Erçin SahmaranKıbrıs

Erçin ŞAHMARAN – Artık yeni şeyler söylemek lazım

Cumhurbaşkanlığı seçimi için, içinde bulunduğumuz dönemin şartları belirleyici olacaktır.

Oysa tüm bunların yanında, Cumhurbaşkanlığının sırf bir makamdan öte, önemini ortaya koymak gerekiyor.

Belki sembolik bir makam, iç konularda icraat sahibi değil, ancak dış pencerede ne göstereceği çok önemli bir makam.

Kıbrıslı Türkler ne istiyor, beklentileri nelerdir, dünya ile nasıl bütünleşebilir, içsel sancılarında, demokrasiye, hukuka, ticaretten, siyasete her anlamdaki üretme kapasitesini dünya ile paylaşmanın yollarını aramalıdır.

İç konularla zaman harcayan değil, dış merkezlerde zaman, enerji ve mesai harcayacak bir ekibe ihtiyaç var. 

Siyasallaştırılmış dış temsilcilikleri, hareketlendirecek, siyasi üretime teşvik edecek, yeni bir sistem, yeni bir anlayış aranmalı.

Pandemi sürecinde dünyayı takip eden, aynı dili konuşan, sağlıkçılar, sivil toplum örgütleri olduğunu gördük.

Kendini yetiştirmiş, iyi eğitim almış, donanımlı insanlar bu süreci yönetti.

Siyasi kadrolar ile süreci yöneten sivil toplum örgütlerinin farkı çok rahat görüldü.

Siyasi erkin, gerçekçi, radikal, kendinden emin, popülist olmayan adımlar attığını göremedik.

İşte siyasetle, bilim arasındaki fark budur.

Bilim adamları dünyanın keşfettiklerini, uygulamada, tarafsız ve hızlıca yapmak isterken.

Siyasetçi tüm adımları bir sonraki seçimin gölgesinde atar.

Dünkü yazımdan bir söylemle devam edersem;

Artık yeni şeyler söylemek lazım.

Toplumsal geleceğe, dünya ile rekabete hazır ekonomiden, her türlü hakka saygı duyan, hukuk düzenine, adil ve eşitlikçi, parti devlet değil, yapboz değil, sağlam bir devlet düzenini kurmak gerek.

En büyük kaybımız, zamandır, insan kaynağıdır.

Cumhurbaşkanı olmak isteyen her kim olursa olsun, Kıbrıslı Türklere, gelecek adına neler vaat ediyor?

Ezberlenmiş, denenmiş, amaç olmaktan çok, slogan olmuş, yarım asırlık çaresizlik nasıl kırılacak?

Bu tanım içerisine, federal çözümle beraber, iki ayrı devlet veya KKTC seçeneğini de koyuyorum.

Konuşmaktan, hamasetten, uluslarası hukuk temelinde adım atmamaktan, hedef haline getirilmiş, slogan olarak kalmış, ezberler.

Bu ezberleri, kim, nasıl bozacak.

Evet, artık yeni şeyler söylemek lazım.  

Bu döngüyü kim kıracak, yoksa yozlaşmaya, erimeye hapsettiğimiz, çaresizliğimiz, nesiller tüketmeye devam mı edecek?

Bir başka deyişle;

“Seçim alanlarında nutuk atan siyasetçilerin, ülke üzerinde dönen oyunları anlatıp, ahkâm kesmesi sonucu, ağızlarından dökülen ama aklı başında kişiler tarafından inanılmayan cümle, makûs talihimizi yeneceğiz.”

Makûs talihimiz değişmeyecek mi?

Kıbrıs sorunu çözümsüz dururken, içe yönelik tüm sorunları, çözümsüzlüğe yüklemek, kolaycılığa kaçmaktır.

Uluslararası alanda, Kıbrıslı Türkleri görünür olması için neler yapılmalıdır?

Sarayönü sınırlarından çıkmak, dünyaya kuyunun ağzından değil, uçsuz bucaksız sonsuzluktan bakmak hedef olmalıdır.

Günlük, kısır çekişmeler, üç kuruşluk menfaatler, bu anlayışlarla, gelinen nokta ortada.

Kimlik, kültür, ekonomik, sosyal yaşam, birbiriyle iç içe, tamamlayıcı olmalıdır. 

Başarı, başarmak, başarıya ulaşmak, önce hayal etmekle başlar.

Önce hedef belirlenir, sonra hedefe gidilecek yol seçilir.

Bize hayalleri olan, hayallerine inanan liderler lazım.

Bize toplumun hayalleriyle, kendi hayallerini birleştirecek liderler lazım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu