Yazı Detayı
31 Ekim 2019 - Perşembe 10:16
 
CMC, terkedilmiş bir tehlike bölgesi
Ayten PEHLİVAN
aytenp@stud.ntnu.no
 
 

Madencilik, insanoğlunun tarihin başından beri değerli mineraller elde etmek için yürüttüğü bir faaliyettir. Bu mineraller, değerli metaller (altın, bakır, gümüş), kömür, petrol ve sanayide kullanılabilecek çeşitte maddeleri içerir.

Kıbrıs'ın bakır madenleri açısından zengin bir kaynağa sahip oluşu, adayı tarih boyunca başka milletler tarafından çekici bir hedef haline getirmiştir. Hatta, Kıbrıs, yunanca ’da ise Kýprosisminin Latince ’de bakir olan cuprum sözcüğünden türediği söylenmektedir. Adadaki ilk madencilik faaliyetleri 1913 yıllarında, Lefke bölgesinde bulunan Skouriotissa cevher gövdesinin Cyprus Mines Corporation (CMC) tarafından keşfedilmesiyle başlıyor. Bu süreç içerisinde, Mavrovouni yeraltı maden üretimi ve Xeros'ta bir bakır yüzer tesisi de dahil olmak üzere çeşitli madencilik faaliyetleri gerçekleştiriliyor. Bu aktiviteler 1974 yılında siyasi olaylardan dolayı son buluyor ve CMC Kıbrıs'ı 1975 yılında terk edip, Lefke'yi hem insan sağlığına hem de çevreye tehdit oluşturan açık bir maden ocağı olarak bırakıyor.

Madencilik faaliyetlerinin sonucu olarak, sadece ilgilenilen madde değil, aynı zamanda çeşitli mineraller ve kayaçlar da yüzeye çıkarılır. Zamanla, bu istenmeyen mineral ve kayaçlar, ağır metaller olarak da bilinen arsenik, kadmiyum ve kurşun gibi toksik metalleri açığa çıkarır. Uygun şekilde rehabilite edilmezse, bu ağır metallerin insan sağlığı ve çevre üzerinde yıkıcı etkileri olabilir.

Kritik değerlerden daha yüksek konsantrasyonlarda, ağır metaller; zihinsel ve merkezi sinir aktivitelerine, akciğerlere, karaciğere, böbreklere, kan bileşimlerine ve diğer organlara zarar verebilir veya fonksiyonlarını azaltabilir. Bu toksik kimyasallara uzun süre maruz kalınması halinde, kas distrofisi, Alzheimer, farklı kanser türleri ve multipl skleroz gibi hastalıklarla sonuçlanabilir.

Bu maden alanlarının çevrelerinde köyler bulunmaktadır ve bu bölgelerde yaşayan insanlar farkında olmadan yıllarca potansiyel kanserojen maddelere maruz kalmış olabilir. Kirlenmiş alanların çevresindeki köylerde birçok kanser vakasının bildirilmiş olması da tesadüf değildir.

Ağır metaller sadece bulundukları yerleri etkilemez, aynı zamanda yeraltı sularına da girerler ve deniz organizmaları tarafından alınıp, nihayetinde besin zinciri ve içme suyu yoluyla insan vücudunda son bulurlar.

CMC madeninin bulunduğu lokasyon göz önüne alındığında, bu ağır metallerin Akdeniz’e ulaşıp, biyoakümülasyon yoluyla yayılıp, İtalya gibi komşu ülkelerin kıyılarına ulaşması olasılığı vardır. Bu nedenle, bu konunun sadece Kıbrıs’ı değil, Akdeniz kıyısında bulunan diğer Avrupa birliği (AB) ülkelerini de ilgilendirdiğini vurgulamak isterim.

Kontamine olmuş alanlarda risk değerlendirmesi ve iyileştirme gibi çalışmalar yapılmaktadır fakat, jeopolitik unsurlar ve bu alanların adanın kuzeyinde olmasından ötürü, AB tarafından yeterli çalışmalar yapılmamakta ve ciddi bir ihmal söz konusudur.

Hem insan sağlığına hem de çevreye olabilecek potansiyel felaketleri önlemek için, bu kirlenmiş alanlarda acilen iyileştirme araştırmaları yapılması gerekmektedir. Bunu yapabilmek için de AB ile gerekli işbirlikleri ve finansal yatırımlara ihtiyaç vardır.

Ayten Pehlivan
MSc Environmental Chemistry and Toxicology Norwegian University of Science and Technology

 
 
Etiketler: CMC,, terkedilmiş, bir, tehlike, bölgesi,
Yorumlar
Yazarlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Sayfalar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı