Derviş DoganManşet

Bu gidişat iyiye götürmez.

Burada ihtiyacımız olan siyasi cesaret ve kararlı duruştur. Bunun için de alışılagelmiş anlayışı emir komuta zinciri içinden çıkaracak , yeni bir dil ve etkin diplomasi gerekiyor.. Bu arada TL dalgalansa da kademe kademe değer kazanırken, TL’nin değer kaybı sonrası artan fiyatlarda herhangi bir gerileme söz konusu olmadı.

Türkiye’den en iyi parayı biz alırız argümanı  öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki süreçte de Kıbrıs Türk Siyasetinin revaçta olan bir yaklaşımı olacak. Ve fakat bu ekonomik yıkımın önüne geçen bir gerçekliği barındırmıyor içinde.

Nitekim bugün ne Türkiye ile ortak bir politika kurgulama çabası var,  ne de  Avrupa Birliği ile bir temas kurma gayreti.

Bu durum elbette hepimizi büyük bir yalnızlığa itiyor. Oysa ihtiyacımız olan bu değil. Kaldı ki, ekonomik koşuların bu kadar zor ve öngörülemez olduğu, alım gücünün kat ve kat azaldığı ve günden güne fakirleştiğimiz ve bunların kaynağının önemli ölçüde bizlerin elinde olmayan siyasi gelişmelerden mütevellit Türkiye  Cumhuriyeti’nin doğrudan ekonomik politikaları ile ilgili uygulamaya çalıştığı modelinin kendi ülke sınırları için uygulamaya geçirilmesi olduğu ortadayken,Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yetkili makamlarının da  bu kararların Kıbrıslı Türklere etkisini önleyecek görüşmeleri hiç vakit kaybetmeden  Türkiye’deki Muhatapları ile yapamaları ve bir yol haritası belirlemeleri gerekiyor.

Burada ihtiyacımız olan siyasi cesaret ve kararlı duruştur. Bunun için de alışılagelmiş anlayışı emir komuta zinciri içinden çıkaracak , yeni bir dil ve etkin diplomasi gerekiyor.. Bu arada TL dalgalansa da kademe kademe değer kazanırken, TL’nin değer kaybı sonrası artan fiyatlarda herhangi bir gerileme söz konusu olmadı.

TL döviz karşısında değer kaybeder,fiyatlar hemen tavan yapar, TL toparlamaya doğru giderken de fiyatlar yine tavanda asılı kalır.

Raf fiyatları ile kasa fiyatları değişir.

Bütün bunların tek nedeni elbette istikrarsız bir seyir ve denetimden yoksun bir anlayışın verdiği başı boşluk. Peki bütün bunlar yaşanırken ezilen kim oluyor?

Halk..

Velhasıl böyle bir durumu tüm çıplaklığı ile ortada dururken sıradan bir insan gibi izleme lüksü yoktur yönetenlerin.

Ve fakat maalesef 5-6 ithalatçının insafına bıraktılar bu işleri. Onlar da diledikleri gibi buldukları boş meydanda at koşturuyorlar..

Öyle ki gün içinde yüzlerce ürünün fiyatı sürekli değişiyor.

Kime göre?

Neye göre?

Varsa bunun aklı başında bir izahı buyurun.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu