Yazı Detayı
15 Ağustos 2019 - Perşembe 01:13
 
ÖRDEKLEŞENLERDEN MİSİNİZ ?
Prof. Dr. Hülya HARUTOĞLU
 
 

Hepimizi içine çekmeyi başaran harikalar diyarı sanal dünya... 

Sanal dünya sayesinde hayaller, gerçekler, yalanlar, doğrular, yanlışlar, mutluluklar, mutsuzluklar herşey birbirine karışmış durumda. Dünya içinde yeni bir dünya yaratılmış gibi. Pek çok öğretiler, kazanımlar olmakla birlikte kaybedilen değerler de bir o kadar fazla.

Sanal sosyal dünyada, günün önemli bir kısmını sahte benliğe bürünerek geçiren insanlar,  gerçek benliklerinden uzaklaşırlar. Sanal benlik daha mükemmel, daha güzel ve bütün pozitif en’leri bolca barındıran bir kimliktir. Kısacası  dijital perdede mış/muş gibi görünmek için perde arkasında sefilce mücadele ediyorlar. Farklı imajlar için  yaşamlarından bazı  kesitleri abartarak  sergilemeye çalışırlarken kendileri de sürekli öyle bir hayatın içinde olduklarını hissederler ve gerçek hayatlarına döndüklerinde  hayal kırıklıkları ile karşı karşıya kalırlar. Sahici hayat sosyal medyadaki kadar şatafatlı ve  tatlı dilli değil ne yazık ki !

Günün uzun saatleri  boyunca sanal ama ideal bir benlikle hareket edildiğinde , gerçek dünyada  mükemmel gibi görünenden  daha az olana razı olmak zorlaşır. Tam da bu noktada hastalık belirtileri başlar.

Bu durum  Stanford Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafında “ördek sendromu” olarak tanımlandı. Terim, bir ördeğin, suyun  üzerinde zahmetsizce,  kayıyor gibi süzülürken,  görünmez bir şekilde ayaklarının çılgınca çalıştığı, dibe  batmadan durabilmek  için ciddi bir efor sarfettiği  anlamına gelir. Sendromun resmi tanı ölçütleri olmadığından  altta yatan depresyon, anksiyete veya diğer herhangi bir zihinsel sağlık sorunu olarak değerlendirilir. 

Ördek sendromu çoğunlukla öğrencilere, sorunlarıyla mücadele eden  kişinin içinde fırtınalar koparken  yüzeysel olarak tamamen sakin göründüğü durumlara atıfta bulunur.

Üniversite öğrencilerinde  ördek sendromu için  risk faktörleri, aileden uzakta  yaşamak, liseye kıyasla sorumlulukta artış, düşük benlik saygısı, olumsuz vücut imgesi , sosyal çevre edinme baskısı, akademik, sosyal ve toplumsal talepler vb sebeplerdir.

Sendromu tetikleyen ailevi faktörler ise; Ebeveyinlerin rekabetçi olması, başarı beklentisini aşırı vurgulaması, mükemmelliyetçilik eğilimi, aşırı derecede koruyuculuk ve anne-babanın  hayal kırıklığından kaynaklanan nedenlerdir.

Sosyal medyada çok sık yapılan şey, herkesin   kendinden daha mutlu, daha güzel ve başarılı olduğunu düşünmek, başkalarının dikkatlice takip etmek  ve kendi  performansını , çeşitli tasarımlar yaparak , abartarak sosyal medyada sergilemesi durumudur. Sınır tanımadan,  teşhir edilen mutluluk fotoğrafları, çeşitli platformlarda çekilmiş artistik pozlar,  mükemmel sofralar, gezi fotografları, özçekimler, photoshoplar   tam da bu nedenlerden dolayıdır. 

Ördek sendromu ciddiye alınması  ve  tedavi edilmesi gereken bir problemdir. Tedavi edilmediğinde kaygı, depresyon belirtileri ve çoğu diğer zihinsel hastalıklar daha uzun sürer, düzelmez veya kötüleşebilir. Psikoterapi, psikiyatri  ve ilaçların kombinasyonu, depresyon ve anksiyete tedavisinin temel bileşenlerindendir. 

 

Sonuç olarak;

 Sanal dünyanın illüzyonu  olarak sosyal medyada gördüğümüz  sarmaş dolaş , mutlu gülücüklerle, en zengin sofralarda en marka giysilerle eğleniyormuş gibi görünenler ve  canım, cicim, aşkım, aşkitom gibi sevgi sözcüklerini dillerine pelesenk edenler   var ya sakın ha onlara  çok özenmeyiniz onları  kıskanmayınız. Çünkü onların  bu  kıyaslama oyunu için -mış gibi görünmek uğruna ördekler gibi  gölün altında kalan ayaklarını bir makine gibi durmadan çalıştırdığını , bu uğurda ne büyük fedakarlıklara katlandıklarını siz  dışarıdan   göremezsiniz. En kötüsü  de ne biliyor musunuz ?Tüm  bu hikayeler hileli ve  mutlu sonla bitmiyor.

 
Etiketler: ÖRDEKLEŞENLERDEN, MİSİNİZ, ?,
Yorumlar
Yazarlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Sayfalar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı