Ertanch HidayettinManşet

İki arada bir derede 2022

“İki cami arasında beynamaz” olarak da düşünülebilirbugünkü yazımın başlığı. Aynı başlık altında yıllar önce biryazı yazmıştım. O yüzden 2022 ekledim bu yazıma.

Nereden mi bahsediyorum?

Efendim diasporada yaşayan biz Kıbrıslıtürkler için kullanılandeyimlerden bazılarıdır bunlar.

Çocuklarımızın iki kültür arasında kaldığını, o yüzdeneğitimde gereken başarıyı gösteremediğini açıklamak için de kullanılır bu deyimler çoğu zaman.

Çok saçma aslında. Bu sözü söyleyenler kültürün değişken, dinamik olduğunun farkında değiller. Birden fazla kültürünbirada barınabileceğini, hatta bunun çok doğal, çok sağlıklı birşey olduğunun farkında değil bunlar.

Bunlar derken maalesef aralarında eğitimcilerin de olduğunusöylemem gerekir. Ailelere, Türk dilinin evlerindekullanılmasının çocuklarının eğitimine olumsuz etkiyapacağını söyleyen “eğitimciler” var maalesef hala.

Çok dilliliğin eğitimdeki olumlu etkilerini kanıtlayanaraştırmalara bakmak zahmetini göstermemişlerdir bu sözde“eğitimciler”. Veya bazı unsurlar, örneğin ırkçılık bu gerçeğikabul etmelerinin önünde engel teşkil etmektedir.

İngilizce dünya dili olduğundan başka dillere gerekolmadığını düşünenlerdir bunlar. Cehaletin eğitimli olmaklailgili olmadığının canlı örneğidir bu zavallılar.

Çok kültürlülük mü? Kültür zenginliği mi? Hade canım sende. Bu ülkede yaşıyorlar. “Romada olduğunda Romalılar gibi ol”. Bunların felsefesi bu. Hem de 21. Yüzyılda.

Yazıyı yazmaya oturmazdan biraz önce iki değerli eğitimciarkadaşın yazışmalari gözüme çarptı. Birbirlerine İlberHocanın (İlber Ortaylı sanırım) söylediklerini hatırlatıyorlar. Elnur Ağayev hocam İlber hocanın “şaka ile karışık” “evindepiyano olmayan tarihçi olamaz diyor. Nazım Beratlı dostumise hocanın “iyi resim çizemeyen de tarihçi olamaz” dediğinihatırlatıyor.

Belki de İlber hoca “evinde İngilizceden başka dillerde kitapolmayan öğretmen olamaz” demiştir! Dememişse ben demişolayım!

***

Madalyonun diğer yüzünde yukarıda sergilenen tavırlardan etkilenip de entegrasyon kavramını aşırı boyutlarda uygulamaya çalışan kesimler var.

Bu kesimler yaşadıkları ülkeye uyum sağladıklarını göstermek için gereğinden fazla çaba göstererek zaman zaman eksantrik davranışlar sergilerler.

Bazı kişiler isimlerini değiştirerek İngiliz ismi alırlar örneğin. Tıpkı benim 18 yaşında bilinçsiz bir genç iken yaptığım gibi. Bir coğrafya dersi esnasında, kalem arkadaşım kıza ismimin John olduğunu, Arizona’dan geldiğimi yazmıştım! Yanımda oturan Ali Bond ve Muharrem Çoronik yazımı görmüş ve bütün okula beni rezil etmişlerdi!

İsim değiştirenlerin birçoklarının ırkçılığa karşı önlem olarak bunu yaptıklarını biliyorum. Deneyim ve becerilerine rağmen isimleri yüzünden iş görüşmelerine çağrılmayan çok kişi olduğunu geçmiş araştırmalar kanıtladı.

Geçenlerde yukarıda belirttiğim durumun örneğini gördük İngiltere’de.

Birisi (ismi lüzum değil), Twitter hesabından müjde verirmiş gibi şu açıklamayı yaptı: “Britanya’da yaşayan Kıbrıs Türk Toplumu olarak yeni toplum bayrağımızı açıklamak üzereyiz. Bayrak, Kıbrıs Türklerinin sembolünü görüntülemekle birlikte, aynı zamanda yaşadığımız ülke İngiltere’ye saygımızı belirtmek için St. George sembolü olan kızıl haçı da katmış bulunmaktadır”.

Yeni “toplum bayrağı” Twitter hesabında görüntüleniyor. KKTC bayrağının sağ alt kısmına kızıl haç eklenmiş.

Ortalık kalktı oturdu. Büyük bir kesim bilinçsiz ve eminim iyi niyetle ancak çok gereksiz olarak yapılan bu girişimi infialle karşıladı.

Bu açıklamayı yapanın yakın bir dostu da “ne güzel bir toplum kimliği” diye duyduğu mutluluğu dile getirip Aziz George’un aslında Türkiye’de doğduğunu belirtti.

KKTC bayrağının gündeme oturduğu ikinci olaydı bu olay. Bayrak benim için sadece bir ülkenin sembolüdür. Uluslararası arenalarda ülkeleri birbirinden ayırmak için kullanılan bir sembol. Aşırı önem vermeye gerek yok.

Kişilerin yaşadıkları ülkeye bağlılıklarını, saygılarını çok çeşitli şekillerde belirtebilirler.

O kadar çeşitli sorunlarla uğraştığımız zamanda semboller yüzünden çatışma ortamı yaratmanın uzaydan dünyamıza gelen bir yaratığa nasıl göründüğünü bilemem. Ben sadece seyreder ve gülüp geçerim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu