Yazı Detayı
25 Kasım 2019 - Pazartesi 12:06
 
Lefkara nakışı: İğne ile kuyu kazanlar
Hasan KAHVECİOĞLU
hasankahvecioglu@yahoo.com
 
 

Karpaz’ın girişinde, Çayırova köyünde Pazar günü “Lefkara Nakış Günü” etkinliği vardı…

Etkinliğin sloganı, 30 yıldan beridir “Lefkara nakışı”nı kurtarmak için verilen savaşımın özeti gibiydi: “İğne ile kuyu kazanlar…”

Gerçekten; Lefkara kökenli beş kadının, Neyre Turgut Özsoylu ve Kezban Sunalp Değirmencioğlu’nun öncülüğünde bir araya gelerek, inatla ve sabırla “Lefkara Evi”nde sürdürdükleri uğraş, “iğne ile kuyu kazmanın” acı ve düşündürücü bir örneğidir…

Bu beş kadın; 2016 yılından beridir, ninelerinin, annelerinin ata yadigârı el sanatı “Lefkara işi”ni yaşatmaya, yaymaya, ekonomik değerini tanıtmaya çalışıyorlar…

Çok da güzel işler üretiyorlar, giderek halkayı genişletiyorlar, ancak zaman geçtikçe, bu nakış sanatını bilen köylüler göçüp gidiyor, bu sanat neredeyse yok oluyor…

Lefkara’nın kadınları, bu sanatı güneyden bu topraklara taşıdılar. Ama kimse ellerinden tutmadı, desteklemedi…   

“Lefkara nakışı”na devletin sahip çıkmaması tam bir ahmaklık…

Oysa; kaybolmaya yüz tutmuş ve ivedilikle “korunma” atına alınması gereken bir geleneksel zenginliğimizden söz ediyoruz…

Bu konuda bir “Enstitü” hatta bir “akademi” kurulması bile düşünülebilir… Bu sanatı icra eden, üreten kıdemli kadınları derhal bir araya getirmeli ve onların pratik hocalığı altında gençler yetiştirilmedir.

Bu “yokoluş” bir seferberlikle durdurulabilir… Bunun için de tüm paydaşlarla oturup bir “proje” üstünde çalışmak gerekiyor…

Bu sanat, nesilden nesile aktarılamayacak duruma gelmek üzeredir…

Hani, bazıları KKTC’nin “marka” olacağını söylüyor ya, işte sizi “marka” yapacak, dünyada tanıtacak, isminizi uçuracak bir fırsat…

Pazar günü bu etkinlikte Başbakan da konuştu, Eğitim Bakanı da…

Her ikisi de boş laflar ettiler…

Bir projeleri yok… İleriye dönük bir düşünceleri yok… Vizyon sıfır… Turizm Bakanı ise törene bile gelmedi…

Oysa; Rum Turizm Bakanlığı, güneydeki Lefkara köyüne özel statü tanıyor, el emeği bu ünlü nakışlar yüzünden köy turist kaynıyor ve ekonomik getirisinden de önemli bir kesim fayda sağlıyor…

Turizm Bakanlığı’nın “Lefkara Evi” ile ortaklaşa gerçekleştirebileceği yaratıcı projeler vardır ve bu konuda geç kalınmamalıdır…

Gördüğüm kadarı ile Mehmetçik Belediye Başkanı Sarıçizmeli, bölgede eko-akro turizm yapan Zekai Altan ve yine bölgede faaliyet gösteren AKSA, “Lefkara Evi” ile işbirliği yapıyor, katkı koyuyorlar. Dilerim bu çabalar, Lefkara nakışı konusundaki “farkındalığı” artırır, devlet de uyanır ve geç olmadan bir kalıcı “proje” ile bu el sanatımıza sahip çıkılır.

“Lefkara Evi”nin gerçekten bir “iğne ile kuyu kazma” hikâyesi olduğunu acı biçimde gözlemledim Pazar günü…

Lefkaralıların göç ettiği Çayırova köyünde bir “Lefkara Nakış Müzesi” kurma fikri 1980’lere kadar uzanır…

1986 yılında “Turizm ve Kültür Bakanı” olan İsmail Bozkurt’un talebi ve desteği ile ilk adımları attığımızı, köye giderek şimdiki binayı belirlediğimizi, (Bakanlıkta üst düzey bürokrat idim.) ihaleye çıktığımızı ve restorasyon çalışmaları başlarken UBP-TKP koalisyon hükümeti yıkılınca arkadan gelen UBP’li hükümetlerin hiçbirisinin konu ile ilgilenmediğini acı içinde anımsıyorum.

Bu bina ve proje 1986 yılından 2000 yılına kadar atıl kaldı. Sayın Mustafa Akıncı Turizm Bakanı olunca konuya el attı ve bina tam 14 yıl sonra restorasyona tabi tutuldu.

Bina restore edildikten sonra, UBP-TKP Hükümeti bir kez daha bozulunca yeniden proje rafa kaldırıldı. Bundan tam 16 yıl sonra 2016 yılında yukarıda sözünü ettiğim beş Lefkara kökenli kadın buraya sahip çıktı ve hiçbir destek almadan işe koyuldu.

Yani; kendimize özgü bir kültürel zenginliğimizi, bu adada var olmamızın köklerini kanıtlayan bir geleneğimizi adeta gizledik. Bu alanda Rumlar yol alırken biz bu işi bilenlerin ölmesini bekledik. Bir müzeyi bile açamadık. Oraya birkaç eleman koyarak bu sanatı yaygınlaştırmayı beceremedik.

1986’da Çayırova’da bir müze açmak için yola çıktığımızda köyün muhtarı Turgut Sunalp büyük bir istekle, bizimle birlikte bu “hayal”in gerçekleşmesine baş koymuştu.

Yıllarca gelen giden bakanlarla, hükümetlerle uğraştı… Hiçbirisi ikna olmadı… Ta ki Mustafa Akıncı Turizm Bakanı oluncaya kadar…

Akıncı, 2000 yılında Karpaz’a turizm bakımından özel önem veren bazı projeler hazırlatmıştı.

Bunlardan biri de “Lefkara Evi” projesiydi. Bina restore edilmiş ancak arkadan gelen UBP’li hiçbir hükümet bu proje için kılını bile kıpırdatmadığı için bir 16 yıl daha öylece boş kalmıştı.

Şimdi; ne gariptir ki, Turgut Sunalp’in gerçekleşmesi için canını yediği bu “proje”  ölümünden yıllar sonra, kızlarına ve torunlarına nasip olabildi.

İşin bu yönü belki gurur vericidir, ama ben 30 yıl önce büyük hayaller kurarak ortaya attığım bu projenin 30 yıl sonra bu içerikle gerçekleşmesini izlediğimde içim sızlar…

Pazar günü gururla izlediğim “İğne ile kuyu kazan” kadınlarımızı kutlarken, bu projeyi birlikte tasarladığımız Turgut Sunalp (merhum) İsmail Bozkurt ve katkı koyan Mustafa Akıncı’nın da adını anmak gerektiğini düşünüyorum.   

 
Etiketler: Lefkara, nakışı:, İğne, ile, kuyu, kazanlar,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Bu beş ay çok çetin geçecek…
Rauf Bey’e mektup yazdım…
“Aldırma gönül aldırma…”
“Paradigma”nız batsın…
Biz bu “Cumhuriyet”i çok sevmiştik…
Kedi kuyruğuna, maşrappa olanlar....
Vay Saffet Paşa… Vay Karatheodori Paşa vay… (2)
Vay Saffet Paşa… Vay Karatheodori Paşa…
Karpaz’da bir kahve toplantısı…
Bizdik… Kendimiz… Kimliğimiz… Bravo… Bravo… Bravo…
Maraş’ın “Kayyum”u…
750 milyonu, 750 takla atarak alacaksa…
Guterres, işin özünü anladı galiba…
“Bulaştırma Bakanlığı” idi “Yamalama Bakanlığı” oldu…
Bu kadarı da çok fazla…
UBP-DP’nin mobil hırsızlığı…
“Kıbrıs İslam Özerk Cemahiriyesi”
Laurel ile Hardy ve üç kafanın karışıklığı…
Bulaştırma Bakanı’nın “aile bağları”
“Cedit yeni” fikirler ve Ankaracı hayaller…
Doğuş Derya’dan ayrılıkçı hayalperestlere harika bir ders…
Hameset, farfara ve “çifte çavuşlar”
“Oliki Kipros” ve Prof. Kızılyürek
İcazet, mazeret, müzevirlik ve vızzzzz…
15 aydır “falaka” sürüyor…
Akıncı’nın yeşil yeşil günahları…
Bir buket çiçek al, Polis Müdürü’ne git… Yok yaa…
Çirkin bir fotomontaj ve Şener Levent
Kıb-Tek’i atın çamaşır makinesine
Hüzün ana ve çocukları…
Yasaklı kitap… Kelepçe… Zafer işareti…
“İki devletli” olmak güzeldir…
Rauf Bey’in ruhunu sızlatanlar…
Söz verdi, oyları aldı, şimdi de cırladı…
Ağza her geleni, her yerde söylemek sendikacılık mı?
Zeki Çeler ezber bozuyor…
Yağdır Mevlâm akıl…
“Tek adamlık rejimi” da bir seçenektir…
“Kamu” maliyesini ayakta tutan “özel”in emekçileri…
Kurtulmak yok tek başına (2)
Benim vicdanım tam tersini söylüyor: Kurtulmak yok tek başına…
2019’dan istemediklerim…
Gözü “toplum”a değil de “kitle”ye odaklı solculuk…
Büyükelçi Asaf İnhan’dan yediğimiz fırça…
Tespitler doğru… O halde şimdi haydi icraata…
Ne Anastasiades; ne Çavuşoğlu…
15 Kasım Felaketi…
Bulaştırma Bakanı yasaklara ve cezalara aklını taktı
22. Bölük Efsanesi...
Arıklı “Çavuşoğlu-Özersay” muhabbetini çok kıskandı…
Akıncı’yı “dışlamak” Kıbrıslı Türkleri dışlamaktır…
Okullar, kantinler, tuvalet kağıdı ve parasız eğitim
Hayvancıya “pozitif ayırımcılık” Doğru mu?
Ankara “tasarruf” ve “reform” isterse, “bu bize uyar” diyebilecek miyiz?
Altında kalanın boynu kopsun…
“Paket” bizim paket… Ankara’nın değil…
Haçanabir dökecen o betonu…
Paris Hilton bizi “tanıtır” mı?
10 Soruda “hal-i pürmellal”imiz…
Aslan ve de kaplan medyamız…
Yakın Doğu İlkokulu’nun Kitapları…
Yerel dünyamız çok yerel…
Kapısına derhal kilit vurulmalıydı…
Belediyeler: Popülizmin bataklıkları…
51 yıl önceydi: Lefkoşa’dan “Nazım” geçti…
Mardinli Veysi ile Şehmuz’un rekabeti…
Yolları kirleten belediyeler ve Bulaştırma Bakanlığı…
Yalaşık bulaşık belediyeler…
Çerçeveci Guterres’in önüne cillenen top…
Yakında boğazımıza sarılacaklar...
Vay Sayın Bakan vay...
Özgürgün’ün Yediyüz bin ton ağırlığındaki “saygı”sı…
“Müşavir” olamayan PR’cı gazeteciler…
Moral bozucu absürd maskaralıklar…
Dörtlünün kucağındaki “dörtlü mezar” Ne olacak? Ya madalyalar…
Çanakkale ile Afrin “kombine” olur mu?
22 kaçakçılık dosyasından, 48 yolsuzluk dosyasına…
“Dörtlü” gözünü “dört” açmalıdır…
Osmanlı Tokadı…
YDP ve Arıklı “marjinal”leşmek mi istiyor?
Özgürgün’ün “delitoy”luğu, Dörtlünün ağırbaşlılığı, Burcu’nun “yetti gayri”si…
Akıncı’nın “Şiddet” karşısındaki net tavrı…
Yazarlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Sayfalar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı