Derviş DoganManşet

BM net tavrını resmileştirmelidir.

Kıbrıs sorununa yeni bir ivme katmak maksadı ile BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafları BM Merkezinin de bulunduğu New York’a davet etti..

Burada taraflar arasında bir çözüm zemini olup olmadığına bir kez daha bakılacak.

Lakin şunu belirtmeliyim ki BM her şeyden önce Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi için hangi çözüm modelini resmi zemin olarak kabul ediyorsa bu konuda kararlı ve net bir duruş sergilemelidir. Yoksa zaten bugün itibarıyla Kıbrıs’ta tarafları çözüme götürecek herhangi bir yakınlaşmanın/diplomatik temas,ya da gayri resmi istişarenin  söz konusu olmadığını biliyoruz..

O halde BM ve nezdinde Genel Sekreteri Antonio Guterres’in hiç vakit kaybetmeden resmi görüşme zeminini belirlemesi gerekiyor.

Niye?

Bir kere BM net olmalı.

Çözüm şeklini resmi olarak tartışmalara fırsat vermeyecek şekilde deklare etmelidir.

Tarafların esneyeceği, istediği gibi tavır alacağı bir zemine fırsat vermemelidir..

Nitekim şu ana kadar taraflar kendi politikalarını doğru kabul ediyorlar

Bunun içinde ortak bir zemin yaratma gaylesi taşımıyorlar.

Şu ana kadar BM bunu yapmayı başaramadı. Dolayısıyla taraflar da kendi politikaları üzerinden zemin oluşturmaya yöneldi.

Peki sonuç?

BM’nin misyonu gereği ortaya koyması gereken diplomasi tarafların inisiyatifine bırakıldı ve Kıbrıs’ta mevcut durumun kalıcı hale gelmesine katkı sağlayan bir görüntü ortaya çıktı.

Kaldı ki bugün garantör Türkiye’nin Kıbrıs Türk liderliği eli ile masaya sürdüğü adada iki ayrı eşit egemen devlet tezine  karşılık, (bu tez Kıbrıs sorununa dolaylı veya dolaysız taraf olan,ilgi duyan uluslararası aktörler tarafından destek görmemiştir) garantör Yunanistan destekli Kıbrıs Rum liderliğinin 1960 Anayasasına,geri dönelim çağrısı ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunun hukuki zeminine dönme talebi BM’nin müzakere zemininden uzaklaşan tarafları önceden belirlenen ve kayıt altına alınan müzakere zeminine yeterince sahip çıkmamasından kaynaklanıyor.

Dolayısıyla BM’nin kurumsal yapısı ve misyonu gereği otoritesini hissettirmediği bir süreçte tarafların ortak bir zeminde çözüm arayışına girmesi de pek mümkün değil..

O halde şunun iyice netleşmesi gerekir.

Federal çözüm mü?

Konfederasyon mu?

İki devletli çözüm mü?

Federal çözüm zemin olarak alınıp  (Gevşek Federasyon) sistemi içinde oluşacak iki parça devletin yetki alanları güçlendirilmiş, merkezi idarenin daha az yetkiye sahip olmasına karşılık tek temsiliyet mi?

Nedir öngörülen?

Tabiatıyla BM’nin her şeyden önce  bunu netleştirmesi ve tarafların konuyu istediği yöne çekmeyeceği bir resmiyet kazandırılması gerekiyor bundan sonraki sürece.

Aksi takdirde Kıbrıs’ta mevcut durum kalıcı bölünmeye doğru ilerleyen bir süreci besleyecek.

Bunu hepimiz biliyoruz.

Kıbrıs konusu halihazırda oldukça karmaşık bir sorundur. Tarafların keskin ve kaddi ifadelerle bu sorunu daha da karmaşık hale getirmesine BM daha fazla seyirci kalmamalıdır.. Hoş bugün her iki tarafın da Kıbrıs sorunu üzerinden ne yapmayı murat ettiklerini sanırım anlamayan da kalmadı.

Rum liderliği Kıbrıs’ta, Kıbrıslı Türklerin de müdahil olduğu bir yönetim şeklinde otoriter  gücün bölünebileceği bir çözümü arzu etmiyor.

Kıbrıs Türk liderliği de Kıbrıs’ta Türkiye’nin otoritesini kaybedeceği bir çözümü reddediyor.

BM ise bütün bunları gördüğü halde her iki tarafın da değirmenine su taşıyarak adada kalıcı bir çözümün önünün tıkanmasına destek olan bir politika izliyor..

En azından BM’nin  şu ana kadar ortaya koyduğu misyonun bu olduğunu görebiliyoruz..

 

 

 

 

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu