Yazı Detayı
15 Mayıs 2019 - Çarşamba 08:25
 
İcazet, mazeret, müzevirlik ve vızzzzz…
Hasan KAHVECİOĞLU
hasankahvecioglu@yahoo.com
 
 

Halkın Partisi, büyük bir “iştahla” hükümetten çekip gitti…
Bir yığın “mazeret” ya da “gerekçe” sıraladı…
“Tıkanmıştık” dedi… “Ortaklar arasında güven krizi vardı” dedi…
“Alengirli işler vardı” dedi… 
Ve hepsinden önemlisi “vicdanımız rahattır” dedi…
Parti Başkanı’nın kamuoyuna yaptığı açıklamalarda “haklı” bulduğum serzenişleri yok muydu?
Elbette vardı… Yerden göğe kadar haklı bulduğum hususlar vardı Sayın Özersay’ın anlattıklarında…
Ama; ağzından çıkan onlarca “mazaret”in hiçbirini, “görevden kaçmak” için yeterli ve inandırıcı bulmadım…
Hele hele böyle bir dönemde…
Sayın Özersay’ın bu kararı; geleceğe ilişkin bireysel “politik hesapları”na hizmet ediyor olabilir…
“Ankara’nın telkinleri” doğrultusunda hareket etmeyi, içselleştirmiş de olabilir…
Tüm bunlar; “vicdanında” serinlik de yaratabilir…
Ama bir de “toplum vicdanı” yok mu?
Sandığa giderek ona umulmadık destek çıkan kitleler, ona oy veren seçmen; “zoru gördün mü kaç” diyerek mi oyunu kullandı?
Siyasete atılanların acemiliklerini, toyluklarını, iş bilmezliklerini bu “fukara” toplum kesesinden çatır çatır ödemektedir.
Ödemekte; ancak karşılığında “hizmet” alamamaktadır…
Hizmet etsin diye “farklı” şeyler söyleyenlere güvendiğinde ise “sükut-u hayal”e uğramaktadır.
15 ay önce ne yaptık biz?
Toplum ve partiler olarak; eski, kıdemli politikacıları “tasfiye” ederek, halkın karşısına gençlerden oluşan “siyasetçi”ler çıkardık…
“Halkın Partisi” diye bir parti, temiz siyaset şampiyonluğu yaptı. Sürpriz biçimde toplumdan bol bol destek gördü. Meclis’e daha adım atar atmaz kendisini hükümette buldu.
Kimimiz bu dörtlü koalisyona “Hocalar hükümeti” dedik, kimimiz ise “çocuk çoluk hükümeti”…
Aslında işe şanssız başladılar. Hem “doğal afet”lerle, hem de “doğal olmayan afetlerle” boğuştular…
Türk Lirası’nın vurduğu darbe hiç de yabana atılamaz…
Genç siyasetçilerin, dörtlü koalisyon denemesi toplumda “uzlaşma” ve “işbirliği” geleneğinin oluşması için harika bir fırsattı…
Aralarında ciddi bir “sorun” olmadığını, ikide bir deklare ediyorlardı… 
Geçtiğimiz mart ayında HP’li bakan ve vekiller, bazı gazetecileri kahvaltıya davet etti. Bunlardan biri de Ahmet Tolgay’dı. Tolgay, köşesinde şunları yazdı: “Özersay burada deşifre edemeyeceğim öyle bir şey dedi ki o anda kararımı verdim. HP dörtlü koalisyondan ayrılabilmek için halka da şirin gelecek bir fırsat kolluyor.”
HP’lilerin “mızmızlanması” aylar öncesinden başlamıştı. Medyada şikâyetleri, görünür olmaya başladı. Özersay “bir ayağı içeride, bir ayağı dışarıda” bir politika izliyor ve aradığı “fırsat”a zemin hazırlıyordu.
Şimdi “yurttaş gözlüğü”nü takalım ve olaya bakalım:
Birincisi; bu genç siyasetçiler, hükümet etmedeki sorunları neden “içeride” çözmüyorlar ve neden Halkın Partisi, ikide bir ortaklarına “sünnetçi korkusu” verir gibi “giderim ha” ayarı çekiyor?
İkincisi; Halkın Partisi; koalisyonda “eşit ortak” statüsüne ve sorumluluğa sahip olduğunu bilmiyor muydu? Bütçede açık varsa, TC ile protokol imzalanamıyorsa, borçlanma gerekiyorsa bu yalnızca Erhürman’ın derdi miydi? Halkın Partisi hükümette “misafir sanatçı” mıydı? 
Üçüncüsü; kamuoyu önünde hükümetteki ortaklarından şikâyet etmek, “etik” miydi? Hiç mi sorun çözme yeteneği yoktu bu insanların?
Dördüncüsü; Özersay; “muhatabımıza güven vermedik” diye şikâyet edeceğine, neden kendisi de sıkça gidip geldiği Ankara’da bu konuya birazcık olsun “katkı” koymadı?
Gençlerimiz “zoru gördüğünde kaçacak” partilerle mi toplum sorunlarını çözecekler?
İçinden geçmekte olduğumuz “ekonomik darboğaz”a ilişkin onların hiçbirisinin projesi, planı, programı kısaca toplumsal “gailesi” olmayacak mı?
Sadece Serdar Denktaş’ın “arazileri” ile uğraşmak, Özgürgün’ün peşine düşmek bir siyasal partinin geleceği için “referans” olabilir mi?
Özersay; “yanlışları engellemek”ten söz ediyor. Bu parti, kendi ortaklarının “yanlışları”na odaklanmışsa, bu; hepsine birden “hakaret” değil mi? Kendisi “doğrucu Davut” diğerleri de potansiyel kabahatlı”lar mı?
Bu parti; polislik, müfettişlik yapsın diye mi aldı bunca oyu?
Üstelik; “arazi kiralama” konusunda Sayın Sibel Siber’in HP’li bir bakana yönelik ciddi bir “iddiası” var. Halkın Partisi buna yanıt vermedi…
Serdar Denktaş’ın Ankara’ya “müzevirlik” suçlaması var. Ona da yanıt vermedi… 
Ülkede güllük gülistanlık bir durum yok…
Dört partinin elleri kocaman bir taşın altında…
Bir tanesi elini ansızdan çekiyor…
Böylesine bir “siyasal geleneği” kendilerinden sonrakilere miras olarak bırakmak ne kadar “etik”tir?
Ortağınızla bir bütçe yapıyorsunuz. Daha ilk aylarda, neredeyse yüzde 20’ye yakını kadar açık vereceği görülüyor…
Türkiye ile bir protokol imzalayacaktınız. Başbakan bu iş için Ankara’ya gidip geliyor ama; siz gecikiyor diye “şikâyet” etmekten başka bir şey yapmıyorsunuz…
Meclis’te bekleyen, sizin de geçmesini istediğiniz yasa tasarıları var…
Bakanlar Kurulu’nda oturup saatlerce bir “iç paket” hazırlıyorsunuz. Yeni vergiler gelecek, kemer sıkmak zorunda kalacağımız bir döneme giriliyor…
Ve siz tüm bu “sorumluluk” isteyen işlerin ortasında “vız…”
Buna “kaçmak” derler… Sorumluluktan kaçmak…
Devletin tam da “kuruşa kurşun sıktığı” bir dönemde; yeni atamalar, belki de yeni seçimler, yeni masraflar çıkarıyorsunuz…
Bütün bunlar alta alta yazıldığında “yurttaş”ın “Bu bir Ankara projesidir. Her şey önceden planlanmıştır.” diye düşünmesi doğal değil mi?
“Telkinlerle siyaset yapanlar geçmişte de oldu. Silinip gittiler” demesi normal değil mi?
Ama hepsinden acısı; bizim toplumun yeni nesil politikacılarının “icazet” rüzgârlarında oradan oraya savrulmasıdır…
İşte asıl buna hayıflanıyorum…

 
Etiketler: İcazet,, mazeret,, müzevirlik, ve, vızzzzz…,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Guterres, işin özünü anladı galiba…
“Bulaştırma Bakanlığı” idi “Yamalama Bakanlığı” oldu…
Bu kadarı da çok fazla…
UBP-DP’nin mobil hırsızlığı…
“Kıbrıs İslam Özerk Cemahiriyesi”
Laurel ile Hardy ve üç kafanın karışıklığı…
Bulaştırma Bakanı’nın “aile bağları”
“Cedit yeni” fikirler ve Ankaracı hayaller…
Doğuş Derya’dan ayrılıkçı hayalperestlere harika bir ders…
Hameset, farfara ve “çifte çavuşlar”
“Oliki Kipros” ve Prof. Kızılyürek
15 aydır “falaka” sürüyor…
Akıncı’nın yeşil yeşil günahları…
Bir buket çiçek al, Polis Müdürü’ne git… Yok yaa…
Çirkin bir fotomontaj ve Şener Levent
Kıb-Tek’i atın çamaşır makinesine
Hüzün ana ve çocukları…
Yasaklı kitap… Kelepçe… Zafer işareti…
“İki devletli” olmak güzeldir…
Rauf Bey’in ruhunu sızlatanlar…
Söz verdi, oyları aldı, şimdi de cırladı…
Ağza her geleni, her yerde söylemek sendikacılık mı?
Zeki Çeler ezber bozuyor…
Yağdır Mevlâm akıl…
“Tek adamlık rejimi” da bir seçenektir…
“Kamu” maliyesini ayakta tutan “özel”in emekçileri…
Kurtulmak yok tek başına (2)
Benim vicdanım tam tersini söylüyor: Kurtulmak yok tek başına…
2019’dan istemediklerim…
Gözü “toplum”a değil de “kitle”ye odaklı solculuk…
Büyükelçi Asaf İnhan’dan yediğimiz fırça…
Tespitler doğru… O halde şimdi haydi icraata…
Ne Anastasiades; ne Çavuşoğlu…
15 Kasım Felaketi…
Bulaştırma Bakanı yasaklara ve cezalara aklını taktı
22. Bölük Efsanesi...
Arıklı “Çavuşoğlu-Özersay” muhabbetini çok kıskandı…
Akıncı’yı “dışlamak” Kıbrıslı Türkleri dışlamaktır…
Okullar, kantinler, tuvalet kağıdı ve parasız eğitim
Hayvancıya “pozitif ayırımcılık” Doğru mu?
Ankara “tasarruf” ve “reform” isterse, “bu bize uyar” diyebilecek miyiz?
Altında kalanın boynu kopsun…
“Paket” bizim paket… Ankara’nın değil…
Haçanabir dökecen o betonu…
Paris Hilton bizi “tanıtır” mı?
10 Soruda “hal-i pürmellal”imiz…
Aslan ve de kaplan medyamız…
Yakın Doğu İlkokulu’nun Kitapları…
Yerel dünyamız çok yerel…
Kapısına derhal kilit vurulmalıydı…
Belediyeler: Popülizmin bataklıkları…
51 yıl önceydi: Lefkoşa’dan “Nazım” geçti…
Mardinli Veysi ile Şehmuz’un rekabeti…
Yolları kirleten belediyeler ve Bulaştırma Bakanlığı…
Yalaşık bulaşık belediyeler…
Çerçeveci Guterres’in önüne cillenen top…
Yakında boğazımıza sarılacaklar...
Vay Sayın Bakan vay...
Özgürgün’ün Yediyüz bin ton ağırlığındaki “saygı”sı…
“Müşavir” olamayan PR’cı gazeteciler…
Moral bozucu absürd maskaralıklar…
Dörtlünün kucağındaki “dörtlü mezar” Ne olacak? Ya madalyalar…
Çanakkale ile Afrin “kombine” olur mu?
22 kaçakçılık dosyasından, 48 yolsuzluk dosyasına…
“Dörtlü” gözünü “dört” açmalıdır…
Osmanlı Tokadı…
YDP ve Arıklı “marjinal”leşmek mi istiyor?
Özgürgün’ün “delitoy”luğu, Dörtlünün ağırbaşlılığı, Burcu’nun “yetti gayri”si…
Akıncı’nın “Şiddet” karşısındaki net tavrı…
Yazarlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Sayfalar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı