Kıbrıs

Yeni Veriler Işığında Alınması Gereken Ek Tedbirler

1 Temmuz’da sınırların açılması nedeniyle yapılan bazı beyanatların halkı gereksiz bir şekilde paniğe sürükleyeceği kaygısıyla, istatistiki verilere dayalı bazı hesaplamalar yapmış, salgının hangi boyutlara ulaşabileceğini hesaplayarak, sağlık altyapımızdaki eksikliklere rağmen mevcut hastane kapasitemizin yeterli olacağına ve yoğun bakım ile entübasyon ihtiyacının ürkütücü seviyelere çıkma ihtimalinin çok düşük olduğuna ilişkin bir yazı yazmıştım. Bu yazıyı Hasan Hastürer Kıbrıs Gazetesi’ndeki köşesinde yayınlamıştı.

O zamanki hesaplamalarımda Kıbrıs Türk Tabibler Birliği Başkanı Sayın Özlem Gürkut’un dediği gibi Türkiye’den gelen yolcuların yüzde 3’ünün korona taşıyıcısı olmasının mümkün olmadığını, yine o zamanki istatistikleri kullanarak bu oranın binde 7 olarak düşünülmesi gerektiğini belirtmiştim. 

Yine o zamanki istatistiki verileri kullanarak KKTC’ye günde 1000 kişi girecek olsa ortalama üç kişinin taşıyıcı olacağı ve KKTC’ye vardığında yapılacak ikinci PCR testi sayesinde ikisinin pozitif olarak tespit edileceği, bir kişinin ise tespit edilemeden ülkeye giriş yapacağı sonucuna varmıştım.

Nitekim 5 Temmuz’dan beri ülkeye giren sayısı binin biraz üzerine çıktı ve vaka sayıları yaptığım hesabı doğru çıkaracak seviyelerde gerçekleşti.

Ancak bu hesapların gözden geçirilerek revize edilmesi gerektiği ortadadır. Çünkü gerek Türkiye’de gerekse Güney Kıbrıs’ta işler iyiye gitmiyor ve KKTC ister istemez bundan etkilenecektir.

Gelen yolcuların büyük çoğunluğunun Türkiye’den geldiğini dikkate alırsak ve Türkiye’de salgının neredeyse kontrolden çıktığına ve tüm Anadolu’ya yayıldığına ilişkin haberler çıktığını dikkate alırsak, önceki hesapların gözden geçirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.  Ayrıca pek çok bilim insanı ve köşe yazarı açıklanan rakamların doğruluğuna güvenmemek gerektiğini belirtiyor. O yüzden, 5 Temmuz’dan bugüne kadar KKTC’ye girişlerde yapılan testlerin sonucunda saptanan vaka sayılarını dikkate alırsak artışla ilgili daha sağlıklı bir kanaate varmış oluruz.

Sağlık Bakanı Sayın Pilli’nin açıkladığı rakamlara bakıldığında 5 Temmuz ile 19 Temmuz arasındaki vaka sayısı ile yapılan test sayısı oranı 0 ila binde 1,8 arasında değiştiğini görüyoruz. İlk 15 günlük ortalama ise binde 0,5 olmuş. Ancak bu oranın, 21 Temmuz ila 5 Ağustos arasında altı katına çıktığı ve 16 günlük ortalamanın binde 3’e ulaştığı görülmektedir.

Bir diğer önemli husus, virüsün toplumda yayılma oranının ne şekilde seyrettiği…

Günlerdir KKTC’deki hasta sayısına bakarsanız, arada yeni vakalar gelip bir kısmı da taburcu olduğundan koronalı hasta sayısı pek artış göstermiyor. O nedenle Rt olarak tanımlanan yayılma katsayısı KKTC’de 1 seviyesinde seyrediyor gibi. KKTC tanınmadığından uluslararası istatistiklerde bu konuda bilgi bulmak mümkün değil. 

Öte yandan Güney Kıbrıs’ta bu katsayının 2,15 olduğu belirtiliyor. Yani her hafta koronalı sayısı önceki haftanın iki katından biraz fazla çıkıyor. Bu ürkütücü bir tablo ve güneyden kuzeye geçişlerde sıkı PCR testi uygulaması yapılmadığından KKTC’de yayılma oranının yakın zamanda artış gösterme olasılığı hayli yüksek. Yani esas tehlike güneyden gelenlerden kaynaklanıyor. Zira düzenli bir şekilde teste tabi tutulmadıklarından, bu kişilerin halkın arasında uzunca bir süre fark edilmeden virüsü başkalarına bulaştırmaları söz konusu. Ayrıca bu kişilerin virüsü hangi günden beri yaydıkları da bilinemez. Hatta belirti göstermeden bile yayabilirler. Filyasyon ekipleri için en zorlu temaslı takibi bu kişilerle ilgili olacaktır.

Buradan varmak istediğim sonuç şu: KKTC’de şu ana kadar kontrol altındaymış gibi görünen korona yayılımının artmaması için ek bazı tedbirler alınması gerekiyor. 

Bunlardan ilki sadece sınırlardan girişlerde PCR testi yapmakla kalmayıp, Sayın Jale Rogers’in de üzerinde durduğu gibi, toplum içinde rasgele test yapılarak yukarıda bahsettiğim “çift PCR’a rağmen yakalanamadan topluma karışan ve güneyle devamlı temas halinde olan koronalıların” ve onların bulaştırdığı kişilerin tespit edilmesi…

İkincisi güneyden girişlerde daha sıkı bir PCR testi uygulamasına geçilmesi ve temaslı takibi yapılması. Güneye çalışmaya gidenler KKTC için ciddi bir risk oluşturuyor. Güneyde 2,15 olan Rt’ye yakın bir Rt oranının KKTC’de görülmesi halinde sağlık altyapımızın yetersizliği nedeniyle çok ciddi bir tabloyla karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz olur. 

Bunların olabilmesi için, hem test, hem de temaslı takip ekiplerinin güçlendirilmesi gerekecektir. Pek tabii ki sürekli gündemde olan, sağlık altyapımıza ilişkin iyileştirmelerin, sağlık personeli eğitimlerinin ve enfeksiyon hastalıkları tedavi olanaklarının artırılması çalışmalarının var gücüyle tamamlanması şart.  

İçişleri Bakanlığına da bir görev düşüyor: sosyal mesafe- maske- el temizliği uyarılarına rağmen halkın rehavet içinde olmasının önüne geçilmesi için, hem denetimler yapması, hem de yaptırımlar uygulaması gerekiyor. Bu yapılmadığı takdirde sonuçların ne olacağını anlamak için Türkiye’ye bakmak yeterli.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu