Yazı Detayı
27 Mart 2020 - Cuma 02:19
 
KKTC’nin çok büyük finansal desteğe ihtiyacı olacak…
Emir OSMAN
 
 

LONDRA- Koronavirüs COVID-19’la dünya çok yönlü bir hareketlilik yaşıyor.

Bütün bu olanlarla küçücük KKTC nasıl etkileniyor? 

Birçok salgın hastalıklar, genellikle sağlık hizmetleri çok sınırlı olan üçüncü dünya ülkelerinde başlıyor. Sağlık ve hayat standardı olarak KKTC’yi, üçüncü dünya ülkesi olarak tanımlamak yanlış olur, çünkü KKTC’nin hayat standardı Avrupai standartlara yakındır. 

Kıbrıslı halk arasında büyük problem yaratacak bulaşıcı hastalıklar pek yoktur.

Fakat, bu önlem almamak anlamına gelmez. 

Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi küreselleşme ve seyahat özgürlüğü, KKTC’yi büyük pandemik ve salgın enfeksiyonlar açısından çok büyük tehlikelere açmıştır. Kıbrıs’ın bir tatil adası oluşu, dünyanın birçok ülkesinden taşıyıcı insanların getireceği, mikroplara kapı açmaktadır. 

Ayrıca, gelir düzeyi 2004’ten sonra (Annan Planından sonra görülen arsa fiyatları ve inşaat patlamaları sonrası) refah düzeyi yükselen Kıbrıslılar, tropikal ülkeler de dahil yurt dışında ve kruz gemilerinde birçok tatiller yapmaya ve ülkeye yeni mikroplar taşımaya başladı. 

Buna bir de üniversitelere yurt dışından gelen (genellikle üçüncü dünya ülkelerinden) yüz bin kadar öğrencinin adaya getirebildiği yabancı mikrop ve bakterileri düşündüğümüz  zaman, ada halkının riskinin ne kadar büyüdüğünü görebiliriz.

KKTC’nin siyasal açıdan tanınmaması ve uluslararası camiadan ambargolar tarafından ayrı kalması ekonomisini ve hayat standartlarını büyük derecede etkiliyor. 

Devlet bütçesinin 90 kadar miktarı maaşlara gidiyor ve bu bile ancak Türkiye’nin verdiği yardımlarla karşılanıyor. Bütün bunlar KKTC’nin iş yapma kapasitesini kısıtlıyor. Buna kalifiye olmayan ve torpille görevlendirilen insanların beceriksizliğini, ihmalini ve suiistimalini ve de ayrıca KKTC ve TC arasında ekonomide Moral Hazard diye bilinen mental tavrı eklerseniz, devletin verimliliğinin ne kadar düşük olduğunu anlayabilirsiniz.

KKTC sağlık hizmetleri kamu ve özel diye ikiye ayrılsa bile, iki sektör de yetersizdir. Halkın gelir düzeyi uzun vadeli tedavi için yeterli değildir ve devletin de bunu verecek ekonomik gücü yoktur. İngiltere’den Kıbrıs’a yerleşen birçok Kıbrıslı Türk, sağlık masrafları ile başa çıkamamış ve İngiltere’ye geri dönmek mecburiyetinde kalmıştır. 

Uzman doktor, sağlık çalışanı ve teknoloji eksikliği her zaman göze çarpmaktadır. Fakat eksik olan en önemli şeylerden bir tanesi de, hastane ve sağlık kuruluşlarını ekonomik ve profesyonelce  yönetebilecek uzman yöneticilerin olmamasıdır. 

Çoğu zaman kaos ve düzensizlik göze batmakta. Son zamanlarda Dr Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesinde çıkan yangın, polis tarafından illegal işler yapan doktorların tutuklanması, doktor ve tedavi hatalarını kısıtlayıcı sistemlerin ve yasaların olmayışı veya yetersiz olması sağlık sisteminin çarpıklıklarını ortaya koyan örneklerdir. 

Politik sistemin bunları görmemesi ve düzeltmemesi ayrı bir derttir.

Sağlık sistemindeki bütün eksiklikleri düzeltmek açısından devletin acilen bir program yapması ve strateji belirlemesi gerekir. İngiltere’deki gibi veya AB’den ve WHO tarafından onaylanabilecek bir de öldürücü pandemik programı ve stratejisi uygulanmalıdır. 

Yurt dışına, tehlikeli ülkelere giden vatandaşlar ve yurt dışından gelen bütün insanları ve yiyecekler önleyici sağlık kontrolünden geçirmeli, gerektiği zaman aşıya şart koşulmalı, aşı uygumalıdır. 

Sağlık eğitimi geliştirilmelidir ki büyük tehlikelerden gelecek olan riski azaltabilsin. 

Küçük nüfusun ciddi bir pandemik durumunda yok olması an meselesidir. Sağlık hizmetleri, devlet ordusu kadar önemsenmelidir. Devlet ordusunun etkisiz kalacağı tek durum bir öldürücü pandemiktir.

Ekonomik kısıtlamalar içinde olan ve Türkiye’ye muhtaç olan KKTC, sağlık risklerini artırdığı gibi ekonomik risklerini de2004, yılından beri artırmıştır.

KKTC’de, iç dinamiklere dayanan bir ulusal ekonomik sistem kurulamadı ve sadece kendi kazancı peşinde koşan birkaç iş adamı ile yabancı sermayeye ve küresel sistemin risklerine açık bırakılmıştır.  Sağlık sistemi gibi bankacılık sistemi de tefeciliğe dayanan ve sürekli problemler yaşayan ve yaşatan bir sistem haline gelmiş, ülke ekonomisinin kaldıramayacağı,  yirminin üstünde sayıya ulaşmıştır. Bankacılık sistemiyle iç içe olan inşaat sektörünün satılmayan ve yarım kalan binlerce inşaatı, ekonominin nakit akışını dar boğaza sokmuştur. Bankacılığın 20 Reserve Bankacılık sistemine göre çalıştığını da düşünürsek ülkedeki borçların, nakit paranın en az beş misli olduğunu düşünürsek koronavirüsün getirdigi ihtiyaç nedeniyle,  bankaların vatandaşa verebilecek nakit parası olmadığı ortaya çıkacaktır. 

Koronavirüs bütün ülkelerde olduğu gibi Kıbrıs’ta da ekonomiyi mahvetmek üzeredir ve KKTC’nin çok büyük finansal desteğe ihtiyacı olacaktır. Bu durum, inşaat sektörü ve turizm çöktüğü zaman daha da vahim olacaktır. Siyasilerin Türkiye ve Dünya Bankası, IMF, AB gibi diğer küresel kurumlarla görüşüp en az 500 milyon Amerikan Doları bir acil ekonomik paketi stand-by’e koyması gerekir.    

 

 
Etiketler: KKTC’nin, çok, büyük, finansal, desteğe, ihtiyacı, olacak…,
Yorumlar
Yazarlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Sayfalar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı