KıbrısManşet

Akansoy: Türkiye’den para dilenerek bu iş olmaz

CTP Mağusa Milletvekili ve adayı Asım Akansoy, Kıbrıs Genç TV’de yayınlanan “Siyasetin Satır Arası” programına katılarak Muazzez Gazihan’ın sorularını yanıtladı.

Yenidüzen’in aktardığı habere göre: Akansoy, partinin yaklaşımlarını ortaya koymak adın yoğun şekilde çalışmaların sürdüğünü belirterek, partinin 50 yıllık bir geçmişi olduğunu ve emek demokrasi ve federasyon ekseni üzerinde dönen bir siyasi çizginin olduğunu kaydetti. Akansoy, mücadelenin hiçbir zaman bitmeyeceğini belirterek, mücadelenin ana ekseninin hükümete gelmek ya da muhalefette bir şeyler söylemek demek olmadığını ifade etti. Akansoy, mücadelenin süreklilik taşıdığını, bunun da bu üç ana eksen ile ilgili olduğunu söyledi. Akansoy, demokrasinin, kurumların daha da gelişmesi ve kendi kendimizi yönetmek anlamına geldiğini söyleyerek, insanların siyasete küsmemesi katılması demek olduğunu kaydetti. Akansoy, emekçi kesimin kendilerini iş güvencesi altında bulabildikleri ve asgari ücretlinin evine ekmek taşıyabileceği bir yaşam kurgusu içinde olmasının önemli olduğunu belirtti. Federasyonun ise geleceğimizin garantisi anlamını taşıdığını belirten Akansoy, “Kıbrıslı Türklerin kendi kendini yönetmesidir. Kıbrıslı Türklerin bu ülkede efendi olması demektir. Kendi kararlarını verebilmesi demektir” diye konuştu.

“23 Ocak’ta oluşacak olan yeni meclis topluma güven vermeli”

Akansoy, Meclis Genel Kurulunun açılmayacağının zaten belli olduğunu, bir sonraki toplantının da erteleneceğini, seçime kadar açılamayacağını söyledi. Asım Akansoy, en önemli konunun planlama olduğunu ve meclisin gerçek değerine kavuşması olduğunu ifade ederek, “CTP ‘nin en önemli sloganlarından biri, bütçe mecliste oluşturulmuyordu. Bütçe, dar alanda Türkiye’den gelen emirlerle belli bir grubun oluşturduğu bir yapı içindeydi. Dolayısıyla meclisin önemi çok önemli. 23 Ocak’ta oluşacak olan yeni meclisin önümüzdeki yılları yönetecek bir ekip olması çok daha fazla çalışan ve güven veren olması gerekir” diye konuştu.

“Esnafa ve küçük sanayiciye teşvik ve destek verilmeli”

Akansoy, birçok bölgeye ziyaret yaptıklarını ve yurttaşın en önemli gündeminin ekonomi olduğunu belirterek, “evde tencere kaynatabilecek parası olmayan insanlar olduğunu görüyoruz” dedi. Akansoy, son belirlenen asgari ücretin Bakan Çağman tarafından insanların evine ekmek götürecek düzeyde yakalandığını ve bunun bir relalite olduğunu ifade ederek, ancak bunun ekonomik döngü içinde yeterli olmadığını söyledi. Akansoy, üretici sektörün bu meblağı ödemede ciddi zorluklar yaşayabileceğini belirterek, “esnafa yönelik olarak küçük sanayiciye teşvik ve desteklerin verilmesi gerekiyor ki asgari ücret rakamını çalışanlarına ödeyebilsin” dedi. Asım Akansoy, “bunun yapılması gerekir ki işçi çıkarılmasın ya da çalışan part time’a dönüştürülmesin. Bu nedenle bu planlama yapılması gerekirdi” diye konuştu.

“Hükümet; tavşana kaç, tazıya tut”

Akansoy, prim desteğinin artırılması ve sürdürülmesi gerektiğini belirterek, iş verenin de bu asgari ücreti taşıyabilmesi için alınabilecek önlemler olduğunu söyledi. Akansoy, asgari ücretin henüz daha resmi gazetede yayımlanmadığını belirterek, “karar alındıktan sonra 7 gün içinde resmi gazetede yayımlanması gerekiyor. 10 gün içinde de bir itiraz süresi vardır. Resmi gazetede 7 gün içinde yayımlanmazsa fiilen devreye girmiş sayılmaz ve var olan sorunlar ötelenir” dedi. Akansoy, hükümetin burada tavşana kaç, tazıya tut yöntemini uygulamakta olduğunu kaydetti. Asım Akansoy, insanların umutlarıyla oynandığını ifade ederek, “Bakanın ifadesi, işveren ile görüştüğü ve 6 bin net rakamın taşınabilir olduğu yönündedir. Sıkıntı sanayi ya da esnaf tarafındaysa desteklemesi gerekir ki emekçiler herhangi risk ile karşı karşıya kalmasın” dedi.

Akansoy, belirsizliğin şu anda sürmekte olduğunu belirterek, “önümüzdeki dönemde bunun nasıl evrileceği belli değil” diye konuştu.

“YÖDAK anayasal bir kurum olarak güçlendirilmeli”

Asım Akansoy, yüksek öğrenim konusunun başlı başına bir sorun haline geldiğini belirterek, eğitimde bir planlamanın söz konusu olduğunu söyledi. Akansoy, eğitimde bir amaç karmaşası yaşandığını ifade ederek, eğitim  seviyesinin ciddi anlamda düştüğünü belirtti. Akansoy, apartman üniversiteleri yükseldiği gibi tatmin edici bir eğitimin verilemediğini kaydetti. Akansoy, ülkede YÖDAK diye bir kurumun olduğunu, anayasal bir kurum olması gerektiğini belirterek, güçlü ve üniversiteler üzerinde yaptırım gücü olması gerektiğini kaydetti. Akansoy, Afrikalı öğrencilerin ülkeye getirildiğini, okula kayıtlarını yaptırdıklarını, sonrasında kayıt dışı çalıştırıldıklarını söyledi. Akansoy, gençleri hangi maksatla ülkeye geldiklerinin polis raporlarından da üniversite raporlarından da elde edilecek bilgiler olduğunu söyleyerek, bu konunun sosyal bir problem haline geldiğini, YÖDAK’ın anayasal bir kurum olarak güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Akansoy, halkın iradesinin sandıkta yok olmaması için özellikle yüksek seçim kurulunun halkı bilgilendirmesi gerektiğini söyledi. Akansoy, geçtiğimiz dönem nasıl oy kullanılmışsa aynı şekilde kullanılacağını ifade ederek, CTP olarak tüm bunların üzerinde ilerleyen günlerde duracaklarını kaydetti.

“Halk, parti programlarını dikkate almalı”

Asım Akansoy, hükümete gelecek olanları zor günler beklediğinin doğru olduğunu belirterek, büyük bir ekonomik kriz olduğunu, aynı şekilde sosyal ve psikolojik sorunların da olduğunu söyledi. Akansoy, şöyle devam etti, “Sorunlarla baş edebilecek bir kadro ve vizyona ihtiyaç vardır. Bu nedenle sadece iddiada bulunmak mümkün değildir. Halk, parti programlarını dikkate almalıdır. Siyasilerin ortaya koyacağı çözüm yöntemlerini okumaları gerekir. Hedefimiz kendi ayakları üzerinde duran bir yapıyı tesis etmek ise ekonomik ve sosyal örgütler bir araya gelerek çeşitli çalıştaylarla tüm bunların konuşulması gerekmektedir.”

“Var olan sorunlarla yüzleşmeliyiz”

Asım Akansoy, basit bir dönemden geçilmediğini, bıçağın artık kemiği delip geçtiğini belirterek, bu nedenle toplumun siyasete tepki gösterdiğini söyledi. Akansoy, dönüştürücü programa destek vermek gerektiğini söyleyerek, “günün sonunda bu halkı kim ayağa kaldırabilecekse kadroları kimin müsait ise oraya yönelmek gerekir” şeklinde konuştu.

Akansoy, Sunat Atun’un, “son üç yılda KIB-TEK’te uygulanan yönetim şekli bizi batırıyor” dediğine dikkat çekerek, bunu kendi hükümetleri için söylediğini kaydetti. Akansoy, var olan sorunları bu şekilde yüzleşerek aşabileceğimizi belirtti.

“Biz bu ülkede bir ay sonrasını öngöremiyoruz”

Akansoy, devlet denilen yapının planlama, denetim yaptığını, öngörülebilir bir siyaset ortaya koyduğunu ifade ederek, “bir yıl sonrası için planlama yapar gelinecek olan durumu söyler. Ancak biz bu ülkede bir ay sonrasını öngöremiyoruz” dedi. Akansoy, o nedenle bu seçimin gerçek anlamda tarihi bir seçim olacağını söyledi.

“Tatar yetkisini aşmıştır”

Asım Akansoy, Tatar’ın, “Euro’ya geçişi kabul etmeyeceğiz” dediğini, ancak kendilerinin parti olarak istikrarlı para birimine geçmek istediklerini söylediğini belirterek, “Sayın Tatar sanırım bizi anlamadı” dedi. Akansoy, şunları söyledi, “Biz Tatar’dan icazet almıyoruz. Biz ona Euro’ya geçelim mi geçmeyelim mi diye sormadık. Kendisi anayasal yetkilerine baksın. Onun yetki ve sorumluluğunda bu konu yoktur. Tatar yetkisini aşmıştır.”

“Cumhurbaşkanlığı icazet makamı değildir”

Akansoy, ülkede her şeyin döviz üzerinden olduğunu, çarşıda da her şeyin Euro üzerinden olduğunu ifade ederek, Türkiye ile bir protokol imzalandığında da TL verilip dolar alındığını söyledi. Akansoy, istikrarlı bir muhasebe birimine geçilmesi durumunda insanların alım gücünün erimesinin ortadan kalkacağını belirterek, ekonominin daha da yükseleceğini söyledi. Akansoy, “Biz CTP olarak bunu söylüyoruz, UBP insanların alım gücünü koruyabilmek adına ne yapmayı planlıyor? YDP ne yapmayı planlıyor? HP ne yapmayı planlıyor? İstikrarlı bir ekonomik düzene nasıl geleceğimizi bizlere anlatsınlar. Bu nedenle cumhurbaşkanlığı icazet makamı değildir. Hatırlatmak isterim” dedi.

“Türkiye’den para dilenerek bu iş olmaz”

Akansoy, TC Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son bir karar alarak, dövizden Türk Lirasına mevduatların çekilmesinden doğan aradaki kur farkını ödeyeceğini söylediğini belirterek, bazı Türkiye bankalarının da burada bu uygulamaya geçtiğini söyledi. Akansoy, “Peki mevduatı olmayanlar?” diye sorarak bizim kendi önlemimizi almak durumunda olduğumuzu belirtti. “Türkiye’den para dilenerek bu iş olmaz” diyen Akansoy, “ya Türk Lirasından kaynaklanan değer kaybını Türkiye bize öder ya da muhasebe birimi olarak Euro’ya geçeriz” diye konuştu.

Kaynak: yenidüzen

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu