Hasan HasturerKıbrısManşet

Mutluluğu yakalamak olağanüstü bir ayrıcalıktır

Öncelikle kişi tüm zorluklara ve olumsuzluklara karşılık kendi içinde aşkı yaşatabileceğine inanmalı, aşka yer açabilmeli. Tam bunu başardığını sandığı zaman insan daha büyük bir zorlukla buluşur. Tek kişilik aşk olmaz. Aşkın solmadan yaşayabilmesi için iki kişinin uyum içinde her geçen an aynı aşkı inadına beslemesi, aşkı tutkuya dönüştürmesi gerekir.  Aşk sorunlarına rağmen mutluluğun hem kendisi hem de kaynağıdır.

Bugün Pazar günü ya.. Bir Pazar yazısı yazmak istedim dün akşam inatla.. Yüreklere dokunsun da istedim. Her gün yazdığım için, konu başlığı ve içerik notlarım var masamda her zaman.

Ünlü Fransız ozan Lousi Aragon’un şu sözleri öne çıktı ansızın: “Kendimle uzlaşmak gibi bir arzum yok, olmadı da hiç. George Brassens’in bestelediği ve yaygınlaştırdığı Mutlu Aşk Yoktur, 1943’te yazdığım bir şiirin dizesidir.

Söz konusu mutsuzluk, işgal yıllarının mutsuzluğu. Fransa’nın içinde bulunduğu o acıklı durumda mutlu bir aşk olabilir miydi? Ortak bir mutsuzlukta bireysel mutlulukların olamayacağı teması, o zamanlar işlediğim bu tema, aslında, hemen yazdığım tüm yapıtlarda da var.

Gerçekten, bu şiirde ortaya çıkan sorun, mutlu aşkın olup olmayacağı değil, mutlu çiftin olup olmayacağıdır. Kadın-erkek çiftini, erkeğin ve kadının en yüce şekli olarak düşündüğümü söylemiştim. Umarım gelecek günler kadın-erkek çiftine mutluluk taşır.”

*      *        *

Bizde de insanlar Andre Gide’nin dediği gibi dar kapıda sıkışıp kalırken yüreklerinin sesine kulak vermekten korkarak mutluluğa koşamamaktadır.

Kimlerin belirlediği bilinmeyen toplumsal baskı zaten ciddi bir ayak bağı. “Ama o ne der, bu ne der” korkusu herkesin elini, ayağını boş verin yüreğini bağlamıyor mu?

Yaşamın genel koşulları bireysel mutluluk için de çok önemlidir. Aragon’un 1943 Fransası’nda yazdığı ünlü Mutlu Aşk Yoktur şiiri şöyle biter:

“Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye /Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek

   En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek / Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek 

   Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine / Mutlu aşk yoktur

*     *     *

   Bir tek aşk yoktur acıya gark etmesin / Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara

   Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda/ Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da

   Bir tek aşk yaşayan yok gözyaşı dökmeksizin

   Mutlu aşk yoktur ama / Böyledir ikimizin aşkı da”

*       *       *

Mutluluk çeşitli vesilelerle yaşanır. Günlük yaşamın her anında bunun örnekleri vardır. Tuttuğunuz takımdan, çocuğunuzun başarısına kadar pek çok mutluluk nedeni vardır.

Ancak gerçek mutluluk iki farklı kimliğin, iki farklı bedende tek kimliğe dönüşmesi, tüm kıyasların noktalanmasıyla yakalanır.

O noktada acı, zorluklar kısaca tüm olumsuzluklar o güzelliğin, o engin mutluluğun içinde erir.

Aslında bütün aşklar mutludur. Hele hele bizimkisi gibi genel koşulların mutluluk önüne duvar ördüğü bir ortamda mutluluğu yakalamak olağanüstü bir ayrıcalıktır.

*        *        *

Kolay mı aşkı yaratıp yaşatmak?

Kuşkusuz hiç de kolay değildir. Siparişle olmuyor.

Öncelikle kişi tüm zorluklara ve olumsuzluklara karşılık kendi içinde aşkı yaşatabileceğine inanmalı, aşka yer açabilmeli.

Tam bunu başardığını sandığı zaman insan daha büyük bir zorlukla buluşur. Tek kişilik aşk olmaz. Aşkın solmadan yaşayabilmesi için iki kişinin uyum içinde her geçen an aynı aşkı inadına beslemesi, aşkı tutkuya dönüştürmesi gerekir.

 Aşk sorunlarına rağmen mutluluğun hem kendisi hem de kaynağıdır.

Genel sorunlar, ortak hedef ve mücadele, bireyin kendine verdiği önemi azaltır.

Ortak hedeflere yürürken yaşananlar bütünlüklü moral çöküş yaratırken bireyin mutluluk beklentilerini de enkaz altında bırakır.

İşte tam bu noktada insanların yaratacakları mutluluklar, toplumsal boyutta ortak mutluluk için ciddi bir enerji kaynağı da olur.

…  “Toplumsal ortak mutsuzluk ortamında, bireysel mutluluk olur mu?”

Kolay değil ama “olmaz da” değil…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu