Derviş DoganManşet

Devlet hesap sormalı..

Çok lüks marka  bir otomobil kullanmanın ederi var mesela. Lüks bir konutta yaşamanın da bir bedeli var.. Haliyle bizim ülkemizde de bu ve benzeri tercihlerin bir vergilendirmeye tabi tutulması gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar, seçim sonrası Meclis’te uzlaşılacak daha adil bir vergi sistemi, ekonominin kayıt altına daha da alınması ve enflasyon muhasebesinin ilkelerine yaşadığımız özel koşulları da göz önünde bulundurarak riayet etmenin; döviz krizinin yarattığı sıkıntıları en kısa zamanda aşmamızı sağlayacağını söyledi.

Bütün bunlara katılmakla birlikte söz konusu uygulamaların döviz krizini aşmaya tek başına yeterli olmayacağını düşünüyorum.

Zira bunun uygulanan para politikası ile de doğrudan ilgisi var.

Lakin Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu öngörüleri yerinde..

Zira daha adil bir vergi sistemi ülkemizin için  artık bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Bunun paralelinde kaçak ekonominin önüne geçmek için yapılması gereken çalışmalar hayata geçirilmeli.

Bu da çok büyük öneme sahiptir.

Ülkemizde kayıt altında olmayan bir para trafiği olduğu sır değil.

Bunu objektif gözle bakabilen herkes görebilir. Dolayısıyla böylesi bir gerçekliğin öncelikle yönetenler tarafından kabul edilmesi lazım.

Bugün Dünya’nın neresine giderseniz gidin.

Pahalı yaşamın bir vergi bedeli vardır.

Çok lüks marka  bir otomobil kullanmanın ederi var mesela. Lüks bir konutta yaşamanın da bir bedeli var..

Haliyle bizim ülkemizde de bu ve benzeri tercihlerin bir vergilendirmeye tabi tutulması gerekiyor.

Bugün yüksek bir yaşam standardı ile hayatını idame ettirenler ile karın tokluğuna günü kurtarmaya çalışan insanları bir tutabilir misiniz?

Elbette hayır.

O halde son derece pahalı otomobil kullanmayı tercih eden, veyahut son derece lüks ve pahalı konutlarda yaşamaya gücü yeten insanların devlete karşı da sorumlu oldukları yükümlülüklerini yerine getirmesi elzemdir. Bunu sağlayacak olan mekanizmanın kurulması da devletin sorumluluğundadır. Örneğin “X “şahıs bütün bunlara sahipse, ve sürdüğü yaşam lüks olarak adlandırılabiliyorsa, güçlükle geçinen,sıradan bir evi belki bir otomobili olan “Y”  şahış aynı kefede olmamalıdır.

Devlet burada “X” ve “Y”  şahısları aynı kategoride değerlendiremez.

Ve fakat maalesef ülkemizin vergi sisteminde de bu yönde adil bir terazi yoktur.  Bugün çok lüks bir otomobil kullanabilen ile sıradan bir otomobil kullananı aynı kefeye koyan bir anlayış var,ki bu kurulan sistemle alakalıdır.

Devlet burada çok kolay saptama yapabilir. Şöyle ki, “X” vatandaşın kullandığı pahalı  otomobilin,yaşadığı pahalı evin hesabını sorgulayabilir.

Nasıl?

Kazancını belgeler ve bu kazancın üzerinden yaşadığı hayatın hesabını sorar.

Kullandığı pahalı  otomobilin, yaşamını sürdürdüğü pahalı konutun (villa) hesabını sorar, bunları nasıl aldığını sorgular..

Mesela sabit maaşlı bir kişinin (kamu veya özel) sahip olduğu binlerce Euro,Sterlin,Dolar değerindeki otomobile ve böylesi lüks bir konuta nasıl sahip olduğunu anlamaya çalışır.

Devlet bu konuda maalesef ilgisiz.

Oysa yapılması gereken bu olmamalı.

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu