Erçin SahmaranKıbrısManşet

Gereksiz bir durum ve sağduyu

Bazı KKTC vatandaşlarının, Türkiye’ye giriş yapamaması üzücüdür.

Türkiye Cumhuriyeti, büyük bir devlettir. Ali’den, Hasan’dan, Hüseyin veya Erçin’den dolayı güvenlik tehlikesi yaşayacak bir devlet değildir.

Kaldı ki, böyle bir durum olsa ne olacak ki, koskoca Türkiye Cumhuriyeti, hele bir KKTC vatandaşından mı korkacak? İddialara göre buradan birileri, bir isim listesi vermiş. İddia diyorum, umarım doğru değildir.

Bu duruma bir nokta konmalı, bir son verilmeli ve öncekiler gibi unutturulmaya çalışılmamalıdır.

Adı, unvanı, görevi, siyasi görüşü ne olursa olsun, bir KKTC vatandaşı, pek tabi çok büyük bir suç işlememek kaydı ile Türkiye’ye girebilmeli.

Bu konu ve benzerleri devam ettikçe, sadece toplumsal huzura, kutuplaşmaya, bölünmeye ve tarihsel bağların zedelenmesine yol açar.

Nitekim bildik gerginlikler, gereksiz bir kutuplaşma, köken üzerinden ayırımcılık, iki günde tavan yaptı.

Hem Türkiye, hem de KKTC makamları bu yanlışı düzeltmelidir.

Pek çok insan, birçok sebepten Türkiye’ye gidiyor, gitmesi gerekiyor, Türkiye, bu belirsizlik şartlarında, bu ülkenin dışa açılan tek penceresi, kapısıdır. Bunu kapatmak da, kimseye bir fayda sağlamaz. Konu netleşmeli, liste söylentileri açık şekilde açıklanmalı. İsmi geçenler varsa, gerekçeleri kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

Kin, öfke, hakaret, küçük düşürücü söylem ve davranışlar doğru olmayacağı gibi, düşünce ve fikir beyan etmek, yazmak, konuşmak da aynı şekilde normal karşılanmalıdır.

Şimdi kim, neden, nasıl, Türkiye’ye girebilir veya giremez, bu ülkede yaşayan pek çok insanın aklında bu soru ve sorular var. Bu bilinmezliğin ortadan kalkması, kaldırılması gerek.

İsimler önemli değildir, zaten konu isimlerden çok uygulamanın kendisidir.

Söylediğim gibi, Türkiye Cumhuriyeti, isimlerden, KKTC’de gazetecilik yapanlardan, korkacak, çekinecek, önlem alma ihtiyacı duyacak bir ülke değildir.

KKTC makamlarının sessizliği, bu uygulamanın yapılma istencinin buradan gittiğini destekler nitelikte.

İşin püf noktası ve en kötü yanı da budur. Seçimlere, parti kurultaylarına, bakanlık veya bürokrat atamalarına, aday seçmelere kadar, Türkiye taraf yapılıyor, kullanılıyor, kendi iç konu ve demokrasi düzenimize alet ediliyor. Bu çok tehlikeli bir durum.

Siyasi yönetimler gelir geçer, zarar gören toplumsal ilişkiler olur, bunun tamiri yıllar alır. Ve de eskisi gibi olmaz. Sağduyu diyorum, hem de tüm kesimlere.

Bugün yapılanlar, yarın bunları yaptıranlara döner, değişen bir şey de olmaz.

Her adım, konuşma, cümle, çok dikkatli yapılmalı. Herkesin bir hayatı, ailesi, çocuğu var. Böylesi olaylar, demokrasiye, insana saygıya, toplumsal dayanışmaya, iyiyi paylaşma ve kötüde dayanışmaya zarar verir.

Üstelik bu zarar, herkese olur, kazananı olmayan bu yanlıştan bir an önce dönülmeli. İki devletin sorumluluk sahibi kurumları bu konuyu ele alıp gereğini yapmalıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu