Derviş DoganManşet

İmar planının düşündürdükleri.

Sayın Başbakan’ın  müteahhitlik işlerinin yavaşlamasından dolayı imar planının imzalanmasına öncelik verildiğini söyleyerek başladığı konuşmasında konunun ‘odalar’ ve ‘şehircilik benzerleri’ ile istişare edilmiş olduğunu söylemesine rağmen aylardır tam tersini savunan ve planı kendilerine göstermediklerini söyleyen  mimar mühendis şehircilik odaları, görüş veren ve sürece emek koyan sivil toplum örgütleri, akademisyenlerin de masada olması gerektiğini düşünenler var.

İmar planı seçim yasaklarının başlayacağı gün ekonomik örgütlerin tam desteği ile Başbakan Faiz Sucuoğlu’nun imzasıyla jet hızıyla yürürlüğe kondu.

Başbakan Sucuoğlu planla birlikte bölgede ekonomik kalkınmanın önü açıldı dedi.

Elbette söz konusu planla tüm paydaşların memnun olmasını beklemek gerçekçi değildi.  Bu nedenle ihtiyaç duyulduğu alanlarda gerekli tadilatın yapılabileceğini de belirtiyor Başbakan Sucuoğlu..

Nitekim Başbakan Sucuoğlu bu konuda bölgenin yerel yönetimlerinin ve ekonomik örgütlerin tamamının desteğini aldı.

Ve fakat konunun diğer tarafında olanlar bu plandan hoşnut değil.

Hatta plana ciddi endişeleri ve eleştirileri olduğunu görüyoruz.

Bugün size bu eleştirilerden ve endişelerden bahsetmek istiyorum.

Örneğin söz konusu planı betonlaşmayı önlenecek mi, diye kaygı duyanlar var.

Şehirciliğin en büyük rant göstergesi olan 1974 öncesi Maraş Deve Limanı sahil şeridinde yaratılan beton yığınları gibi yapılara ve fırsatçılara son verilip verilmeyeceği konusunda endişelenenler var. Yer altı topoğrafik yapısını incelemeden  adanın oluşumunda balçık ve su baskınları altında kalan alanlara yerleşim izni verilmeye devam edileceğinden kaygı duyanlar var. Öncelikle tüm bölge için  pis su atıklarının çözümü  , kanalizasyon projesini yerinde tespitinin yapılmadığı konusunda ciddi şüpheleri olanlar var. Üstelik bunun maliyetini  finansman şekli kime ait olacağı konusunun netleşmesi gerektiğine inananlar var.

Merkezi kanalizasyon çözülmeden yerleşim izni vermek  insan sağlıklığını sonsuza dek  etkileyeceğini düşünenler var .

Ülkenin fiziksel konumunu düşünen her yurttaşın arzuladığı nüfus yoğunluğuna ihtiyaç olmayan bu bölgeler için konut sınırlamasına gidilmesinin esas alınmasını önerenler var. Filistin topraklarının İsrail tarafından planlı bir şekilde azaltıldığı örneğinden ders alıp Yahudi ve Rus hakimiyetinin oluşumuna binaen  bunun Kıbrıs davasına negatif yansımasını da görmek gerektiğini düşünenler var.

Sayın Başbakan’ın  müteahhitlik işlerinin yavaşlamasından dolayı imar planının imzalanmasına öncelik verildiğini söyleyerek başladığı konuşmasında konunun ‘odalar’ ve ‘şehircilik benzerleri’ ile istişare edilmiş olduğunu söylemesine rağmen aylardır tam tersini savunan ve planı kendilerine göstermediklerini söyleyen  mimar mühendis şehircilik odaları, görüş veren ve sürece emek koyan sivil toplum örgütleri, akademisyenlerin de masada olması gerektiğini düşünenler var.

Bu masada yerli halkın sağlığını, kültürel ve ekonomik kent altyapılarının sağlanmasını, çevre ekolojilerinin gözetilmesi ve tarihi kültürel yapıların korunmasını savunan tek bir aktörün bile olmadığını söyleyenler var.

Hal böyleyken de Başbakan Sucuoğlu imar planına paydaşların desteği tam diyor.

Oysa biliyoruz ki, İmar planı bir kent için hayati önemdedir. Fakat yine biliyoruz ki, rant planı da aynı şekilde geriye dönülemez sonuçlara sebep olur…

Planın daha önce belediyeler tarafından onaylanan, sivil toplum örgütleri ve mimarlık mühendislik şehircilik odaları tarafından da destek görmüş ve çalışılmış hali dururken bunun dikkate alınmamasının büyük bir yanlış olduğunu savunanlar var..

Bütün bu tartışmalar devam ederken KTMMO’ ın girişimi ile hükümetin aldığı karara mahkemede ara emri çıkarıldı…

Bundan sonraki sürecin nasıl işleyeceğini  ne olacağını hep birlikte takip etmeye devam edeceğiz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu