Hasan HasturerKıbrısManşet

Anılarda yolculuk…. 92 sıcak gün!

Şimdi ustalık bizim dış politikada atacağımız adımlara kalmıştır. Bu 122 sıcak günü iyi değerlendirip, uzlaşıya açık bir tabloyla adım atarsak hem Kıbrıs Türk tarafı hem de Türkiye’nin yararlı olacağından hiç şüphemiz olmasın. Aksi halde Kıbrıs’ın AB üyelik süreci devam edecek ve ulaşılacak noktada Türk tarafı olarak pozisyonumuz bugünkü kadar güçlü de olmayabilecektir. ( 4 Mayıs 2001 – KIBRIS)

Bugün Cumartesi. Anılarda yolculuk günü…4 Mayıs 2001’e gidiyoruz… Yazı başlığı,” 92 sıcak gün!”

***

“ Mayıs – Haziran – Temmuz…

Bu üç ayın toplam 92 gününün meteoroloji saptamalarına göre sıcaklık ortalamasının ne olacağını kestirmek zor. Ancak bu 92 günün Kıbrıs sorunuyla ilgili gelişmeler bakımından sıcak geçeceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.

Dolaylı görüşmelerin kesilmiş olduğu günden başlayarak Kıbrıs sorununa çare bulma çabaları hiç durmadı. Durmayan girişimler son dönemde daha da hızlandı.

ABD ve AB’nin desteğiyle BM girişimleri devam diyor.

Rum kesimindeki seçimlerin ardından büyük bir olasılıkla haziran ayında görüşmelerin yeniden başlaması için taraflarca kabul görecek yöntem ve içerikle BM tarafından davet yapılacak.

Kamuoyuna yönelik demeçlerin içeriği ne olursa olsun bu davetin yapılacağını öncelikle ilgili taraflar çok iyi biliyorlar.

*     *      *

Dış politika, uluslararası pazarda siyaset yapmaktır.

Dış politikayı yerel kriterlerle yürütüp, başarıya ulaşma şansınız yoktur. Dengeleri zamanında ve doğru olarak görüp adımlarınızı ona göre atarsanız başarı şansınız yüksektir.

Kıbrıs sorunu neredeyse yarım asrı aşkın bir geçmişle gündemde yerini tutuyor.

Türk-Yunan ilişkilerinde de önemli bir yere sahiptir Kıbrıs. Bu noktada şu soru akla gelir: “Kıbrıs sorunu Türk – Yunan geriliminin bir ürünü mü yoksa Kıbrıs sorunu Türk – Yunan geriliminin devamında önemli nedenlerden biri midir?”

Bu soruyla birlikte aklınıza “Tavuk, yumurtadan, yumurta tavuktan mı çıkar?” sorusunun geldiğini hissediyorum.

Gerek TC gerekse KKTC resmi makamları, Kıbrıs meselesinin, Türkiye’nin sorunlar yumağından soyutlanmasını istiyorlar.

Bu istemin haklı ya da haksızlığı bir yana, Batı’nın bu konudaki tavrı oldukça açıktır. Türkiye ile ilgili konular gündeme geldiği zaman Kıbrıs’ın soyutlanması pratikte mümkün olmuyor.

Geçtiğimiz günlerde bir AB yetkilisinin şu sözleri bu konuda oldukça çarpıcı bir açıklık taşıyor: “Türkiye’nin AB üyelik sürecinde Ulusal Programı ve öteki kararları ne olursa olsun, Kıbrıs sorunu çözümsüzlüğünü koruduğu sürece bunların tümü rüzgar tarafından alınıp götürülecek kadar hafiftir.”

Elefterotipia gazetesi yazarlarında Yunanlı gazeteci arkadaşım Michalis Moronis’in, “Bügün için Yunanistan’da sokakta yürüyen insanın gündeminde Kıbrıs yoktur. Ancak herkes Avrupa Biriliği genişleme sürecinde Kıbrıs’ın önünde bir başka ülkenin üyeliğine Yunanistan’ın evet demeyeceğini de kuşkusuz bilmektedir” sözleri de azıcık dikkatli okunduğu zaman çok şeyler anlatmaktadır.

*     *     *

Kıbrıs’ın AB’ye çözüm sonrası alınması ortak arzudur. Bunun için de görüşme masasının bir tarafında bulunan Türk tarafıyla uzlaşıya, anlaşmaya ihtiyaç vardır.

Kıbrıs sorununun çözümü özellikle AB açısından büyük önem taşır noktaya gelmiştir. AB’nin Kıbrıs konusunda ısrarlar Rum yanlısı bir tutum içinde olmadığını yaşayarak görenlerdenim.

Şimdi ustalık bizim dış politikada atacağımız adımlara kalmıştır. Bu 122 sıcak günü iyi değerlendirip, uzlaşıya açık bir tabloyla adım atarsak hem Kıbrıs Türk tarafı hem de Türkiye’nin yararlı olacağından hiç şüphemiz olmasın.

Aksi halde Kıbrıs’ın AB üyelik süreci devam edecek ve ulaşılacak noktada Türk tarafı olarak pozisyonumuz bugünkü kadar güçlü de olmayabilecektir. ( 4 Mayıs 2001 – KIBRIS)

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu