Hasan HasturerKıbrısManşet

Deprem dendi mi aklıma, Van – Erciş gelir…

Kıbrıs’ın hem Kuzeyinde hem de Güneyinde, genel tanımlamayla 1974 öncesi yapılan konut ve diğer amaçlı binaların, beton kısımlarında tuzlu, deniz kumu kullanılıyordu. Deniz kumu kullanıldığı için, o binaların kolon, kiriş ve plakaları incelense, demirlerin, çürüyüp, paslı ince tele dönüştüğü ortaya çıkacak.

Dün sabaha karşı, 03.07’de Kuzey Kıbrıs, bir anlamda uyurken, Akdeniz’de Kıbrıs açıklarında 6.4 şiddetinde deprem oldu.

Gerçek anlamda sarsıldık.

Depremi uyanıkken hissedenler korktu.

Korkmamak olası değil zaten.

***

Kıbrıs’ta hissettiğim depremler oldu.

Ancak, o depremlerde kendi yaşam alanlarımızda dolaplar bile devrilmedi.

Depremin gerçek yüzüyle Van’ın Erciş ilçesinde yüzleşmiştim.

23 Ekim 2011’de Van – Erciş merkezli depremin olmasından beş gün sonra arkadaşlarla yardım ulaştırmak için Erciş gitmiştik.

Umutlar tükenmemişti.

Çökmüş apartmanların altında yakınlarının canlı çıkmasını, bitmeyen umutla bekleyen insanları asla unutamam.

Tanrı’ya, kadere isyan etmeden o şartlar altında ağır hasar gören caminin dışında namaz kılanların psikolojisini de sorgulamıştım.

***

Van’dan Erciş’e giderken yol boyunca tüm konutları yıkılmış köyler görmüştük.
Canik köyündeki depremin, yitirdikleri yakınlarının acısını yaşarken konukseverlik gösterme çabasındaki köylüler dün akşam bu satırları yazarken aklıma yeniden geldi.

Bütün köylüler, köye getirilen birkaç konteynerin içinde yaşama tutunurken, yaktıkları ateşte yardım olarak iletilen patates haşlayan bir yaşlı, “ Siz Kıbrıs’tan bizim için gelmişsiniz. Yemeğimiz bu… Size de ikram edelim” demişti.

Kırmayıp, duru suda haşlanmış, bir anlamda patates çorbası yemiştim.

Hiç unutmam, ayrılırken, “ Biz misafirperveriz, yeniden evlerimiz olsun, o zaman gelin de görün ne kadar misafirperver olduğumuzu” demiştiler.

***

6.4 şiddetinde depremin merkezi denizde değil, Kıbrıs adasında olsaydı, sonuçlarının ne olacağını kestirmek kolay değildir.

10 Eylül 1953 tarihinde Baf yakınlarında meydana gelen  ve acısını yaşayanların unutmadığı deprem 6.5 büyüklüğündeydi. Depremde 450 dolayında kişi hayatını kaybetmiş, 200 dolayında  kişi yaralanmış, 4000 kişi evsiz kalmıştı.

“Şimdi binalar daha sağlam”, diyenler olabilir.

Ancak, Kıbrıs’ın hem Kuzeyinde hem de Güneyinde, genel tanımlamayla 1974 öncesi yapılan konut ve diğer amaçlı binaların, beton kısımlarında tuzlu, deniz kumu kullanılıyordu.

Deniz kumu kullanıldığı için, o binaların kolon, kiriş ve plakaları incelense, demirlerin, çürüyüp, paslı ince tele dönüştüğü ortaya çıkacak.

***

Yapılan yasal düzenlemelerin ardından Kuzey Kıbrıs’ta yeni yapıların mühendislik hesaplamaları, deprem dikkate alınarak yapılıyor.

Bu duruma yeni binaların sağlamlığına, deprem karşısında da güvenilebilir.

Bunu, özellikle 1974 öncesinde inşa edilmiş yapılar için söylemek mümkün değil.

Üniversitelerimizde, bu konuda  araştırma yapıp, durumun ne olduğunu raporlaştıracak insan kaynağı ve teknik donanım vardır.

Bir gün “keşke” demek istemiyorsak, bir program çerçevesinde, bir tarihten önce yapılmış tüm binaların deprem karşısından dayanıklılığı gözden geçirilmelidir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu