Hasan HasturerKıbrısManşet

İnsanı insan yapan, sevgidir

Karşı cinsle buluşmanın ürünü bir mutluluk değildi ama acılı yanı yüksek bir mutluluk türüydü. Baskıların kralı vardı. Baskılar, direnci test eder, direndikçe onurlu duruşun fark edilmesi ayrı bir lezzet verirdi. İnanılmaz bir dayanışma anlayışı vardı. O yıllara şöyle bir bakıyorum, hiçbir değer o mücadele ortamından önde değer taşımıyordu. Sanki de bir başka dünya yoktu. Varsa yoksa o mücadelenin gerekleri.

Urup avuçluk bir memleket.

Sıkışıp kaldık yıllarca.

Gökyüzünün büyüklüğünün kuyunun ağzı kadar olduğunu kabul etmemiz istendi senelerce. Kuyunun dibinden çıkıp gökyüzünün sonsuzluğunu görüp kuyunun içindekilere duyuranlar “hain” oldu.

Mutluluğu günlük yaşamımızdan önce şiirlerde tanıdık.

Özellikle 1974’e kadar koşullar açık hava hapishanesi gibiydi.

Düşünebilir misiniz, Lefkoşa’nın Girne Kapısı’ndaki bayrak törenleri insanlar için bir izlenceydi.

Bayrak töreni öncesi bando popüler parçalar ve marşlar çalardı.

Mücahitler Bandosu’nda kimin dram majör olduğunu herkes bilirdi. Dram Majörün ayrı bir havası vardı.

Hapishanedeki mahkumların kader birliği gibi, bir kader birliği olan o günleri çok iyi anımsarım.

Belki de o zor günlerin bizde yarattığı sonuçlarla küçük ışıltılardan büyük mutluluklar elde edebiliyoruz.

*         *         *

Mücadele etmekten hiç yorulmadım.

Mücadele yolunda ilerlerken çok kalabalıklarla olma koşulum hiç olmadı.

Kendi doğrumu en doğru olarak  asla görmedim ama genel geçer ilkelerle doğruların dışına çıkmayı hiç benimsemedim. Kalabalıklarla yanlış yapmaktansa azınlıkla doğruyu sevdim.

***

1974 sonrası Rumun ganimeti pek çok değerle birlikte insani değerlerimizi de iğfal etti.

1974 sonlarında öğretmen olarak çalışma yaşamına atıldım. 3-5 ay sonra Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın üye olarak katıldığım ilk genel kurulunda sendikanın en yetkili organına seçildim.

O yıllardaki sendikacılığın koşulları şimdikiyle kıyaslanamayacak kadar zordu. Sendikal izin filan yoktu. Okul sonrası yapılırdı sendikacılık.

Matbaa kurduk, gazete çıkardık.

Büyük Heilderberg baskı makinesinde ilk ofset baskıyı Arif Hasan Tahsin ve Yılsay Barlasoğlu ile birlikte gerçekleştirdik. O geceyi hiç unutmam. Söz gazetesini basıyorduk. Ve sabaha kadar yarı belimize kadar kağıtlara gömülüp ancak 300-500 gazete basabilmiştik.

Hayatımın en zevkli günleriydi.

***

Karşı cinsle buluşmanın ürünü bir mutluluk değildi ama acılı yanı yüksek bir mutluluk türüydü.

Baskıların kralı vardı. Baskılar, direnci test eder, direndikçe onurlu duruşun fark edilmesi ayrı bir lezzet verirdi. İnanılmaz bir dayanışma anlayışı vardı.

O yıllara şöyle bir bakıyorum, hiçbir değer o mücadele ortamından önde değer taşımıyordu. Sanki de bir başka dünya yoktu. Varsa yoksa o mücadelenin gerekleri.

***

Siyasi anlamda şekillenmem o yıllarda oldu.

O günün koşullarında hareketin en önde duranlarındandım belki. Bazen kürsüde geniş kesimleri coşturmaktı görevim, bazen sıradan bir militandım.

İşte o yıllarda hayatı çok iyi tanıdım.

Mücadelenin kavganın en koyu anında bile insani duygularım hiç geriye gitmedi.

İnsanı insan yapanın sevgi olduğunu keşfettim.

***

Hadi siz de bir an tüm sevgi duygularınızı söküp attığınızı hisseder gibi olun.

Geriye ne kaldı?

Sevgisiz insanın her hangi bir butiğin vitrinindeki cansız mankenden tek farkı hareket eder olmasıdır.

Sevgi ya da sevmek öğretilebilir mi?

Bence öğretilemez.

Ancak sevginin felsefi derinliği çok iyi anlatılır ve insanları o noktadan hareketle sevgiyi yaratıp sahiplenmesi sağlanırsa ciddi mesafe alınabilir.

***

Sevgi ve mutluluk…

Bu iki sözcüğün anlattığı duyguyu gerçek anlamda yaşamak insanoğluna vuracak en büyük ikramiyedir.

Sevgi ve mutluluk aslında binanın toprak altıda kalan temeli gibidir. Bu anlamda temeliniz varsa üzerine bina yapmanız zor olmaz. Mutluluk yuvasının öyle görkemli olmasına da gerek yoktur. Seven insanları kucaklayacak kadar olması yeter.

Gerçek aşk, gerçek sevgi, insana hayatta bir kez çıkan, en büyük ikramiyedir. Yaşamın hangi durağında çıkacağı da hiç ama hiç belli olmuyor.

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu