim… Düşünenlerin “halk dalkavukluğu” yaptığını söyledim, yazdım…
1950’lerde, Müftü Efendi ile Faiz Kaymak, Ankara’da Menderes’ten bir randevu alabilmek için “aracılar” koyarken bile Kıbrıslı Türklerin bir “vizyon”u vardı…
Ne istediklerini, önceliklerini iyi biliyorlardı…
2019’larda, yeni nesil politikacılar; bir “rüzgâr”la savrulabilecek kadar “vizyon”suz olmamalıydılar…
Ankara, en azından 1950’lerdeki kadar “saygı” duyabilmeliydi buradaki “yapı”ya…
Siyaset kurumumuzda böylesine “teslimiyetçi” yeni nesillere sahip olmak, 50’li yıllardan bu yana bir arpa boyu yol gidemediğimizi göstermiyor mu? 
Bu sağ siyasetçilerin yeni koalisyonu; “KKTC’yi yaşatacağız” deseydi, bunun daha “yerel” ve daha “kendilerine ait” olduğunu düşünerek saygıyla karşılayacaktım…  
Ancak bizzat Rauf Bey’in ve ondan sonra gelenlerin, üst üste koyduğu tuğlalardan örülmüş bir “zemin”i, dünyada kabul görmüş bir “vizyon”u, bir çırpıda ellerinin tersi ile iterek “AB içinde iki devlet” hayallerine kapılmaları, siyasetin doğal yapısına bile ters düşüyor…
Ankara’dan esen rüzgârla dalgalanabilen, eğilip bükülebilen ve bundan yakın gelecekteki politik statüleri için “nemalanacağını” zanneden hiçbir politikacı “kalıcı” olamadı bu ülkede…
Sizlerin de hiçbir şansı yok baylar…

 
Etiketler: “Cedit, yeni”, fikirler, ve, Ankaracı, hayaller…,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Kedi kuyruğuna, maşrappa olanlar....
Vay Saffet Paşa… Vay Karatheodori Paşa vay… (2)
Vay Saffet Paşa… Vay Karatheodori Paşa…
Karpaz’da bir kahve toplantısı…
Bizdik… Kendimiz… Kimliğimiz… Bravo… Bravo… Bravo…
Maraş’ın “Kayyum”u…
750 milyonu, 750 takla atarak alacaksa…
Guterres, işin özünü anladı galiba…
“Bulaştırma Bakanlığı” idi “Yamalama Bakanlığı” oldu…
Bu kadarı da çok fazla…
UBP-DP’nin mobil hırsızlığı…
“Kıbrıs İslam Özerk Cemahiriyesi”
Laurel ile Hardy ve üç kafanın karışıklığı…
Bulaştırma Bakanı’nın “aile bağları”
Doğuş Derya’dan ayrılıkçı hayalperestlere harika bir ders…
Hameset, farfara ve “çifte çavuşlar”
“Oliki Kipros” ve Prof. Kızılyürek
İcazet, mazeret, müzevirlik ve vızzzzz…
15 aydır “falaka” sürüyor…
Akıncı’nın yeşil yeşil günahları…
Bir buket çiçek al, Polis Müdürü’ne git… Yok yaa…
Çirkin bir fotomontaj ve Şener Levent
Kıb-Tek’i atın çamaşır makinesine
Hüzün ana ve çocukları…
Yasaklı kitap… Kelepçe… Zafer işareti…
“İki devletli” olmak güzeldir…
Rauf Bey’in ruhunu sızlatanlar…
Söz verdi, oyları aldı, şimdi de cırladı…
Ağza her geleni, her yerde söylemek sendikacılık mı?
Zeki Çeler ezber bozuyor…
Yağdır Mevlâm akıl…
“Tek adamlık rejimi” da bir seçenektir…
“Kamu” maliyesini ayakta tutan “özel”in emekçileri…
Kurtulmak yok tek başına (2)
Benim vicdanım tam tersini söylüyor: Kurtulmak yok tek başına…
2019’dan istemediklerim…
Gözü “toplum”a değil de “kitle”ye odaklı solculuk…
Büyükelçi Asaf İnhan’dan yediğimiz fırça…
Tespitler doğru… O halde şimdi haydi icraata…
Ne Anastasiades; ne Çavuşoğlu…
15 Kasım Felaketi…
Bulaştırma Bakanı yasaklara ve cezalara aklını taktı
22. Bölük Efsanesi...
Arıklı “Çavuşoğlu-Özersay” muhabbetini çok kıskandı…
Akıncı’yı “dışlamak” Kıbrıslı Türkleri dışlamaktır…
Okullar, kantinler, tuvalet kağıdı ve parasız eğitim
Hayvancıya “pozitif ayırımcılık” Doğru mu?
Ankara “tasarruf” ve “reform” isterse, “bu bize uyar” diyebilecek miyiz?
Altında kalanın boynu kopsun…
“Paket” bizim paket… Ankara’nın değil…
Haçanabir dökecen o betonu…
Paris Hilton bizi “tanıtır” mı?
10 Soruda “hal-i pürmellal”imiz…
Aslan ve de kaplan medyamız…
Yakın Doğu İlkokulu’nun Kitapları…
Yerel dünyamız çok yerel…
Kapısına derhal kilit vurulmalıydı…
Belediyeler: Popülizmin bataklıkları…
51 yıl önceydi: Lefkoşa’dan “Nazım” geçti…
Mardinli Veysi ile Şehmuz’un rekabeti…
Yolları kirleten belediyeler ve Bulaştırma Bakanlığı…
Yalaşık bulaşık belediyeler…
Çerçeveci Guterres’in önüne cillenen top…
Yakında boğazımıza sarılacaklar...
Vay Sayın Bakan vay...
Özgürgün’ün Yediyüz bin ton ağırlığındaki “saygı”sı…
“Müşavir” olamayan PR’cı gazeteciler…
Moral bozucu absürd maskaralıklar…
Dörtlünün kucağındaki “dörtlü mezar” Ne olacak? Ya madalyalar…
Çanakkale ile Afrin “kombine” olur mu?
22 kaçakçılık dosyasından, 48 yolsuzluk dosyasına…
“Dörtlü” gözünü “dört” açmalıdır…
Osmanlı Tokadı…
YDP ve Arıklı “marjinal”leşmek mi istiyor?
Özgürgün’ün “delitoy”luğu, Dörtlünün ağırbaşlılığı, Burcu’nun “yetti gayri”si…
Akıncı’nın “Şiddet” karşısındaki net tavrı…
Yazarlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Sayfalar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı