Hasan HasturerKıbrısManşet

Bize ne olduysa, 1974’ten sonra oldu

 

‘Biz hiç böyle değildik’, diyenler çok.

Nasıl değildik?

Bu soruyu sorduğunuz zaman, herkes kendine göre bozulmuşluk listesinde kendine göre en önde olanı söyler.

Saygı ve sevgide erozyon çok geniş alana yayıldı.

Saygısızlık ve de sevgisizlik çekirdek ailenin göbeğine kadar yerleşti.

***

Daha önce de vurgu yaptım.

Liyakat, sadakat karşısından açık ara yenilgiye uğradı.

Bundan 60 yıl ötesi geriye gittiğimiz zaman sadakat, olumlu bir meziyet olarak görülürdü.

Sadakatın nedeni, haksız yere bir statü ya da kazanım elde etmek değildi.

Sadakat, saygı ve sevginin karışımıyla var olurdu demek yanlış olmazdı.

***

Bize ağırlıkla ne olduysa 1974’ten sonra oldu.

Yokluğun, adil paylaşımı için özel çabaya gerek yoktu.

Ne zaman ki Rum’un bitmeyen itmeyen, ganimeti kaldı kuzeyde, o günden başlayarak hiç hayır yüzü görmedik.

Ganimetin adaleti olmaz.

Ganimetin, adil paylaşımı için güya yasalar yapıldı. O yasalar, nesiller sonrasına yetecek kadar ganimet yiyenlerin, yiyip, yuttuklarını daha kolay hazmetmeleri için yapıldı sanki de.

Rumun ganimeti biter gibi oldu, bu defa adaletsiz paylaşılacak, olanaklar yaratıldı.

Devlet fakirleşirken, devletin koruması altında çok sayıda insan, dünya ölçeklerinde servet sahibi yapıldı.

Ucundan faydalanmak bizi yönetenlere yetti de bile.

***

Bütün bunlar yaşanırken ahlaksızlar çoğaldı.

Ahlaksızlık, insana yakışmayacak, olumsuzluktan öte kirlenmelerin karışımı oldu.

Ahlaksızlar, hadsiz de olur.

Onlar, aynaya bakmaz.

Onlar, yakın çevrelerine, dalkavuklardan oluşan bir yapı var ederler.

İlginçtir dalkavukların,kendi hiyerarşileriyle daha aşağılarda dalkavukluk ilişkileri var.

Tanımlamadan ne olduğunu, midemiz bulanarak bilmemize karşılığını  merak ettim, dalkavukluğun tanımını.

“ Kendisine çıkar sağlayacak o kişilere aşırı bir saygı ve hayvanlık göstererek, onlardan yararlanmak isteyen kişi, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı kılbaz.”

Ne kadar acıdır.

Devletin yukarılarına çıktıkça dalkavukların çoğaldığını görürüz.

***

Bir dalkavuk fıkrasıyla yazımı sonlandırayım.

“ Zamanın birinde bir Hükümdar, dalkavuk seçimine bizzat katılmış. Kendi dalkavuğunu kendi seçmek istemiş. İlk adaya sormuş:

-Sen dalkavuk musun?

-Evet efendim.

-Hiç de dalkavuğa benzemiyorsun?

-Olur mu efendim? deyip referanslarını sıralamış. Hükümdar biraz düşünüp ona yol vermiş.

Bu şekilde epey elemeden sonra yine biri huzura alınmış:

-Sen dalkavuk musun? demiş Hükümdar.

-Dalkavuğum sultanım, demiş.

-Hiç de dalkavuğa benzemiyorsun?

-Haklısınız efendim; pek dalkavuğa benzemem.

-Sanki biraz benziyorsun?

-Evet sultanım, biraz benzerim.

Bu meyanda sorular ve cevaplardan sonra Hükümdar:

-Geri kalanlarla görüşmeye gerek yok. Ben dalkavuğumu buldum, demiş.”

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu