Alper ElicinManşet

Aşıda Hızlı Hareket Etme Zamanı

 

Gerek Türkiye, gerekse KKTC’de aşılama çalışmaları, anlaşması yapılan SinoVac aşısının daha büyük partiler halinde gelmeye başlamasıyla hızlanıyor gibi. Ayrıca, KKTC’ye BioNTech/Pfizer aşısı da, az da olsa, gelmeye başladı. Bu yazıda ilk vermek istediğim mesaj, aşılanmaya herkesin önem vermesi gereği. Bu konuda hiçbir endişeye kapılmayın. Aşılar güvenli. Özel rahatsızlıkları olanlara da zaten aşı yapılmıyor.

Bu mesajı vermemin nedeni, size sunulan aşıyı reddettiğinizde, sadece kendinizi değil, aşı olmadığınızdan toplumun diğer kesimlerini ve ailenizi de riske sokuyorsunuz.

Dünyada aşı karşıtlığı oldukça yaygın. Bunların önemli bir bölümü, kendilerini çok bilgili sanan entel takımından. (Entel ile gerçek entellektüeli ayrı tutuyorum.) Türkiye gibi yobazlığın ve cehaletin çok yaygın olduğu ülkelerde ise, bazı cemaatler, dinen caiz değil, domuzdan üretilmiş katkı maddeleri var, kısırlık yapar gibi saçma sapan iddialarla ortaya çıkacaktır. Çocuk felci aşılarının uygulandığı dönemlerde de bu böyle olmuştu.

Üçüncü bir gurup ise yeni piyasaya çıkan aşılardan çekiniyor. Özellikle Çin ve bir miktar da Rus aşılarından. mRNA teknolojisinden çekinenler de var. Hükümetlerin görevi bu kişileri ikna etmek. Bu son guruptaki insanlar, sağlıklı bilgiyi doğru kişilerden alırlarsa kolayca ikna olurlar. Ancak bu ikna çalışması, toplumda güven erozyonuna uğramış politikacılardan çok, bilim adamları tarafından yapılmalıdır.

Yobazları ikna etme işi ise aydın din adamlarına düşüyor. Onların açıklamaları, yobazların ötesinde, gerçek dindarların da kafasına takılan endişeleri ortadan kaldıracaktır. Genelde zaten her türlü aşıya karşı olan enteller için ise fazla yapılacak bir şey yok gibi… Zaten onların oranı da oldukça düşük.

Nüfusunu aşılamada en başarılı ülke olan İsrail’den gelen bilgiler, aşının faydalarını göstermeye başladı. 60 yaş üstünün büyük oranda aşılandığı bu ülkede, daha bulaşıcı olan İngiliz varyantının olumsuz etkisine rağmen, ileri yaştakilerin hastalanma oranı ve ölümler hızla düşüyor.

Bilim adamlarının yaptığı çalışmalara göre, halen dünyada ön onay almış dokuz aşıyı iki gurupta değerlendirmek olası. Bunların bir kısmı aşılananı korumakla kalmıyor, bulaşmayı da yavaşlatıyor gibi görünüyor. Bir diğer gurupta olan aşılar ise, bulaşmayı yavaşlatmıyor ama hastalığın hafif geçmesini sağlıyor. Tabii herkesin tercihi, ülkelerinde yapılan aşıların ilk guruptan olması. Bu sayede salgının büyük oranda kontrol alınması sağlanabilecek. Ama şu anda, hangi aşının hangi gurupta olduğunu bilmiyoruz. . Ayrıca da, aşılar bu kadar keskin çizgilerle ayrılmayıp büyük olasılıkla bir yelpaze şeklinde dağılım göstermektedir. Bir başka ifadeyle, bulaşıcılığı tamamen engelleyenden hiç engellemeyene kadar gökkuşağının renkleri gibi bir geçiş söz konusu.

Bulaşıcılığı azaltan aşılar, salgının önlenmesi için çok önemli. Buna karşılık, kişinin sadece hasta olmasını engelleyen, hiç olmazsa hafif geçirmesini sağlayan aşılar ise ölümleri azaltacak ama, salgının grip gibi devam etmesine neden olacak. Ama bu sayede hiç olmazsa ekonomi yoluna girebilecek. Eğitim faaliyetleri daha güvenli olarak yapılabilecek.

Tüm bunları daha karmaşık hale getiren ise yeni varyantlar. İngiliz-Kent varyantına pek çok aşısının büyük oranda koruma sağladığını biliyoruz. SinoVac aşısı konusunda halen bir bilgimiz yok. Ne kadar koruyor bilmiyoruz ama, sonuçta onun da, az ya da çok, bir koruma sağlayacağı biliniyor.

Dünyayı endişeye sevk eden varyantlar ise Güney Afrika ve Brezilya’da ortaya çıkanlar. Bunların, hali hazırdaki aşıların sağlayacağı koruma kalkanını aşabilme olasılığı çok daha yüksek. Yapılan araştırmalarda her iki varyantta da E484K adlı bir mutasyonun buna neden olduğu fark edilmiş.

Bilim adamlarının bu konudaki yorumlarına göre bu aslında iyi bir haber. İnsanların hastalığa karşı oluşturduğu bağışıklığı kırmak için, evrimin şu ana kadar sadece tek bir yol bulabildiğini gösteriyor. Dolayısıyla ilaç firmalarının, geliştirmiş oldukları aşıların, hiç olmazsa bir kısmını kolaylıkla modifiye ederek, her iki varyanta karşı sonbaharda yeni aşılar piyasaya sürmesi mümkün olacak. Moderna bu konuda çalışmaya başladı bile. Bunu Astra Zeneca/Oxford, Pfizer/BioNTech, J&J ve diğer firmaların izlediğini göreceğiz. mRNA aşıları kolay modifiye edilebildiğinden, bu teknoloji ile aşı geliştirenler hız konusunda avantajlı olacak. Ayrıca, koronanın oluşabilecek her türlü varyantına karşı koruma sağlayacak aşılar üzerinde de, özellikle ABD’de çalışmalar başlamış durumda.

Sonuçta, sonbaharda bizleri üçüncü doz aşı bekliyor gibi. Bu noktada, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne önemli bir görev düşüyor. Geçen yıl aşı konusunda ağır davranmaları nedeniyle, bir tek, etkinliği pek de yüksek olmayan, Çin’in SinoVac aşısına mecbur kaldık. Sonbaharda aynı duruma düşmemek için, şimdiden bir kaç aşı firması ile opsiyon bağlantısı yapmaları bu bakımdan çok önemli. Para verilmesi gerekiyorsa da verilmeli.

Depoda tutulacak hava savunma sistemlerine, aya roket çarptırmaya, garantili ve fahiş fiyatlarla büyük oranda gereksiz havalimanları, hastaneler, otoyollar, köprüler, tünellere para ayırmakta bir beis görmeyen TC Hükümeti, halkının sağlığı için de gerekirse bir kaç yüz milyon $’ı riske atabilmelidir. Arada Türkiye’den de bir aşı çıkarsa, yahut Rus aşısının üretimine başlanabilirse, ona da ayrıca seviniriz. Bu konuda Türkiye’nin her doğru hamlesi KKTC’yi de olumlu olarak etkileyecektir.

Haydi TC, gelecek kış için aşıda hızlı hareket etme zamanı…Hem de şimdi!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu