Derviş DoganManşet

Gerçekleri önümüze koymak zorundayız.

Dar gelirli insanlarımızın alım gücünü enflasyon etkisine göre dengelemek işletmelerin ve kamu maliyesinin finansal işleyişini korumak, ekonomik faaliyetleri devam ettirmek ve sosyal devlet anlayışı çerçevesinde adil gelir dağılımı sağlamak devletin önceliği olmalıdır.

Şöyle gerçekçi bir bakış açısıyla düşünelim. Bugün Türkiye’yi yönetenlerin tercih ettiği bir para politikasından mütevellit TL de yaşanan yüksek enflasyona karşı Türkiye’nin is çevreleri de koruma talep ediyor. Peki bu neyi gösteriyor?

Elbette işlerin şu veyahut bu nedenle iyi gitmediğini. Haliyle bu kötü gidişin Türkiye’den çok daha fazla etkilenen taraflarından biri de Kıbrıs’ın Kuzey yarısı oluyor. Dolayısıyla öyle anlaşılıyor ki Kuzey Kıbrıs’ta TL kullanımı konusunda bir yol ayrımına gelindi. Zira bunun başka bir çıkış yolu,şekli mümkün görünmüyor.

İşte tam da bu nedenle önümüzde iki seçenek duruyor. Bunlardan birincisi,

Ya bir para birliği anlaşması ile enflasyon maliyeti KKTC ye iade edilecek, yada ikinci seçenek olarak KKTC kademeli olarak Euro’ya geçecek. Bu iki gerçekçi yol dışında başka bir yol maalesef görünmüyor.

Kuzey Kıbrıs’ta ekonomik yaşamın koşulları her geçen gün daha da içinden çıkılamaz bir hale geliyor.Bu gidişatın eğer önlem alınmaz ise önümüzdeki süreçte daha da kötüye gideceğini söylemek mümkün.

Kuzey’de yaşanan daralma hasebiyle insanlarımız Güneydeki işgücüne talip oldular. Şöyle ki üniversite bitirmiş gençlerimiz inşaatlarda,otel teknik ve temizlik işlerinde,domuz çiftliklerinde,yol sokak temizliği gibi işlerde çalışmak için akın akın Güney Kıbrıs’a  geçmektedirler.

Burada esas olan ülkemizde beyin göçünün varlığıdır. Yoksa işin niteliğinden geçtim.

İşverenin kim olmasından da bir önemi yok.

Dolayısıyla şunu artık çok net olarak görüyoruz ki Kuzey Kıbrıs’ta mevcut durum sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Haliyle bununla yüzleşmemiz gerekiyor.

Zira yarım asırdır devam eden Kıbrıs sorunu, Kıbrıs Türk ekonomisini sürekli siyasi ve ekonomik kriz mağduru yapmaktadır. Bir diğer realite de  Kuzey Kıbrıs’ın tüm ekonomik göstergeleri, bizim kontrolumuz dışında dalgalanan Türk Lirasının faiz oranları ve döviz kurlarının olumsuz etkisi altında sürekli hayatı pahalılaştırıyor. Nitekim dar gelirli insanlarımız bu enflasyon ve piyasaya yansıyan  pahalılık karşısında eziliyor.

İşte tam da bu nedenledir ki, hiç vakit kaybetmeden bir takım tedbirlerin hayata geçirilmesi elzem haline gelmiştir.

Dar gelirli insanlarımızın alım gücünü enflasyon etkisine göre dengelemek işletmelerin ve kamu maliyesinin finansal işleyişini korumak, ekonomik faaliyetleri devam ettirmek ve sosyal devlet anlayışı çerçevesinde adil gelir dağılımı sağlamak devletin önceliği olmalıdır.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu