Yazı Detayı
30 Mart 2018 - Cuma 15:00
 
Dörtlünün kucağındaki “dörtlü mezar” Ne olacak? Ya madalyalar…
Hasan KAHVECİOĞLU
hasankahvecioglu@yahoo.com
 
 

Geçtiğimiz yılın ekim ayı sonunda gazetelerde çok fazla ilgi çekmeyen bir “haber” yayımlanmıştı…

Başlığı şuydu: “Devlet büyüklerinin anıt mezarları yapılıyor”

Haber küçüktü ama “iddiası” büyüktü…

“Devlet büyükleri” deniyordu haberde… Demek ki bu konuda siyasetçilerden, tarihçilerden, sosyologlardan oluşan bir kurul oluşturulmuş ve bizim devletin “büyüklerini” saptamıştı…

Hatta bu konuda en geniş “konsensüs”ün sağlanması ve hiçbir tereddüt yaratılmaması için de herhalde kriterlere yer veren, kurallar koyan bir de “yasa” yapılmıştı…

Bir ülkede “devlet büyükleri”ni saptamanın ve kimseye haksızlık yapmamanın başka yolu mu var?

Ancak elbette bizimkiler bunların hiçbirini yapmadılar…

Devir; UBP-DP koalisyon dönemiydi ve Başbakan da Hüseyin Özgürgün’dü…

Dediğim gibi, ortada bir yasa yok… Hatta “Bakanlar Kurulu kararı” bile yok…

Varsa da, yayımlanmadığı için bilmiyoruz içeriğini…

Haberde öne çıkan bir isim var: “Gollifa” gibi vatandaşlık dağıtmakla ünlenmiş İçişleri Bakanı Kutlu Evren…

“Devlet Büyükleri” konusunda veciz bir açıklama yapmış, topluma hizmet eden onca şahsiyetten bu dört tanesini “UBP terazisi” ile nasıl seçtiklerini açıklamamıştı…

“Devlet Büyükleri” diye açıklananlar şunlardı:

-Nejat Konuk

-Oğuz Ramadan Korhan

-Vehbi Z. Serter

-Ahmet Atamsoy

İçişleri Bakanı Kutlu Bey mi “saptadı” bu dört ismi?

Habere bakarsanız, öyle gibi görünüyor…

Çünkü ne bir jüri var, ne bir yasa var, ne bir “ihtiyaç” var ama adam, canı çekti diye “anıt mezar” yaptırıyor…

Sayın hakyiyici Bakan, büyük bir iş başarmış gibi; müteahhit ile medyaya da poz veriyor…

Gerçekten “absürd” bir durum…

Eğer bu sayın bakan, bu işi tek başına yapmışsa durum daha da vahimdir… Çünkü Başbakan Özgürgün bu olaya hiç sahip çıkmadı, bunun üzerinden hiç nutuk atmadı…

Madalyalarda olduğu gibi, göğsünü gere gere popülizm de yapmadı… 

Peki ama; geçmişte bu topluma hizmet edenlere bir “madalyacık” dağıtmak, ya da bir “anıt mezar” yaptırmak kötü birşey mi?

Elbette değil… Ben hep “vefa kültürü”müzün zayıflığından söz ederim… Bu topluma hizmet eden herkesin bilinmesini, okullarda okutulmasını, tanıtılmasını isterim…

Ama ansızdan, kararı kimin verdiği belli olmaksızın, hangi kıstaslarla belirlendiği gizli olan bir “dörtlü” oluşturup toplu anıt-mezar yapmak; çok tehlikeli, ayıp ve toplumun geneline bir hakarettir…

Herşeyden önce, bu “dört kişi”yi kim, neye göre seçmiştir?

Bu dört kişi hakikaten “devlet büyükleri” kategorisine girer mi?

Yalnızca bu dört kişiyi seçmek, diğer hizmet edenlere haksızlık değil mi?

Elbette anıtı, heykeli, ya da büstü dikilecek, adı meydanlara verilecek birçok insanımız, yakın tarihimizde önemli hizmetlerde bulunmuştur.

Kimse bu insanların hizmetini inkâr edemez…

Lokman Hekim’den, Sinekçi Aziz’e; Nalbantoğlu’ndan Çağatay’a, İsmet Kotak’tan Naci Talat’a ve nicelerine uzanan; yalnızca siyasette değil, sanatta, sosyal alanda, edebiyatta yüzakımız olmuş şahsiyetler vardır…

Şimdi, yakın tarihimizi ne kadar bildiği, okuduğu şüpheli bir UBP’li bakan, kendi “terazi”sine dört kişiyi koymuş, devletin 266,256 TL.’sını da bu işe harcamıştır.

Elbette; yukarıda sözünü ettiğim dört merhum politikacı, topluma belirli hizmetlerde bulunmuşlardır. Bu dört merhum insanımızın değerini ve yaptıklarını asla küçümseyemeyiz. Ancak bu “proje” kesinlikle sakat bir projedir, harcanan binler boşa harcanmıştır ve maalesef yeni “Dörtlü”den de bu konuda “tıs” yoktur…

Konunun tabii bir de “mezarlık” boyutu vardır. Lefkoşa mezarlığında bir süreden beri yer sıkıntısı çekilirken, bu “dörtlü” için geniş bir alan ayrılması ve “anıt mezar”ın yarattığı görüntü, hiç de hoş değil…

Üstelik bu “anıt mezar” alanına girmek için ana giriş kapısından apayrı bir de kapı konulmuş ve mezarlık içinde ayrı bir mezarlık yaratılmıştır.

Bu “görüntü” Lefkoşa Belediyesi’ni de zora sokmaya adaydır. Yarın bu “anıt mezar” nedeniyle belediyenin çok farklı taleplerle karşı karşıya gelmesi de sözkonusu olacaktır.

Demek ki neymiş? Biz, yapmamız gereken bir işi bile, yüzümüze gözümüze bulaştırmadan başaramıyoruz…

Şimdi ben; bu yeni “Dörtlü” koalisyonun, kucağında bulduğu bu “dörtlü anıt mezar” konusunu yakın tarihimizde bu topluma hizmet edenlere haksızlık yapmayacak, onların onurunu zedelemeyecek biçimde çözümlemesini bekliyorum…

Haydi, yolsuzluk dosyalarının yanına bir de “mezar” dosyasını koyun…

“Madalya” rezilliğini de sorgulamayı lütfen ihmal etmeyin…

 
 
Etiketler: Dörtlünün, kucağındaki, “dörtlü, mezar”, Ne, olacak?, Ya, madalyalar…, ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
“Harram olsun” dememek için…
Ölen ölsün, kalan sağlar bizimdir…
“Nerde be o Akıncı? Hilton be burası… Hilton…”
Hükümet hukuk dışında “kriz” yönetiyor…
Yerel siyasetçi; jurnalciliği bırak, DAÜ’den elini çek…
Maraş “show”unun figüranları…
Rum Enosisi’ni gömdük, Türk enosisi mi hortladı?
“Karen Fogg çocuğu” “O. çocuğu…”
Bu iş giderek “dilencilik” kıvamına ulaşıyor…
“Vur ensesine, al ağzından lokmayı…”
21 Aralık 1963… Göç ve göçmenlik…
Sıtma ve talasemi onurumuz… “Has bin Allah ve nimel vekil”
Bu beş ay çok çetin geçecek…
Lefkara nakışı: İğne ile kuyu kazanlar
Rauf Bey’e mektup yazdım…
“Aldırma gönül aldırma…”
“Paradigma”nız batsın…
Biz bu “Cumhuriyet”i çok sevmiştik…
Kedi kuyruğuna, maşrappa olanlar....
Vay Saffet Paşa… Vay Karatheodori Paşa vay… (2)
Vay Saffet Paşa… Vay Karatheodori Paşa…
Karpaz’da bir kahve toplantısı…
Bizdik… Kendimiz… Kimliğimiz… Bravo… Bravo… Bravo…
Maraş’ın “Kayyum”u…
750 milyonu, 750 takla atarak alacaksa…
Guterres, işin özünü anladı galiba…
“Bulaştırma Bakanlığı” idi “Yamalama Bakanlığı” oldu…
Bu kadarı da çok fazla…
UBP-DP’nin mobil hırsızlığı…
“Kıbrıs İslam Özerk Cemahiriyesi”
Laurel ile Hardy ve üç kafanın karışıklığı…
Bulaştırma Bakanı’nın “aile bağları”
“Cedit yeni” fikirler ve Ankaracı hayaller…
Doğuş Derya’dan ayrılıkçı hayalperestlere harika bir ders…
Hameset, farfara ve “çifte çavuşlar”
“Oliki Kipros” ve Prof. Kızılyürek
İcazet, mazeret, müzevirlik ve vızzzzz…
15 aydır “falaka” sürüyor…
Akıncı’nın yeşil yeşil günahları…
Bir buket çiçek al, Polis Müdürü’ne git… Yok yaa…
Çirkin bir fotomontaj ve Şener Levent
Kıb-Tek’i atın çamaşır makinesine
Hüzün ana ve çocukları…
Yasaklı kitap… Kelepçe… Zafer işareti…
“İki devletli” olmak güzeldir…
Rauf Bey’in ruhunu sızlatanlar…
Söz verdi, oyları aldı, şimdi de cırladı…
Ağza her geleni, her yerde söylemek sendikacılık mı?
Zeki Çeler ezber bozuyor…
Yağdır Mevlâm akıl…
“Tek adamlık rejimi” da bir seçenektir…
“Kamu” maliyesini ayakta tutan “özel”in emekçileri…
Kurtulmak yok tek başına (2)
Benim vicdanım tam tersini söylüyor: Kurtulmak yok tek başına…
2019’dan istemediklerim…
Gözü “toplum”a değil de “kitle”ye odaklı solculuk…
Büyükelçi Asaf İnhan’dan yediğimiz fırça…
Tespitler doğru… O halde şimdi haydi icraata…
Ne Anastasiades; ne Çavuşoğlu…
15 Kasım Felaketi…
Bulaştırma Bakanı yasaklara ve cezalara aklını taktı
22. Bölük Efsanesi...
Arıklı “Çavuşoğlu-Özersay” muhabbetini çok kıskandı…
Akıncı’yı “dışlamak” Kıbrıslı Türkleri dışlamaktır…
Okullar, kantinler, tuvalet kağıdı ve parasız eğitim
Hayvancıya “pozitif ayırımcılık” Doğru mu?
Ankara “tasarruf” ve “reform” isterse, “bu bize uyar” diyebilecek miyiz?
Altında kalanın boynu kopsun…
“Paket” bizim paket… Ankara’nın değil…
Haçanabir dökecen o betonu…
Paris Hilton bizi “tanıtır” mı?
10 Soruda “hal-i pürmellal”imiz…
Aslan ve de kaplan medyamız…
Yakın Doğu İlkokulu’nun Kitapları…
Yerel dünyamız çok yerel…
Kapısına derhal kilit vurulmalıydı…
Belediyeler: Popülizmin bataklıkları…
51 yıl önceydi: Lefkoşa’dan “Nazım” geçti…
Mardinli Veysi ile Şehmuz’un rekabeti…
Yolları kirleten belediyeler ve Bulaştırma Bakanlığı…
Yalaşık bulaşık belediyeler…
Çerçeveci Guterres’in önüne cillenen top…
Yakında boğazımıza sarılacaklar...
Vay Sayın Bakan vay...
Özgürgün’ün Yediyüz bin ton ağırlığındaki “saygı”sı…
“Müşavir” olamayan PR’cı gazeteciler…
Moral bozucu absürd maskaralıklar…
Çanakkale ile Afrin “kombine” olur mu?
22 kaçakçılık dosyasından, 48 yolsuzluk dosyasına…
“Dörtlü” gözünü “dört” açmalıdır…
Osmanlı Tokadı…
YDP ve Arıklı “marjinal”leşmek mi istiyor?
Özgürgün’ün “delitoy”luğu, Dörtlünün ağırbaşlılığı, Burcu’nun “yetti gayri”si…
Akıncı’nın “Şiddet” karşısındaki net tavrı…
Yazarlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Sayfalar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı