Alper ElicinManşet

Aşı Bize Ne Zaman Gelecek?

Tüm dünyada COVID19 salgınını kontrol altına almak için aşı geliştirme, üretme ve dağıtım çalışmaları hızla devam ediyor. Testleri tamamlanmak üzere olan aşılardan yurttaşlarını yararlandırmak isteyen ülkelerin hükümetleri aşı şirketleriyle ön anlaşmalar, hatta ön ödemeler yapmakta. Bazı ülkeler ise araştırmaları baştan destekleyerek, çoktan öncelikli tedarik hakkı elde etmiş durumdalar. Ayrıca -70*C’nin altında korunması gereken mRNA aşıları için tedarik zincirleri oluşturmaya başladılar. Örneğin 12 Kasım 2020 tarihli Neue Zürcher Zeitung’un haberine göre, 8.5 milyon nüfusu olan İsviçre, aşı alımı için bütçesinden 400 milyon CHF (takriben 360 milyon TL) kaynak ayırmış. Bağlantısını kurduğu aşı dozu miktarı ise şimdilik 13.2 milyon doz. AB ve ABD’ye baktığımızda da durum pek farklı değil. AB’nin bu firmlardan ısmarladığı aşı miktarı şu aşamada 300 milyon doz.

İngiliz The Economist dergisinin 14 Kasım 2020, yani bu sabah yayınlanan sayısındaki bir makaleye göre ise, 2021 yılında tüm aşı firmalarının en fazla üretebileceği aşı miktarı 1.3 milyar doz olarak hesap ediliyor. Bu miktar sadece 650 milyon kişinin aşılanmasına yetecek. Hindistan, AB, ABD, Britanya ve Japonya bu üretiminin çok büyük bir bölümünü şimdiden satın almış durumda. Dünya nüfusunun 7 milyarı aştığı düşünülürse aşı arzının talebin çok altında kalacağı açık.

Türkiye ise umudunu büyük oranda Rusya’da Gamaleya Enstitüsü’nün geliştirdiği Sputnik V aşısıyla, Çin’in geliştirmiş olduğu SineVac aşısına bağlamış gibi görünüyor. Klasik yöntemlerle geliştirilen bu aşıların çok düşük ısılarda saklanma mecburiyetlerinin olmaması avantaj olmakla birlikte, güvenilirlikleri ve etkinlikleri konusunda endişeler devam etmekte. Totaliter rejimlere sahip olan bu ülkelerde yapılan çalışmaların sonuçlarının uluslararası kurumlarca onaylanmasına kadar, bu endişe sürecek.

Keza, önümüzdeki yıl için planlanan üretiminin yüzde 80’inin satış bağlantısının yapılmış olduğu BionTech/Pfizer aşısından da Türkiye’nin bir miktar tedarik etme şansı var. Ancak, aşıyı bulan Prof. Uğur Şahin’in verdiği bir mülakatta belirttiğine göre, ön talep için bir para istenmemesine rağmen Türkiye’den henüz bir istek gitmemiş.

Türkiye’de de deneklerde test edilen Rus Sputnik V ve Çin Sinevac aşılarının, eğer onay alınırsa, ne zaman Türkiye’de uygulanabileceği ve sağlanacak aşı miktarı da meçhul. Bakanlıktan bu konuda doyurucu bir açıklama yapılmadı. Zaten, günlük vaka sayılarını bile, ulusal çıkarlara zarar vereceği endişesiyle açıklayamayan Sağlık Bakanlığı’ndan böyle bir bilgiyi beklemek de, belki fazla bir iyimserlik olur. Grip aşısını bile zamanında tedarik edemeyerek, karneye bağlanmasına neden olan Bakanlığın, COVID19 aşısının tedariki konusunda pek ümit vermediği açık.

Sonuç olarak, Türkiye ve KKTC’nin uzunca bir süre yaygın bir aşı uygulaması yapamayacağı anlaşılıyor. 85 milyonluk bir nüfusa sahip olan Türkiye’de 50 milyon kişiyi aşılamak gerek. Çift dozdan hesaplarsak bu 100 milyon doz aşıya ihtiyaç olacağını gösteriyor. Sağlık Bakanlığı buna hazır değil gibi. Daha da vahimi, bu aşıların bir yerlerden tedariki güvence altına alınsa bile, satın alınması için, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın dozu 20 dolardan 2 milyar dolar bulması mümkün değil.

Galiba Türkiye ve KKTC yurttaşlarının, daha uzunca bir süre sosyal mesafe, el hijyeni ve maske uygulamasına devam etmesi gerekecek. Buna karşılık, özellikle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, evde kendilerini izole ettikleri dönemlerde, başlarına gelenlerin, referandumlarda, seçimlerde verdikleri oylarla ilişkisini kurmaya çalışmaları, hepimize ilerde büyük yarar sağlayacaktır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu