Erçin SahmaranManşet

Güney’de çalışmak…

Son zamanlarda, sıkça karşılaştığım bir yorumu da paylaşmak istiyorum; "Siyasetçiler, “Pahalılığı engelleyeceğiz” diyorlar ama nasıl, önemli olan bunu nasıl yapacaklarını anlatmalarıdır. Hepsi aynı dediğimizde de kabul etmiyorlar." Son günlerin en önemli sözcüğü "zam". Ve insanlar çare arıyor, çıkış yolu bekliyor. Yazının sonunda bu mesajı da vermiş olayım.

Türk-Sen, talep üzerine Kıbrıslı Türklere Güney Kıbrıs’ta sendikalı istihdam sağlamak amacıyla, SEK ile iş birliği yaptığını açıkladı.

Türk-Sen, 8 bin civarındaki istihdam için yarından itibaren başvuru kabul edecek.” Öğrendiğim kadarıyla istihdam yapılacak iş kolları, turizm otelcilik ve inşaat. Bölgeler ise ağırlıklı olarak Baf ve Limasol. Kıbrıslı Türklerin, Güney Kıbrıs’ta çalışması veya yaşaması, ya da tam tersi, bir Kıbrıslı Rum’un Kuzey Kıbrıs’ta yaşaması veya çalışması, beni mutlu eder, kendi adıma çok olumlu bakarım.

Bu ülkenin geleceğine, toplumlar arası işbirliği ve güvene, çok ciddi katkıları olan bir adım olur. Elbette bir Kıbrıslı Rum’un, Kuzey Kıbrıs’ta çalışması, mevcut ekonomik koşullarda pek de mümkün değil. Kaldı ki artık Kıbrıslı Türklerin bile Kuzey Kıbrıs’ta, KKTC de çalışması ve hayata tutunması, ev, yuva kurması ve orta düzey bir hayat yaşaması çok zor. İlgili konuda, mesele sadece Güney Kıbrıs’ta çalışmak değil, bir ayrıntı daha var. “Kıbrıslı Türklere Güney Kıbrıs’ta sendikalı istihdam sağlamak amacıyla…” sendikalı, yani güvenceli çalışmak. KKTC’de özel sektörde, olmayan, oldurulamayan bir başka mesele.

Tabi ki insanlar ekmek parası, geçim kapısı arayacak. Paranın, ekmeğin, çalışmanın, ne dini, ne dili, ne de bölgesi var. Üzücü olan, genç ve nitelikli insanların, kendi ülkelerinde, kendi nitelik ve mesleki özelliklerine göre çalışma şartlarını bulamamasıdır. İnsan emeğinin, gün ve gün değersizleşmesidir. Herkesin “nerede hata yaptık ve nerede hata yapmaya devam ediyoruz” diye düşünmesi, kendi kendine sorması gerek.

Kıbrıslı Türkler ciddi mücadeleler verdi, bedeller ödedi, mücadele de, bedel ödeme de devam ediyor. Üstelik en ağırından. Bu mücadele ve bedelin çok daha iyi karşılıkları olmalıydı.

Ekonomik, sosyal, kamusal, siyasi başta olmak üzere pek çok konuda tam bir başarısızlık tablosu ile karşı karşıyayız. Bu tablo değişemez mi, elbette değişir.

Fakat bildik hatalar, yanlışlar devam ediyor, ısrar ediliyor.

Öncelik, bunları kabullenmekte. Bu toplumun yaşam standardı, Rum toplumunun 1974 sonrası yaşam kalitesi ile karşılaştırılmalı, hedef ve seviye Rum toplumuna göre belirlenmeli.

Hedef, her daim Güney Kıbrıs’ın yaşam koşulları ve AB hedefiyle atılacak adımlar olmalıdır. Hedefler pratikte zordur, ancak hedef olarak belirlemek, zorun başarı oranını yükseltmektir.

Kıbrıslı Türkler ekonomik bir yıkım yaşıyor ve an ve an değişiyor, büyüyor. Hiçbir sorumluluğu yokken, yaratılan ekonomik modeller, mevcut kaynakların verimli ve öncelikli kullanılmaması, dışa bağımlılık, işte bu yaşam koşullarını oluşturan etkenlerdir.

Son zamanlarda, sıkça karşılaştığım bir yorumu da paylaşmak istiyorum; “Siyasetçiler, “Pahalılığı engelleyeceğiz” diyorlar ama nasıl, önemli olan bunu nasıl yapacaklarını anlatmalarıdır. Hepsi aynı dediğimizde de kabul etmiyorlar.” Son günlerin en önemli sözcüğü “zam”. Ve insanlar çare arıyor, çıkış yolu bekliyor. Yazının sonunda bu mesajı da vermiş olayım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu