Arzu BİRMAN

Hadi Yeniden!

Unutmayalım, yeniden kullanmak sadece sürdürülebilirlik sürecine katkı sağlamak değil, yaratıcı düşünmek, sorgulamak, değişime ve gelişme açık olmak, yeni ve özgün fikirler oluşturmak anlamına da geliyor.

Sürdürülebilirlik… Son zamanlarda sıklıkla karşımıza çıkan, toplumların ve ülkelerin gelişiminde önemli rol oynayan, ekonomik, çevresel, sosyal ve insan boyutu olan bir kavram. Dünya genelinde pek çok ülke gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak adına sürdürülebilirliğe odaklanmış durumda. Beni takip edenler bilir bu platformda gezegenimizin korunması, iklim krizine karşı önlem alınması, çevrenin korunması, yoksulluğun sona erdirilmesi, barış ve dayanışma sağlanması konuları ile ilgili naçizane görüşlerimi fırsat buldukça dile getirmeye çalışırım. Bu konularda hassasiyet gösteren,  projelerini, faaliyetlerini bu kavram ile bütünleştiren kişi ve kurumları büyük bir takdirle takip eder, yazılarımda hikâyelerine yer vermekten büyük keyif alırım.

Evet, bugünkü yazımın konusu yine sürdürülebilirliğin sağlanmasında önemli bir payı olan “yeniden kullanım” (reuse). İlham kaynağım ise tam bir sanat ve doğa tutkunu olan sevgili Funda Şen.

Yeniden kullanım (reuse), geri dönüşüm (recycle) ile karıştırılmasın. Birbirlerine yakın iki kavram gibi görünseler de aralarında ciddi farklılıklar var aslında.  Hatta geri dönüşümün birçok olumsuz yönleri bile mevcut. Geri dönüşüm bir maddeyi genellikle tamamen yeni bir ürün için tekrar kullanılabilecek hammaddelere dönüştürmek demek ki bu da enerji tüketen bir prosedürdür. Dolayısıyla atık ve kirliliğe neden olabiliyor. Yeniden kullanımda tam tersine enerji tüketen işlemler olmaz. Bir nesneyi herhangi bir muamele görmeden olduğu gibi kullanırız.  Atık ve kirlilik önemli ölçüde azaltılmış olduğundan çevre için daha sürdürülebilir bir süreçtir. Kısaca, yeniden kullanımın sürdürülebilirliğe katkısı geri dönüşümden çok daha büyüktür diyebiliriz.

Ve gelelim, yazımın ilham kaynağına…

Funda Şen, uzun yıllardır kendine özgün obje ve takı tasarımları yapıyor, kullanılmış malzemelerden faydalanarak adeta harikalar yaratıyor. Aslında, kendisi Mimar Sinan Üniversitesi, İç Mimarlık Bölümü mezunu. Oğlu doğduktan sonra mesleğini yürütememiş belki ama belli ki içindeki sanat ve estetik ruhu da hiç kaybetmemiş. Doğayla bu kadar yakınlaşması ise yaşamının beş yılını geçirdiği Montenegro’da başlıyor. Sürdürülebilirlik kavramının öneminin işte bu yerde yaşarken farkına vardığını söylüyor. Montenegro ya da diğer adıyla Karadağ, beş milli park, altı doğa parkı olan inanılmaz bir doğal potansiyele sahip bir ülke. Daha otuz sene öncesinden kendisini “Ekolojik Ülke” olarak ilan etmiş olan Avrupa’nın en küçük ülkelerinden biri… “Orada bir atölyem vardı.” diyerek başlıyor, Funda. “Gerçekten güzel işler de yaptım” diye ekliyor gururla. Otellerin düzenlediği Christmas marketlerine de katılmış, farklı ülkelere siparişler de göndermiş. Funda anlattıkça ben heyecanlanıyorum… Bir yandan da kendi kendime düşünüyorum: “Yazmalıyım!”… “Acaba ne yazsam?” “Nasıl yazsam?” diye… Montenegro sonrası Kıbrıs’a geri döndüğünden beri adada da tasarımlarını yapmaya devam ediyor Funda. Çalışma odasının fotoğrafını gösteriyor bana önce… Odanın içi kullanılmış malzemelerle dolu…  Aklınıza ne gelirse var… Pratik bir şekilde organize edilmiş olmalarına da ayrıca hayran kaldım doğrusu… Sonra, kolundaki çantasına dönüyor Funda. Onu eski hırkasından yapmış… Üzerindeki inciğin, boncuğun hikâyesini dinliyorum, tek tek… Anlattıkça, anlatıyor… Kahve kutularını yine kullanılmış kıyafetler, kemer ve çanta parçaları ile çok şık sukulent saksılara dönüştürmüş, onları da gururla bana gösteriyor.  Eski bir kürk parçası, kırılan, kopan, bozulan bir takı aslında onun en sevdiği bebek broşlarının ortaya çıkması demek oluyor.

O hevesle anlattı, ben hevesle dinledim!

Geçtiğimiz günlerde Rahmi Koç müzesindeki “ Dünya Bebekleri Sergisi ’”nin satış alanında Funda’nın yaka iğnelerine de yer verilmiş…  E, daha ne olsun? Müthiş!

 

Ne güzel şey yeniden kullanmak! Yaratmak!  Değil mi?

Unutmayalım, yeniden kullanmak sadece sürdürülebilirlik sürecine katkı sağlamak değil, yaratıcı düşünmek, sorgulamak, değişime ve gelişme açık olmak, yeni ve özgün fikirler oluşturmak anlamına da geliyor.

O yüzden, güzeldir yeniden kullanmak…

Hadi, hep birlikte “Yeniden kullanalım”!

Hadi, yeniden!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu