Türkiye

Cem Gürdeniz: Türkiye NATO’nun kararlarına otomatik evet dememeli

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan NATO’ya İsveç ve Finlandiya’nın aday olmasına ilişkin adımlarını olumlu bakmadıklarını belirtmişti. Türkiye’nin veto etmesi halinde NATO üyeliklerinin gerçekleşmeyeceği biliniyor.

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği konusundaki tavrını Sputnik’e değerlendirdi. Dünyanın yeni bir jeopolitik evreye girdiğini ifade eden Gürdeniz, şunları söyledi:

“Bu jeopolitik evrenin değişik safhaları var. Ukrayna’da bir safhası yaşanıyor. Şu an Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine kabulüyle Arktik cephede yepyeni bir jeopolitik safhaya geçiliyor. 21’inci yüzyılın küresel haritasında ağırlık merkezi Pasifik bölgesi ve Arktik Okyanusu oluyor. Arktik Okyanusu’nda Rusya gerek coğrafi, gerek askeri, gerek ekonomik açıdan elde ettiği kazanımlarla Batı’yla makası son derece açtı. Dolayısıyla Batı’nın Arktik’te yeni bir jeopolitik hamleye ihtiyacı vardı. İsveç ile Finlandiya’nın NATO üyeliği, Avrupa güvenliğinden ziyade Arktik jeopolitiğini ilgilendiren bir hamledir. ABD ve İngiltere liderliğindeki Atlantik blok bu ülkeleri Avrasya ile girdikleri politik bilek güreşinde kendi lehlerine öne sürüyor. Bu ülkeler de aldıkları kararlarla çok ciddi bir hataya düşmüştür. Zira bundan böyle Finlandiya’nın Baltık ve Arktik havzasındaki jeopolitiği bambaşka bir sürece girecektir. Bu ülkelerin savunma harcamaları, savunma politikaları ve ama en önemlisi ABD liderliğindeki NATO’nun oldubitti ve kışkırtmalarına teşvik edilme olasılığı artacaktır.”

‘Türkiye, NATO üyeliği içerisinde kendi jeopolitik çıkarlarını gözeterek bir yol haritası çizmek zorunda’
“Ülkeler çıkarları için dış politika ve savunma politikaları üretirler. Çıkarları zedelendiğini de silahlı çatışma dahil her türlü krizi göze alırlar. Şu an Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı üç temel kriz var” diye devam eden Gürdeniz, bunları şöyle anlattı:

“Birincisi, Güneydoğu’da 1984’ten bu yana devam eden ve kanayan bir yara olan Kürtlerin özerklik talebi ve dolayısıyla Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’yi birleştiren bir hat üzerinden denize çıkışı olan kukla bir Kürt devletinin kurulması. Bu konuda NATO, müttefiklerimiz söz birliği yapmışçasına Türkiye karşısındadır. İkinci olarak Türkiye’yi güneyden kuşatmaya son veren deniz bölgemizin omurgalarından biri olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsız varlığının devam ettirilmesi.

Yine Batı müttefiklerimiz bu varlığa karşı hamle üstüne hamle yapıyor. Oradaki Türk askeri varlığını işgalci olarak kabul ediyor ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ortadan kalkması için siyasi, diplomatik, ekonomik ambargolar, yaptırımlar dahil her türlü uygulamaya devam ediyorlar.

Üçüncüsü, Mavi Vatan dediğimiz Türkiye’nin deniz yetki alanlarına yönelik saldırılardır. Türkiye, Mavi Vatan haritasını Birleşmiş Milletlere deklere etti. Maalesef NATO’daki müttefiklerimizin hiçbiri bu haritayı tanımadı. Dolayısıyla onların talebi olan AB tarafından üretilmiş, Türkiye’ye deniz yetki alanı kaybettiren Sevilla haritasını Türkiye’ye empoze ediyorlar. Bu da Türkiye’nin en ciddi jeopolitik çıkar çatışması yaşayacağı alanlardan birisidir.

Son olarak Ukrayna-Rusya krizinde de görüldüğü üzere NATO’nun ısrarla Karadeniz’e girme arzusu, Karadeniz’de Rusya’yı kışkırtarak Türkiye’yi de silahlı bir gerginlik içine çekme kışkırtmaları da bu saydığım maddelerden biri olabilir. Demek ki Türkiye, NATO üyeliği içerisinde kendi jeopolitik çıkarlarını gözeterek bir yol haritası çizmek zorunda.”

“Türkiye, kendi jeopolitik çıkarlarını sağlamadan, NATO’da ABD ve Atlantik blokunun iradesiyle verilmiş kararlara hiçbir şekilde otomatik olarak ‘evet’ dememeli” diye devam eden Gürdeniz, “Eğer herhangi bir kazanım, bu saydığım alanlarda herhangi bir kazanım elde etmeden Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine evet derse, Kenan Evren döneminin Rogers Planı’na hiçbir kazanım elde etmeden evet demesinden hiçbir farkı olmaz” diye de ekledi.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu