Hasan HasturerKıbrısManşet

Devamlı kısalan yorgan…

Gelirinize göre, giderinizi ayarlayacaksınız. Bir başka deyişle, ayağınızı yorganınıza göre uzatacaksınız. Ancak, yorgan boyu sürekli kısalırsa, ayağınızı toplamanın son aşamasına gelir ve durursunuz. O zaman ayağın yorgana göre uzatılması telkini, dalga geçmekle eşdeğer olur.

Bilime, bilmeye, sonsuz saygım var.

Bilen insanla konuştuğum zaman, öğrenmenin hazzını yaşarım.

Hep söylerim.

Biz gazeteciler çok konuda az şey biliriz. Her koşul altında, hangi konuda olursa olsun, yeni bilgiler edinmemize katkısı olacak insanlarla konuşmak, bizim için çok faydalıdır.

Ancak, herhangi bir konuyu değerlendirmek için, asgari bilginiz var ve bunu analitik bir yaklaşımla ele alabiliyorsanız, en karmaşık görünen konuları bile, çok kolay çözebilirsiniz.

***

Ülke ekonomisinin sağlıklı olup olmadığını anlamanın mantığı, bir ailenin ekonomik yapısını anlamayla aynıdır.

Mantığını çözdüğünüz zaman, “Nere gidiyor ülkenin ekonomisi?” sorusunu çok kolay yanıtlarsınız.

Ülkenin üretime bağlı geliriyle, bireyin çalışarak eve para getirmesini, detayla uğraşmadan benzeştirin. Bu benzeştirmeyi doğru okuyarak yola devam edin.

Gelirinize göre, giderinizi ayarlayacaksınız.

Bir başka deyişle, ayağınızı yorganınıza göre uzatacaksınız.

Ancak, yorgan boyu sürekli kısalırsa, ayağınızı toplamanın son aşamasına gelir ve durursunuz. O zaman ayağın yorgana göre uzatılması telkini, dalga geçmekle eşdeğer olur.

***

Bir farklı örnekle devam edelim.

Her ailenin en az bir çalışanı olur. O çalışan tek ve de aile nüfusu kalabalıksa, çalışıp eve para getiren, aile reisinin işi çok zor olur.

Çocuklar büyüdükçe, sofraya konulması gereken yemek miktarı da çoğalacak. Aksi hale çocuklar doymaz. Bir yerden sonra fazla ekmek yemek bile işe yaramaz. O zaman ailenin gelirinin nasıl artacağı konuşulur. Ya baba, ekstra bir işe daha gider, ya da anne de çalışmak durumunda kalır. Hatta çocukların uygun bir işte çalışması da ele alınabilir.

Tabaklardaki yemek, para yok diye uzun süre az tutulamaz.

***

Gelir azken, gelirde artış olacak günleri umutla beklerken, bir miktar borçlanmak da olasıdır. Ancak borçlanan para ile lüks harcama yapılmaz. İçmeye ayran yokken, atla bilmem nereye gidilmez.

Bir ailenin geliri ile gideri dengeli, hatta bir miktar gelir fazlalığı varsa, ailenin ekonomik itibarı yüksektir. Onlara kredili satıştan kimse korkmaz.

Aksi bir durumda, o aileye, veresiye, ekmek bile verilmez.

***

Bu örneklemeyi, devlete de taşımak mümkün.

Devletin de, hem geliri hem de gideri var.

Gelirler, giderleri karşılarsa, o devletin finansal, ekonomik itibarı yüksektir. Eğer gelirler giderleri karşılamaz ve fark giderek artarsa, ekonomik çöküntü, finansal kriz, paranın değersizleşmesi kaçınılmazdır.

Temelde düzelme olmazsa, kötü gidiş yazgıdır.

Kısa vadeli müdahaleler de işe yaramaz, genelde.

Hiç unutmayalım, SÖYLENENLER DEĞİL, GERÇEKLER DEĞERLİDİR.

Allah, sonumuzu hayır eylesin…

Hade, ilk “AMİN” de benden gelsin.

“AMİN”

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu