Derviş DoganManşet

Sorumsuzluk bir yana tam bir garagözlük.

Başbakan Faiz Sucuoğlu :“Galiba telefonunun şarjı bitmişti,o nedenle maliye bakanına ulaşamadık.Elektrik konusundan sorumlu olan Maliye Bakanıydı ama onunla konuşmadan sendika ile yanlış olduğunu bildiğim halde o belgenin altına imza attım,ne yapayım ?” demişti.

Kürsüye çıkan Sunat Atun ise “Başbakan, ‘Maliye Bakanına ulaşılmadı’ dedi ancak bana ulaşıldı” dedi.. Başbakana eksik veya yanlış bilgi verildiğini düşündüğünü ifade eden Atun, kendisine ulaşıldığını ama böyle bir anlaşmaya imza atmayı uygun bulmadığını belirtti..

Malum bir müddetten bu yana Başbakan Faiz Sucuoğlu ile Maliye Bakanı Sunat Atun arasında bir güç savaşı var.

Keşke bu güç savaşının temelinde görüş ayrılıkları olsaydı. Fakat konu her ne kadar da bu yönü ile kamuoyuna yansıtılırsa da işin aslı o değil.

Peki nedir esas mesele?

Konu şu ki Sayın Sucuoğlu’nun verdiği kavga Sunat Atun özelinde görünse de bunun gerçeğinde konunun AKP-Sucuoğlu arasında gerçekleşen bir yetki meselesi olduğunu görebiliyoruz. Yani AKP-Sucuoğlu kavgası aslında paçayı önce AKP’ye kaptıran sonra da kurtulmaya çalışan Faiz Sucuoğlu’nun çekişmesidir. Ve tabii ki UBP’nin teslim edilen iradesinin iadesi talep edilmektedir Ankara’dan. Faiz Bey partisinin ezici çoğunluğunun desteğini alarak genel başkanlığa seçildi. Dolayısıyla parti içi desteği büyük. Ve fakat öncesinde Sayın Sucuoğlu’nun kazandığı bir kurultaydan çekilmesi ile başlayan süreçte UBP’nin AKP tahakkümü altında hareket ettiği görüntüsünü güçlendirdi. Nitekim partisinin böylesi güçlü desteği ile seçilmiş bir genel başkan ve başbakan istediği kabineyi kuramadı. Malum sürece hepimiz tanıklık ettik. Sayın Sucuoğlu baskın talep ve güçlü istek üzerine daha yeni kurduğu kabineyi değiştirmek durumunda kaldı. Seçilmemiş bir kişiyi sırf AKP’den gelen baskı sonucunda Dışişleri Bakanı olarak atadı.

Şöyle bir geriye bakalım.

Kazandığı kurultaydan geri çekilen,

kurduğu kabineyi 2 günde değiştiren,

bir Sucuoğlu var karşımızda..

Ne bekleniyordu ki?

Elbette fırsatını kendi elinizle verdiğiniz  bu ve benzeri baskılar güçlenerek devam edecekti. Zira bir kere yetişip o paçayı kaptıran bir UBP ve yönetimi söz konusudur. Bütün bu yaşananların akabine UBP MYK’sı acil toplandı,toplantı sonrası yazılı yapılan açıklamada  Sunat Atun’un görevden alınmasına tam destek verildiği ve Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın ilgili kararı ivedilikle imzalamasının beklendiği ifade edildi.

Peki bütün bunlar ne anlama geliyor?

Başbakan Faiz Sucuoğlu diyor ki Cumhurbaşkanı’na,  ya kabine değişikliğini onaylayın, ya da hükümetin istifasını kabul edin. Yani ya Sunat Atun ya da hükümet..

Şart bu!

Oysa Başbakanın şartlı istifa etme gibi bir seçeneği yok. Ve tabiki Cumhurbaşkanının Başbakanın bakan atama veya görevden alma kararını değerlendirip uygun bulma ya da bulmama gibi bir seçeneği de yoktur…. Anayasa’da da bu açıkça belirtilmiştir.

Amma velakin burası Kuzey Kıbrıs.

Akla mantığa  uymayan ne varsa yapılma olasılığı kuvvetle muhtemel.

Velhasıl ülkeyi yönetme sorumluluğu üstlenmiş kişilerin sorumsuz tavırları nedeniyle mevcut kaotik ortama yeni bir kaos daha eklenmiş oldu.  Nitekim Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Başbakan Faiz Sucuoğlu’nun ya Sunat Atun’un görevden alınmasına ilişkin kararı onaylayın, ya da hükümetin istifasını kabul edin restine karşılık hükümetin istifasını kabul etti..

Peki şimdi ne olacak?

Ortada üç şık var.

Birincisi Cumhurbaşkanı Ersin Tatar hükümeti yeniden kurması için Faiz Sucuoğlu’nu görevlendirir ve görevi alan Sucuoğlu da yeni kabinesini oluştururken Sunat Atun’u dışarıda bırakır.

İkincisi ise Faiz Sucuoğlu’nun içinde olmayacağı bir formül üzerine yoğunlaşılır.

Üçüncüsü hükümeti kurma görevi

CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’a verilir.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu