Derviş DoganManşet

Üç ayrı konu..

ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Victoria Nuland, geçtiğimiz hafta Kuzey Kıbrıs’a gelerek Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile bir görüşme yaptı.  Bu görüşme sonrası  ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Victoria Nuland yaptığı açıklamada ülkesinin Kıbrıs’ta iki toplumlu ve iki bölgeli federasyona olan güçlü desteğini yineledi.

Dolayısıyla bu açıklamadan da çok net anlaşılacağı üzere ABD Kıbrıs’ta iki toplumlu ve iki bölgeli federasyonu desteklemeye devam ediyor.

Sayın Tatar mulaka Kıbrıs Türk tarafının yeni politikasını ABD’li Müsteşar Sayın Nuland’a da izah etmiştir.

Ve fakat belli ki ABD kafa karışıklığı yaratmak istemiyor ve  bu konuda net bir duruş sergiliyor. Lakin buna rağmen öyle anlaşılıyor ki Kıbrıs’taki sorun ABD için yaşamsal bir öneme de haiz değil.

En azından şimdilik..

Lakin şu da bir gerçek, Nuland adaya iş olsun diye öylesine gelmedi. Belli ki önümüzdeki yakın süreçte Kıbrıs’ta ABD’nin ilgi duyduğu bir enerji meselesi var, ve bu mesele ile ilgili olarak adada öngörülen işbirliği çerçevesi hazırlanacak. Bu çerçevenin içinde olanlar veyahut olmayanlar arasında ise bir tercih yapılacak.

Şimdi Kıbrıs sorununu bir tarafa bırakalım ve dönelim Kuzey Kıbrıs gerçeklerine.

Halk olarak çok zor bir süreçten geçiyoruz.

Alım gücünün düştükçe düştüğü hayatın pahalı olduğu dar ve orta gelirli ailelerin ciddi şekilde olumsuz etkilendiği bir süreç.

Lakin buna rağmen maalesef hayatı ucuzlatmayı sorun etmeyen ve bunu umursamayan bir yönetim anlayışı.

Bunu nereden anlıyoruz?

Halkın cebinden.

Zira bu yönetim anlayışının iki eli de sürekli halkın cebinde.

Önceki gün Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) 31 Mart 2022 tarihi itibarıyla 4 kişilik bir ailenin açlık sınırını açıkladı. Buna göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 7 bin 149 TL olarak hesaplandı.

Yani asgari ücretin üstünde bir rakam bu.

Hade gel de geçinin.

Bir tarafta pahalılık almış başını gidiyor.

Üstelik bazı kalemlerde fiyatlar aşırı kar amaçlı ve tamamen fırsatçılık düşüncesiyle keyfi olarak artırılıyor. Buna karşın ise devlet denetleme mekanizmasında yetersiz kalıyor. Haliyle halk tek başına bırakılıyor.

Yani ülkeyi yönetenler “ ne haliniz varsa görün” umursamazlığı içinde halkın zamlar altında ezilmesine seyirci kalıyor..

Ve bir başka konu..

Aslında son derece önemli ve hepimizi ilgilendiren bir konu yansımıştı haber ajanslarına. Ve maalesef bu bile bugün geldiğimiz durumu çok net anlatıyor bize.

Haber şu;  Devlet laboratuvarı, gıda analizlerini yapamayacağını “kit bitti” diyerek duyuruyor. Bu ne demek?

Gıda ürünleri kimya analizleri yapılmadan, yani denetlenmeden sofralarımıza giriyor.

Yediğimiz,içtiğimiz ne varsa kontrolsüz.

Artık bahtımıza. Yani anlayacağınız bundan sonrası artık Allaha emanet..

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu