Yazı Detayı
10 Haziran 2018 - Pazar 10:23
 
Onurlu bir yaşam, onurlu bir ölüm...
Hülya HARUTOĞLU
 
 

Bu yazımda, tatsız olarak da algılanabilecek ama hepimizi yakından ilgilendiren önemli bir konudan bahsedeceğim;  İnsanoğlunun  tarih boyunca sırlarla dolu , esrarengiz   ve kadim trajedisi ; Ölüme yolculuk.....

Yaşam değilse de, ölüm her zaman  adildir. Mutlaka , ya  aniden,  ya da sinsice yavaş yavaş zengin- fakir, güzel- çirkin, okumuş- cahil  ayırmadan eşit olarak gerçekleşir.

“Er ya da geç her canlı bir gün ölümü tadacak”, “Bütün günler ölüme gider, son gün varır” gibi  bazı aforizmaları  dilimize pelesenk etsek de  ölümü  hiç gelmeyecekmiş  varsayımı ile yaşarız.

Ölümden korkmayan var mı ?

Woody Allen ölümden korkmadığını söyler; ve ekler “sadece gerçekleşirken  orada olmak istemiyorum , hepsi  bu !”   Her canlının değişmeyen mutlak sonunu ifadeleştirse de ölüm, çok bilinmeyenli denklem gibidir. Ne zaman ? Nerede? Nasıl ? Ne şekilde? Kimin yanında ? vb  soruların net cevabı yoktur. Ölümden çok ne şekilden öleceğinden korkar insan. “Allah çok çektirmeden, kimseye muhtaç etmeden  canımı alsın” söylemi de bunun kanıtı değil midir?

Şimdi şöyle bir beyin fırtınası yapalım, düşünün ki bir yakınınız, kanser hastalığı , KOAH, veya yaşlılığa bağlı  çoklu kronik hastalıkların tedavisi için  tüm tedavi yöntemlerinin denenmesine karşın sonuç alınmamasından dolayı artık aktif  tedavinin  uygulanmadığı ya da bir tedavi yöntemi aramanın  bırakıldığı bir süreçtedir.. Doktorunuz , hastanız  için hastanede  artık yapılacak  hiçbir şeyin  kalmadığını söyler , evde  iyi bir bakımın öneminden bahseder ve  hastayı  taburcu eder. Hastane dönemi böylece sona ermiş ve birçok sorunla mücadele süreci  başlamıştır.

Zorlu süreç ve  yapılması gereken olası seçeneklerden birkaçı ;

Seçenek 1- Hasta yakınlarından birisinin hastanın   bakımını üstlenmesi ; Bir sağlık çalışanı gibi gayretle çalışsa bile, sonuç hem bakım veren hem de hasta açısından  çok da yüz güldürücü değildir. Her an hastanın ağrılarına, ızdırabına tanık olamak, gerçekleşme ihtimali yüksek olan ölüm beklentisi ya da evde ölüm ile  karşı karşıya kalmak gerçeği  aile fertleri için ayrı  ayrı travma nedenleridir . Hasta ile birlikte hasta yakınlarında da tükenmişlik sendromu belirtilerinin başlaması çok olasıdır.

Seçenek 2- Özel hastaneden bakım hizmeti almak; Bu her ne kadar kulağa hoş gelse de, tahmini yaşam süresi konusunda netlik olmadığı için, maliyet açısından sürdürülebilir bir çözüm olmayabilir. Uzun süreli bir odayı kapatmanın bedeli ve de yanında mutlaka bir refakatçinin olması zorunluluğu düşünüldüğünde pek de avantajlı bir çözüm olmadığı gerçeği karşımıza çıkıyor.

Seçenek 3- Hastayı bir bakıcı eşliğinde kendi evine götürmek. Hasta bakımı konusunda , hijyen  konusunda, hasta psikolojisi konusunda bilgi noksanı bir bakıcıdan ne kadar randıman alınabilir ? Bu tip deneyimlerden başarılı sonuçların alınması oranın oldukça düşük olduğunu izliyoruz ve duyuyoruz.

İşte tam bu nokta hasta için“Allah canımı alsa da kurtulsam” , yakınları için ise “Allah kurtarsın, huzuru bulsun artık” dualarının yoğunlaştığı dönemdir.

Her insan iyi ve  onurlu bir  ölümü hak eder

Yaşamsal fonksiyonların belirli bir süre içinde sonlanmasının beklendiği, akut ya da kronik hastalıklar ya da doğrudan yaşa bağlı olarak haftalar günler içinde ölümün söz konusu olduğu zaman dilimi “terminal dönem” ya da “yaşamın son dönemi” olarak adlandırılır. Hiçbir  tıbbi girişim bu süreci önleyemez. Tam da  bu dönemdeki hasta için yeni bir seçenek karşımıza çıkıyor. Son yıllarda  gelişmiş ülkelerde hızla yaygınlaşan  hasta ve hasta yakınları açısından önemli avantajlar sağlayan  yeni bir yapılanma  ;  “palyatif  bakım ve hospisler”  

Yaşamın sonunun planlanması ; Palyatif  Bakım ve  Hospis

Dünya Sağlık Örgütü ‘ne göre palyatif  bakım; hastanın ve ailesinin yaşamını tehdit eden sorunlarla karşılaştığında, ağrının ve diğer fiziksel, psikososyal ve manevi, ruhani problemlerin erken dönemde belirlenmesi, dikkatlice değerlendirilmesi ve tedavi edilmesiyle acı çekmesi önlenerek hasta ve ailesinin yaşam kalitesini geliştiren bir yaklaşım olarak tanımlanmaktadır. Palyatif  bakım sadece ölüm anına yaklaşırken değil hastalığının teşhisi konduğu andan başlayıp ölüm sonrası yas sürecini de kapsamaktadır. Buradaki amaç ölümün kendisinin ortadan kaldırılması değil, aksine onun dayanılmaz ve istenilmeyen yansımalarıyla mücadele edilmesidir. Bir "ölüm yatak" servisi değildir, ayrıca ötenazi de değildir . Onur, huzur ve konfor umudu sunar

 Türkiye’de palyatif  bakım merkezleri, ağrı merkezleri ve evde bakım merkezleri açılırken dünyada özellikle ölüm sürecine yaklaşırken kullanılan hospis bakım evleri bulunmaktadır. Türkiyede  palyatif  bakımın ilk adımı olarak T.C Sağlık Bakanlığı ‘’Evde Bakım Hizmetini’’ 2010 yılında başlatmıştır. 

Dünyadan Örnekler

İngiltere’de erişkin hastalar için 1967 yılında “Dame Cicely Saunders” ilk modern hospis (destekeci) olarak kurulmuştur. Pediatrik hastalarda ise Amerika’da 1978 yılında Virjinya eyaletinde Edmarc Hospice adında bir program başlatılmıştır. Palyatif  bakım Almanya'da 1983'de Köln Üniversitesi cerrahi bölümüne bağlı olarak ilk palyatif servisin kurulmasıyla başlamıştır. 1999'da İngiltere'de 236 palyatif bakım kurumu (Hospis ve hastanelerdeki palyatif servisler) 400 toplumsal palyatif  bakım hizmet merkezi , 138 hastane bakım destek hizmet birimi ve 209 hastane palyatif bakım ve destek ekibi oluşturulmuştur. Toplam hospisler, her yıl terminal ya da yaşamı sınırlandıran hastalıklara sahip 200.000 kişiye ücretsiz olarak yaşamsal bakım sağlamaktadır. 

Özetle, dünya ülkelerinin  32’sinde (75 ülkede) henüz palyatif bakım aktivitesi başlatılmamış,   10’unda (23 ülke) palyatif bakım hizmetleri yapılanma aşamasında,   39’unda (91 ülke) palyatif bakım yerel servislerle sağlanmakta ve  19’unda (45 ülke) palyatif bakım hizmetlerinin sağlık hizmetlerine entegre bir şekilde sunulmaktadır  

Bir maliyet etkinlik analizi

 İnsani ve manevi değerlerin korunmasının  yanında ,  bu kuruluşların maliyet etkinlik açısından da önemini vurgulamak isterim. Bir araştırmaya göre; Türkiye de  ölümlerin 40’ı evde , kanserli hastaların 60’ı hastanede gerçekleşmektedir. Her terminal dönem bakımı ortalama 15,8 gün sürmekte, bakımın maliyeti günlük 1.365 TL olup toplam 21.842 TL tutmaktadır. Eğer palyatif bakım merkezleri ya da evde bakım merkezlerinden destek alınırsa bu masraflarda 30-65 oranında azalma beklenmektedir.

Son söz ; Elbette  her insan iyi ve onurlu bir yaşamı ve ölümü hak eder.  Bunun sağlanması tüm insanlığın sorumluluğudur. Dileğim , Ülkemizde de yeni politikalar,  yeni projeler, yeni yasal düzenlemelerle   ile en kısa zamanda hospis ve palyatif bakım konusunda büyük adımların atılmasıdır.

 

 
Etiketler: Onurlu, bir, yaşam,, onurlu, bir, ölüm...,
Yorumlar
Yazarlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Sayfalar
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
75
0
7
3
24
34
2
Fenerbahçe
72
0
4
9
21
34
3
Medipol Başakşehir
72
0
6
6
22
34
4
Beşiktaş
71
0
5
8
21
34
5
Trabzonspor
55
0
9
10
15
34
6
Göztepe
49
0
11
10
13
34
7
Demir Grup Sivasspor
49
0
13
7
14
34
8
Kasımpaşa
46
0
14
7
13
34
9
Kayserispor
44
0
14
8
12
34
10
Evkur Yeni Malatyaspor
43
0
13
10
11
34
11
Teleset Mob. Akhisarspor
42
0
14
9
11
34
12
Aytemiz Alanyaspor
40
0
16
7
11
34
13
Bursaspor
39
0
17
6
11
34
14
Antalyaspor
38
0
16
8
10
34
15
Atiker Konyaspor
36
0
16
9
9
34
16
Osmanlıspor FK
33
0
17
9
8
34
17
Gençlerbirliği
33
0
17
9
8
34
18
Kardemir Karabükspor
12
0
28
3
3
34
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı