Hasan HasturerKıbrısManşet

Anılarda yolculuk… Gelin dostlar bir olalım

Kıbrıs Türk halkı çok iyi bir güç ve eylem birliği potansiyeli yakalamıştır. Hiç bir provokasyona gelmeden, tam bir disiplin içinde kararlılığını göstermelidir. Bundan rahatsız olanlar olacak. Onlar Kıbrıs Türkü’nü kötü yönetimleriyle göç yollarında eritenlerdir. Onlar, dünümüzü, bugünümüzü çalıp yarınlarımızı da çalmak isteyenlerdir. Bu nedenle “onlardan” rahatsız olmamak tam tersi onların rahatsızlığından doğru yol mesajı almak gerekir.” ( 14 Ocak 2003- KIBRIS)

Bu Cumartesi, anılarda yolculuk durağımız, 14 Ocak 2003.

İşte o tarihli, “Gelin dostlar bir olalım” başlıklı yazım:

***

“Bugün, sıradan bir gün değil.

Bugün, nasıl olsa geçecek bir gün değil.

Bugün, ev ödevimizi tümümüzün kusursuz yapması gereken bir gündür.

Bugün ölümün dışında hiçbir neden bizi Saat 11.00’de Girne Kapısı, İnönü Meydanı’nda bulunmaya engel olamamalıdır.

Gelin dostlar bir olalım.

Hem de tek başımıza değil, çoluğumuz, çocuğumuzla, konumuz komşumuzla beraber.

Kıbrıs’ı vatan bilen, geleceğini, çözüm, kalıcı barış ve Avrupa Birliği’nde gören herkes tek yürek olmak gönülden güçlü bir ses vermek için o tarihi bir kez daha doldurmak görevi ile karşı karşıyadır.

Yüreğini orada toplanacak on binlerle birlikte tek ve kocaman bir yürek yapma konusunda ikilemi olanlar oraya gelmesin.

Herhangi birinin hatırı için gelecek olan varsa onlar da gelmesin.

Oraya niçin geldiğini bilmeyen kimse gelmesin.

*      *      *

26 Aralık 2002’de Girne Kapısı’ndaydım.

Bugün (14 Ocak 2003) yine orada olacağım.

Hatta bugün çok daha bir istekle, çok daha bir inançla orada olacağım.

“Meydanlar barış, çözüm ve AB istemiyle dolup taştıkça görüşme masasında Sayın Denktaş’ın elinde kart zayıflıyormuş”.

Yok öyle bir şey.

Tam tersi, Kıbrıs Türk halkı meydanları dolup taşırdıkça görüşme masasında görüşmeci çok daha güçlü olur. Halkının bu denli büyük desteğine sahip olan bir görüşmeci bundan nasıl şikayetçi olabilir?

*      *      *

Kıbrıs Türk halkı ne istediğini çok iyi biliyor.

Kimse ne Rum’a ne de bir başkasına teslim olmak istemiyor. Tam tersi bu güne kadar hatalı politikaların erittiği Kıbrıs Türk toplumunu yeniden eski günlerine taşıma istemi vardır.

Mücadele bunun içindir.

Bu noktada bazıları ısrarla ya soruyor ya da birilerine sorduruyor. “Biz kabul etsek de Rum kabul etmez. Ya da biz kabul ettikten sonra Rumlar kabul etmezse ne olacak?”

Kardeşim sana ne Rum’un kabul edip etmeyeceğinden. Sen kabul et, sırtındaki uzlaşmazlık görevini çıkar… Ondan sonra anlaşma olsa da olmasa da Kıbrıs Türk tarafı kazançlı çıkacaktır.

Bunu görmek için Oxford, Cambridge ya da Harward mezunu olmak gerekmez.

İlkokul mezunu, okur – yazar olmak, en önemlisi sorunlara azıcık geniş bir pencereden bakmak buna yeter.

*     *     *

Kopenhag’da yan çizerek Rumların ekmeğine yağ, üzerine de bir parmak kalınlığında bal sürdük.

Şimdi önümüzde 28 Şubat hedefi vardır.

Dün ( 13 Ocak 2003) öğleden sonra BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto’nun Ledra Palace’taki basın toplantısını izledim.

Gelinen noktayı çok iyi özetledi. Her zaman ki güler  yüzlü üslubuyla madde madde anlattı.

Bir soruyu yanıtlarken, 28 Şubat’a ulaşırken tarafların “Ya kabul ya da red” ya da “Ya evet, ya hayır” noktasında olacağını kabul etmedi. Ancak sunuşunun bütününde bu vardı.

Ve belki de en önemlisi çözüm treni kaçarsa durumun ne kadar kötü olacağının mesajlarını verdi.

*      *     *

Çok açık olarak ortaya çıktı ki, Kıbrıs Türk Halkı kabuğuna çekilir, kaderini Sayın Denktaş dahil, başkalarının eline terk ederse KAYBEDECEKTİR.

Kıbrıs Türk halkı çok iyi bir güç ve eylem birliği potansiyeli yakalamıştır. Hiç bir provokasyona gelmeden, tam bir disiplin içinde kararlılığını göstermelidir.

Bundan rahatsız olanlar olacak. Onlar Kıbrıs Türkü’nü kötü yönetimleriyle göç yollarında eritenlerdir.

Onlar, dünümüzü, bugünümüzü çalıp yarınlarımızı da çalmak isteyenlerdir.

Bu nedenle “onlardan” rahatsız olmamak tam tersi onların rahatsızlığından doğru yol mesajı almak gerekir.” ( 14 Ocak 2003- KIBRIS)

 

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu