Derviş DoganManşet

Şu boykot meselesi..

Lakin plansız programsız ve maksadına hizmet etmeyecek böylesi bir boykotun toplumu hiç arzu etmediği bir akıbete de sürükleyebileceği gerçeğini hiç kimse göz ardı etmemelidir.

Boykot, elbette bir tercih konusudur.

Lakin bunu sadece ‘oy vermemek ile sınırlandırmak sanki çok doğru değil gibi.

Ve fakat bu tamamen seçmenin bakış açısı ile doğrudan alakalı bir durumdur.

Nitekim bugüne kadar yapılan tüm anketlerde azımsanmayacak bir boykotçu kitle vardır. Neredeyse yüzde 30’luk bir kesim sandığa gitmeyi düşünmüyor. Hoş önümüzde henüz 6 haftalık bir zaman dilimi var. Bu süre zarfında ne olur elbette bilinmez. Belki boykotçular azalır,belki tam tersi çoğalır. Bunu 24 Ocak’ta daha net göreceğiz. Yazının başında da dediğim gibi “BOYKOT” sadece sandığa girmemekle sınırlı olmamalı.

Dolayısıyla boykotun akabinde başka bir adım atılmadığı sürece bunun  pek de anlam ifade etmeyeceği kanaati bende hakim.Elbette planlı ve öngörülebilir bir boykotun birlikteliği halinde bir anlam ifade edeceğini de dillendirmekte yarar vardır.

Naçizane bugün ben de bu konuyla ilgili  “BOYKOTU” bir tepki şekli olarak uygulayacak dostlarımla  düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Öncelikle “BOYKOT” için planlanan strateji nedir?Bu konuda nasıl bir planlama vardır?

Örgütlenme alanı sadece sosyal medya üzerinden mi planlanıyor?

Bunun bir  yol haritası var mı?

İnternet mecrasında veya benzeri bir alanda ortaya çıkarılacak imza kampanyası, sosyal mecra üzerinden mi yürütülecek?

23 Ocak seçimleri ile ilgili uluslararası refleksi geliştirecek bir kayıt tutulacak mı?

Söz konusu seçimleri nasıl belgelenecek? Eğer varsa yapılan müdahaleler için ne öngörülüyor? Bu boykotu  uluslararası bir platformlarda gerekçeleri ile birlikte gündeme getirecek çalışmalar planlandı mı? Gibi daha bu konuyla ilgili sıralanabilecek   tepkisel eylemler mevcuttur. Ve fakat bütün bunların da ötesinde daha önce bu ve benzeri nedenlerle yapılan boykotların akabinde  neler yaşandı?

Hoş diyelim ki,  bu boykotta ki seçime katılanlar %50’nin altında kaldı.

Peki  ne olacak?

Bu nereye yansıyacak?

Ya da bu katılım %40’ın altına düşse beklenti nedir?

Ne öngörülüyor?

Seçimi kazanan parti ya da partiler söz konusu durumdan dolayı  geri adım atacak mı?

Hayır!

Süreç içinde hükümet kurma koşullarını yakalayan parti veyahut partiler hükümeti kuracak. Bu seçimde şu veyahut bu şekilde sandıktan avantajlı çıkacak siyasi parti veyahut partiler ülkeyi yönetecek.

Boykotçular ise çaresiz, tepki koyarak sandıklara gitmedikleri ve irade ortaya koymadıkları  insanların kurduğu hükümetin yönetimi altında yaşamaya devam edecekler. Dolayısıyla bu boykotun da öncekiler gibi bir karşılığı olmayacak.

Elbette her şeye rağmen bu tercihe yönelen herkesin tavrına saygı duyuyorum.

Lakin plansız programsız ve maksadına hizmet etmeyecek böylesi bir boykotun toplumu hiç arzu etmediği bir akıbete de sürükleyebileceği gerçeğini hiç kimse göz ardı etmemelidir.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu