Hasan HasturerKıbrısManşet

Bilgi temelli, fikirlerin buluşması…

Almanya’daki son seçimlerin galibi Sosyal Demokrat Parti’ye (SPD) yakın Friedrich Ebert Vakfı’nın (FES) düzenlediği Gazeteciler Buluşması başlıklı toplantılarının ilk katılımcılarındanım. İlk toplantıdan bugüne 20 yılı aşkın bir zaman dilimi geride kalmıştır.

Friedrich Ebert Vakfı için ansiklopedik bilgi arayışına girdiğiniz zaman karşınıza çıkan ilk bilgi şudur:

Friedrich-Ebert-Stiftung, Almanya’da Sosyal Demokrat Parti’ye yakınlığıyla bilinen sivil toplum örgütü. 1925’te kurulan örgütün temel amaçları arasında “demokrasi ve çoğulcu topluma destek, yetenekli gençlere eğitim fırsatları sağlanması ve uluslararası iş birliği ve anlayış ortamının güçlendirilmesi” yer almaktadır. 500 dolayında kadrolu çalışanı bulunan vakfın Almanya dışında da 100’e yakın temsilciliği bulunmaktadır. Genel merkezi Bonn’dadır. Federal devlet ve eyalet yönetimleri tarafından maddi destek alan sivil toplum örgütleri arasındadır.”

***

COVİD 19 nedeniyle uzun ara verilen toplantılardan biri, hafta sonu Kıbrıs’ta organize edildi. Dün başlayan gazeteciler buluşması bu gün akşam saatlerinde sonlanacak.

Toplantı ara bölgede Chateau Status’de gerçekleşirken, katılımcıların bir kısmı Kuzey Lefkoşa’da bir kısmı Güney Lefkoşa’da konaklıyor.

Toplantı dışı yemeklerin tümü, Kuzey Kıbrıs’ta programlandı.

Toplantıya, Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs, Türkiye, Yunanistan ve Avrupa’dan ağırlığı gazeteci olan 45 kişi katılıyor.

Cahateau Status, Ledra Palas’ın karşısında Rum kontrol noktasının hemen yanında. Oraya giderken Rum kontrol noktasından geçilmiyor.

Geçtiğimiz günlerde CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’la hisarın üzerinde Zahra bölgesinde konuşmuştum. O gün Sınırın karşı tarafının görüntüsünü almıştım. Dün da tam karşı taraftan görüntü aldım. Farklı açılardan, karşı taraflardan bakmak güzel…

***

Bu bilgileri neden paylaştım bilir misiniz?

Böylesi toplantılara, bilgiden yoksun farklı anlam yükleyen insanlar var.

Bizlerin bir türlü başaramadığımız organizasyonlar bunlar.

Yapılamaz mı?

Elbette yapılabilir. Yeter ki yönlendirme arzusuna teslim olmadan, bilgiye dayalı fikirleri, farklı bile olsa dinlemeye tahammül olsun.

***

Yirmi yılı aşkın süredir katılıyorum bu toplantılara.

Yıllar evvel Kuzey Kıbrıs’ta Lapta’da Şato Lambousa’da yapılan iki günlük toplantıya dönemin Başbakanı Mehmet Ali Talat da katılmıştı.

İstanbul’da yıllar önce gerçekleşen toplantıda Türk Ekonomisinde değişimin mimarı kabul edilen Kemal Derviş’i dinlemiştik.

Pandemi öncesi yine ara bölgede yapılan toplantıda Kıbrıs Türk Tarafının müzakerecisi Ergün Olgun ve Rum müzakereci Mavroyannis’i dinlemiştik.

Listeyi daha da uzatabilirim.

***

Dün sabah başlayan toplantılarda ilk gündem Kıbrıs’tı.

Ana konuşmacıları dinledik… Sonrasında katılımcılar hem soru sordu, hem de görüşlerini dile getirdi.

Son derece verimli olduğundan kuşkum yok.

Kıbrıs adasının stratejik öneminde hemen hemen herkes hemfikir. Doğu Akdeniz, hatta Ortadoğu da her şey Kıbrıs’ın etrafında dönüyor, Kıbrıs’ın etrafında oluyor.

Dünya değişim anlamında sürekli hareket halinde. Koşullar değişiyor, yeni ilişkiler geliştiriliyor.

Peki biz ne yapıyoruz?

Öz haklarımız, taleplerimiz saklı kalarak da olsa, dünyaya uyumlu, çıkarlarımızı yakınlaştırarak yeni dostluklar kazandıracak, politikalar geliştirmekten uzaklaşıyoruz.

***

Objektif bakan Kıbrıslı Rumlarda Anastasidas’in, genelde Kıbrıs’ın bütününe özelde Kıbrıs Rum toplumuna zarar verdiğini seslendiriyor.

Anastasiadis’i eleştirenler, eş zamanlı Kıbrıs Türk tarafının politikalarını doğru bulmuyor.

Bir gözlemimi paylaşayım. Kıbrıs’ın içinden ve dışından görüş koyanlar, yaklaşık bir yıl önce yapılan KKTC Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Kıbrıs Türk tarafının, Kıbrıs sorununda görüşleri merak edilen taraf özelliğinin gerilediğini bir biçimde ifade ediyor.

Kıbrıs sorununda tünelin ucunda ışık görünüyor mu?

Tünelin ucunda ışık olduğunu söyleyeni duymadım.

***

Dün öğle yemeğinden sonra topluca Kapalı Maraş’ın açılmış bölümlerini gezdik.

Özellikle dıştan gelenlerin ilgi, tepki ve yorumlarını gözlemek, dinlemek için gittim.

İyi ki de gitmişim.

Rehberlerimiz Anna Marangou ve Orhan Tolun’du…

Anna Marangou, Maraşlı…

Cansız, yıkılmış binaları tek tek anlatırken, bizleri sanki de zaman tünelinde çok gerilere götürüyordu.

Anıları, inanılmaz zengin.

Maraş’ın bir anlamda Beyrut’un karşısında turizm anlamında ilk hareketlenmesini ve orada yaşayanları harika aktardı. Etkilenerek dinledim.

1974 sonrası geride bıraktıklarıyla ilgili anlattıkları başlı başına ayrı bir makale hatta kitap konusu.

Hem dinledim… Hem fotoğraflar çektim… Yaşayandan dinlerken, fotoğraflar çekmek her fotoğrafa ayrı bir duygusallık, hatta ruh katıyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu