Hasan HasturerKıbrısManşet

Anılarda yolculuk… Bir politikanın resmen iflas tarihi

Tam 19 yıl önce bugün aralarında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bulunduğu 10 yeni üye ülke, AB ile üyelik anlaşmasını imzalamıştı. Bu gün anılarda yolculuk yapıp, 16 Nisan 2003 tarihli, “ Bir politikanın resmen iflas” başlıklı yazımı sizlerle paylaşıyorum:

***

“ Bugün 16 Nisan 2003.

Avrupa Birliği, genişleme sürecinde yeni bir adımla on yeni üye ile üyelik sözleşmesi imzalayacak.

Bizim Kıbrıs Rum Yönetimi dediğimiz Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB üyeliğinde en önemli aşama bugün atılacak imzayla kesinlik kazanacak.

1974 sonrası Kıbrıslı Rumlar kendilerine göre siyasi hedefler belirlediler. Her aşamada o hedeflerine daha yakın olmayı başardılar.

Avrupa Birliği, Rumlar için ekonomik kazanımların ötesinde kazanımlara kapı açacak olması bakımından önemliydi.

Annan planı işte bu noktada Rumların beklentileriyle örtüşmesi tartışılan bir içerikle gündeme geldi.

Rumlar kendilerine göre gerekçelerle Annan planına sıkı sıkıya sarılmadılar.

Onlar bir biçimde gizli gizli bunu başarmaya çalışırlarken Rauf Denktaş her zamanki gibi imdatlarına yetişti.

Plan sunulduğu zaman Denktaş, New York’ta sağlık sorunlarıyla savaşıyordu. İşte o noktada Sen Sinod Meclisi Üyesi Papaz ne demişti: “Allah’a dua edelim, Denktaş iyileşsin ve Annan planını reddetsin.”

Denktaş, Kopenhag’a gitmedi. Meydanı Rumlara boş bıraktı. Rumlar orda vizeyi aldı.

Sıra Lehey’e geldi. Lahey’de de Denktaş hem planı reddetti hem de Kıbrıs Türk halkının referandumla geleceğiyle ilgili söz söyleme hakkını. Yani kendi kaderini belirleme hakkını reddetti.

Hani biz kendi kaderimi belirleme hakkı, self determination peşindeydik?

Hadi canım sen de!!!

* * *

Denktaş’ın sözcülüğünü yaptığı siyaset resmen iflas etmiştir.

Atina’da bugün atılacak imzalar bu politikaların iflasının da resmen tescil edilmesi olacaktır.

Politika, sorunları çözme sanatıdır; TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi.

Denktaş’ın becerisi çözme yönünde değil tam tersi çözmeme yönünde gelişmiştir.

Denktaş’ın bugüne kadar bir tek öngörüsü doğru çıkmamıştır. Aksini iddia edenler beri gelsin.

Rauf Denktaş, kırk yıldır dört yüz dolayında kelimeyi çevire çevire kullanarak siyaset yapmaktadır. Bu yaptığı siyaset bizi olduğumuz yerde tutsa belki razı olacaktık. Ama tam tersi oldu. Eridik, yok olma, mahvolma noktasına geldik Kıbrıs Türkü olarak.

BM Güvenlik Konseyi’nin son kararına rehber olan Annan raporu açıklandığı gün Denktaş ne dedi:

“Çok iyi yazılmış bir rapordur, maksatlı yazılmış bir rapordur. Bu, Annan’ın kendi raporu değildir. De Soto’nun raporudur. De Soto bu raporuyla meseleyi ne kadar anlamak istemediğini ve bizim hangi davayı halletmek çabası içerisinde olduğumuzu bilmezden gelerek yazdığı ve başarısızlığını, suçunu bana yüklemekle meşgul olduğu bir rapor olarak değerlendiriyorum.”

Geliniz hep beraber 10 yıl geriye gidelim.

On yıl önce de Gali Fikirler Dizisi gündemdeydi. Yine Kıbrıslı Türkler lehineydi. Yine Denktaş’ın ayak sürümesiyle o fırsatı da kaçırıp, Rumlara bayram yaptırmıştık.

…Ve Kasım 1993’te Saray destekli yayınlatılan ‘Egemenlik, Konfederasyon ve Kıbrıs Türk Halkı’ isimli kitaba 27 Ekim 1993’te yazdığı önsözde Denktaş şunları yazıyor:

 “… Taraflar, Fikirler Dizisi’nin tümünde anlaşsalar dahi Kıbrıs meselesinin halledildiğini söylemek, mümkün olmayacaktır.

Esastaki görüş ayrılıkları devam etmektedir.

Türkler, bu Fikirler Dizisi’nin, adanın Rumlaştırılmasına yol açacağı görüşündedirler.

Güvenlik Konseyi aksi görüştedir ve Türk tarafını suçlamaktadır. Neticede, Kıbrıs Türklerini yasa dışı addetseler de mesele halledilecek değildir.

Türkler tam otonomi istiyorlarsa bedelini, toprak olarak ödemelidir.

Genel sekreterlik 20 yıldır, çıkışı olmayan bir yolda yürümeye devam etmektedir.

Bu yolu BM’nin tüm organlarının tasvip ettiği doğrudur, fakat bu yol çıkmaz yoldur.

İki tarafın da evet diyeceği anlaşmalar geçerli olabilir… Dıştan zorla kabul ettirilen anlaşmalar yeni kavgalara neden olacaktır.”

* * *

Bugün ne söylüyorsa 10 yıl önce de aynısını söylüyordu. Bir tek fark var o zaman, ‘Türkler tam otonomi istiyorlarsa bedelini, toprak olarak ödemelidir’ diyordu. Şimdi önce bir karış toprak vermem dedi, sonra ayaküstü bir kararlar azınlık hakları için Maraş’ı teklif etti.

… Ve dün ( 15 Nisan 2003) Bursa’da Sayın Denktaş, Rumlara satılmış gazete ve köşe yazarlarından bahsetti yine. Allah aşkına Sayın Denktaş, siz izlediğiniz siyasetle orada dururken, gazete, gazeteci satın almalarına ne gerek var?  ( 16 Nisan 2003 – KIBRIS)

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu