Hasan HasturerManşet

Kemal Belevi’yi alkışlıyorum…

Bir toplumun kendi değerlerine sahip çıkma sorunu varsa, bu sorun çok ciddi ‘ toplum sağlığı’ sorunudur.

Öğrenilmiş çaresizliğin sonuçlarında bir özgüvensizliktir. 

Özgüvensizlik, bireyselliği aşıp, toplumsal boyut kazandığı zaman, isimlendirmeden, kendi içinde başarıları algılama sıkıntısı kronikleşir.

Evrensel başarıyı kendi insanımıza yakıştırmaktan uzaklaşırız.

Görmeyiz, duymayız ve en önemlisi bilmeyiz.

Halbuki sanat dünyasında dünya çapında başarılara imza atan gerçek sanatçılarımız da var.

Örnek mi?

Kemal Belevi.

Kemal Belevi, klasik gitarda dünyadan hakkıyla alkış toplayan bir sanatçımız.

1954’te Lefkoşa’da doğmuş… 11 yaşında gitarla tanıştı… 19  yaşında klasik gitarla buluştu… 18 yaşında gittiği Londra’da 25 yıl yaşadı. Gitar yanında, piyano, keman ve şan dersleri aldı… Müzik yeteneğini, akademik ortamda bilgiyle destekleyip, geliştirdi… Dünya ölçeklerinde müzik insanı, sanatçı oldu… 

*** 

Kemal Belevi’nin Guitar Duos albümü yayımlandı.

Dinledim.

Dinlerken duygularımı adını koymakta inanın zorlandım.

Notalarla bizi anlattığını, kolay anladım.

Müzik eleştirmeni olmasam da dinlerken kaliteli eserleri arka arkaya, huzur bularak dinledim.

*** 

Kemal Belevi’nin son albümü Naxos Records’tan çıktı.

Naxos Records’un Kemal Belevi’nin albümünü değerli bularak çıkarması önemli mi?

Elbette önemli. 

Fazıl Sayın’ın son albümünün de Naxos Records’tan çıkarıldı.

*** 

Kemal Belevi’nin albümü müzik dünyasında takdirler karşılandı…

Ünlü sanat eleştirmeni Glyn Pursglove’nin yazdıklarından bir kesiti sizlerle paylaşmak istiyorum:

 “  Kemal Belevi kendi değerlerinden kopmadan evrensel müziğe ulaşmayı deniyor. Kendi toprağını, ülkesinin kokusunu, tınısını, tonunu müziğine yansıtarak hem evrensel hem de yerel boyutunu harmanlamayı başarıyor.

Bu, son yıllarda Kıbrıs’ın bölünmesine yol açan milliyetçi / siyasi ayrılığa sanatının takılıp kalmasına (tuzağa düşürülmesine) izin vermemeyi seçen bir Kıbrıslı Türk’ün müziğidir.  

Daha ziyade, adanın kültürünün hem Yunan hem de Türk boyutlarını ifade etmeyi, olduğu gibi, Afrodit’in kıyısında doğduğu ebedi Kıbrıs’ı seçti.  

Bu, Akdeniz’in havasını ve ışığını soluyan müziktir (İspanya’nın klasik gitar müziği, Belevi’nin müziğinin ortaya çıktığı arka planın bir parçasıdır), Lorca’nın şiirinde ve Matisse’in bazı resimlerinde veya Kıbrıs’ta yapılan bir kadeh organik Tsangarides şarabında olduğu gibi.  Belevi’nin müziğindeki geleneksel deyimlerin karşılıklı etkileşimi ve modern bir duyarlılık, ona ısrarcı ritimlerinin, güzel melodilerinin ve yansıma pasajlarının birleşimine borçlu olduğu ayrı bir ton verir.  Birkaç kayıt prömiyeri içeren bu albüm, büyük ölçekte yazılmış müziklerde veya cenneti ölçeklendirmeyi amaçlayan müziklerde ısrar etmeyen herkese hitap etmelidir.’

***

Kemal Belevi’nin albümünü dinleyen yabancılar alkışlıyor… Ben de alkışlıyorum… Hem de gurur duyarak…

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu