Ertanch Hidayettin

Hangi Barış, Hangi Özgürlük

Çok yüce ideallerdir barış ve özgürlük.

En sevdiğim isimlerin başında gelir Barış ve Özgür isimleri.

Barış, huzur anlamında da kullanılır. İnsanın kendisi ile barışık olması anlamında. En önemlisi de bu değil mi? Kendi kendiyle barışık olmayan insan barıştan bahsedebilir mi? Eder de, inandırıcı olmaz.

“Barış, kavga ve şiddetten arınmış toplumsal dostluk ve ahenktir. Sosyal anlamda barış, kişiler ve gruplar arasında çatışma ortamı, şiddet korkusu olmaması anlamında kullanılır” Wikipedia.

Özgürlük kelimeciğine gelince. Özgürlük olgusunun yığınlarca tanımı var.

Wikipedia, özgürlük kavramını şu şekilde açıklar:

“Modern siyasette, özgürlük toplum içerisinde kişinin yaşam şekli, davranışı ve siyasi görüşü yüzünden otoritelerin opresif baskısına maruz kalmaması demektir”.

Özgürlük kavramı bazen kişiler tarafından insanın her istediğini yapması demek olduğu olarak tanımlanır. Tabii bu çok yanlış bir düşüncedir. Çünkü birisinin “özgürlüğü” başkalarının “esareti” demek olabilir. Covid-19 döneminde bunun bolca örneklerini görebiliriz.

***

Sosyal medyada bazı kişiler değiştirdikleri profillerinde şu kelimeleri kullandılar:

“20 Temmuz. Barış ve Özgürlüğün 47. Yılı”.

20 Temmuz Türkiye Cumhuriyeti silahlı kuvvetlerinin Kıbrıs’a müdahale ettiği gün olarak 1974 yılından beri kutlanmaktadır.

Tabii Türkiye durup dururken adamıza müdahale etmedi. Yunan Juntasının faşist darbesine karşı “Kıbrıs’lı Türkleri ve Kıbrıs’ın bağımsızlığını korumak” için diğer garantör devlet Birleşik Krallık’ı da müdahaleye dahil etmeyi denedikten sonra adaya asker çıkardı.

Gerçek olan şudur ki Türkiye’nin müdahalesi birçok Kıbrıslıtürkün hayatını kurtardı. Ancak 47 yıl önce  yapılan haklı müdahale işgal konumuna döndü.

Amacım geçmişe detaylı değinmek değil. Ancak şunu söyleyeyim. Kıbrıs, sanırım aynı günün aynı ülkede yaşayan iki toplum tarafından çok zıt duygularla kutlandığı / hatırlandığı tek ülkedir.

Sorguladığım konu şu: Sosyal medya profillerine “20 Temmuz. Barış ve Özgürlüğün 47. Yılı” yazan kişiler Kıbrıs’ın şu anki konumunu ne denli gerçekçi yansıtıyorlar? Özellikle yukarıda verdiğim “barış ve özgürlük” tanımları çerçevesinde.

Bırakın diğer ada toplumlarını, Kıbrıs’ın Kuzeyinde, kendi içlerinde gerçek bir barışın olduğundan bahsedilebilir mi? Bahseden çok komik olur.

Barış, toplumların birbirini öldürmemesi demek değildir.

47 yıl birbirini tanımadan yaşayan toplumlar arasında barışı sağlamak için cesur çabalar yapılmaktadır.

Birçok sivil toplum örgütleri, eğitimciler, sanatçılar, sendikalar, siyasi partiler bu amaç için çalışıyorlar. Çalışıyorlar çalışmasına da, bu kişileri her iki toplum arasında da “vatan haini” olarak gören çok.

Özgürlük mü? Güldürmeyin insanı yahu!

Yabancı bir ülke sizin seçimlerinize artık açıkça müdahale edecek, istediği Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Parti Başkanını seçtirecek, ve siz özgürlükten bahsedeceksiniz.

“Şiddetten arınmış toplumsal dostluk” ha? Kendilerini linç etmek için bir güruhun saldırısına uğrayan Afrika Gazetesi çalışanlarına sorun siz bunu. Anlatsınlar size toplumsal dostluğu, özgür düşünceye saygıyı.

Bağımsız, özgür bir devlet olduğunu iddia edenler, tüm işletmeleri kapattırıp Kıbrıslıtürkleri Türkiye’ye bağımlı kılan zihniyetin ne şekilde “özgür” yaşam seçeneği verdiğini sorgulamalı.

Merkez Bankası Müdürü başka bir ülke (Türkiye) tarafından atanan (ve o ülke vatandaşı olan), Polis teşkilatı hükümete değil, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığına, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ise başka bir ülkeye (Türkiye’ye)  bağlı olan bir ülke nasıl bağımsız, nasıl özgür olabilir?

Yukarıdaki örneklere ilaveten Kıbrıslıtürklerin yargısına, eğitimine, sosyal yaşantılarına, inançlarına müdahaleler, onları asimile etme girişimleri de gözününe alındığı zaman sosyal medya profillerindeki slogan bir o kadar daha gülünç olur. Gülünç ama acı. Hem de çok.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu