Hasan HasturerKıbrısManşet

KKTC için, kısa, orta ve uzun vadeli hedefimiz nedir?

Egemen siyasi eşitlik temelinde iki devletli çözüm, Kıbrıs sorununa çözüm amaçlı müzakerelerde kırmızı çizgimiz olarak ifade ediliyor. Müzakereleri boş verin… KKTC için, kısa, orta ve uzun vadeli hedefimiz nedir? Bu sorunun yanıtı varsa… Yanıta uyumlu adımları ne zaman atacaksınız? Söylenenlerin için doldurulmazsa, vatandaş da, ‘ Vatan, millet, Sakarya…’ diye başlayan bir ifadeyle hafife alır. Bu kadar basit.

KKTC’nin ilan edildiği 15 Kasım 1983’ü dün gibi anımsarım.

Rahmetli Rauf Denktaş, aylar öncesinden başlayarak KKTC’nin ilanı için hazırlık yapıyordu.

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nda (KTÖS) Arif Hasan Tahsin ve arkadaşlarının desteğini de almıştı.

Genç öğretmenlerden bir grup, Kıbrıslı Türklerin, Rumların ne hakkı varsa, devlet sahibi olmak dahil, Kıbrıslı Türklerin de o haklara sahip olduğu görüşündeydi.

Kıbrıs Türk Federe Devleti, (KTFD) Anayasasından tüm KTFD’lerin çıkarılıp yerine KKTC yazılabileceği de seslendiriliyordu.

Sonuçta 15 Kasım 1983’te KKTC ilan edildi.

Bu satırların yazarı olarak, Kuzey Kıbrıs’ta toplanan Kıbrıslı Türklerin, bir hukuka sahip olması gerektiğine hep inandım. Hukukun tepe adı devletse, devlettir.

İsmi hiç önemli değil.

Hukuki yapının, demokrasi, insanlar hakları ve en önemlisi hukukun üstünlüğü kuralına uyumu vazgeçilmez olmalıdır.

***

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti  (KKTC) ilan edildi.

KTFD’nin KKTC’ye dönüşümü o güne kadar olmayan pek çok ambargoyu da beraberinde getirdi.

Türkiye’nin dışında başka hiçbir ülke bizi tanımadı.

Tanımaya niyet eden Pakistan ve Bangaldeş’in ABD tarafından engellendiği konuşuldu.

***

İlan edildiği ilk günden bugüne KKTC’nin tanınması dahil, uluslararası açılımı ile ilgili bir politika, Kuzey Kıbrıs ve Ankara’da olmamıştır.

İnsan haklarına aykırı, ambargoların mağduriyetini yaşıyorsak, ambargolar için kesintisiz çaba harcayan Rum – Yunan tarafının suçu kadar, ambargolara karşı neredeyse hiçbir şey yapmayan bizimkilerin de suçu vardır.

***

Zaman durup bizi beklemiyor.

İzolasyonlar nedeniyle bedel ödüyoruz.

Adım gibi biliyorum, Türkiye’nin dostu olduğunu söyleyen ülkelerden birinden Ercan’a direk uçuş yapılsa, Rum tarafı politikalarını gözden geçirecek.

Bizi yönetenler, ambargolara karşı çare üretmek yerine, ambargolar üzerinde milliyetçi söylemler geliştirmeyi tercih ediyor.

***

Siyasi partiler içinde UBP, kendini KKTC’nin kurucu partisi görür.

Peki UBP, KKTC’nin en yalın tanımlamayla tanınması ya da uluslararası açılımı için bugüne kadar, laftan öte, ne yaptı?

Dünden başlayan açıklamalar bugün de devam edecek.

Dün yapılan açıklamalar, laftan ibaretti. Bugün de öyle olacak.

***

Bugün KKTC’nin 38. yıldönümü.

Böyle günler aslında muhasebe, hesap yapma, pozitif anlamda hesaplaşma günüdür.

Yazımın sınırları içinde amaçlarımdan biri de bu.

Rumların, siyasetine rehber olan Megalo İdea (Büyük ülkü) olduğunu söyleriz.

Peki onların Megalo İdeası var. Bizim Türk tarafı olarak, Kıbrıs’la ilgili büyük ülkümüz nedir?

İster Kuzey Kıbrıs’ta ister Türkiye’de statüsü olan insanlara sorun, bilinen ortak kabul edilecek yanıt yoktur.

***

Egemen siyasi eşitlik temelinde iki devletli çözüm, Kıbrıs sorununa çözüm amaçlı müzakerelerde kırmızı çizgimiz olarak ifade ediliyor.

Müzakereleri boş verin… KKTC için, kısa, orta ve uzun vadeli hedefimiz nedir?

Bu sorunun yanıtı varsa… Yanıta uyumlu adımları ne zaman atacaksınız?

Söylenenlerin içi doldurulmazsa, vatandaş da, ‘ Vatan, millet, Sakarya…’ diye başlayan bir ifadeyle hafife alır. Bu kadar basit.

 

 

 

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu