Hasan HasturerKıbrısManşet

Anılarda yolculuk…. Şışşştttttttttt uyanın!!!!

Bu gün anılarda yolculuk yaparak, 8 Kasım 2003’e gideceğiz. 14 Aralık 2003’te de genel seçim vardı… O günlerin havasından bir kesiti aktarmışım o yazımda. İşte o yazım:

***

Kıbrıs Türk toplumunun en büyük talihsizliklerinden biri, düşünce yapıları soğuk savaş dönemine takılanların Kıbrıs’ın kuzeyinde 1958’lerden beri bir biçimde var olmalarıdır.

Kıbrıs Türk halkı, 14 Aralık seçimlerinde statükoyu devirme konusunda iradesini netleştirdi.

Her türlü yöntem denendi. Sonuç yok.

Halkın değişim kararlılığının moral kaynağını bozmak için soğuk savaş uzmanları devrededir.

Ancak onlara “Şışşştttttttttt uyanın! Eski çamlar bardak oldu” diye seslenmek isterim.

*        *       *

Devrede olanlar Ankara’nın sivil yüzüyle bağlantılı değildir. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti devleti için de tehlikeli olan unsurlardır.

Statüko yanlısı basının dün kamuoyuna taşımaya gayret ettiği “kamuoyu yoklamalarına” bakıyorum.

Bandabuliya’daki Kasap Ahmet Mağusalı’ya da o verileri söyleseler, gülüp geçer.

Denktaş Bey, statüko çatırdayınca oğlu Serdar Denktaş’ı da yalnız bırakma, baraj sınırına itme pahasına UBP’yi CTP-Birleşik Güçler’e daha yakın konuma getirip gücü yeterse birinci parti yapmaya çalışıyor.

Bu amaçla eski taktiklerle kapı kapı gezmeye programlandığı konuşuluyor.

*       *       *

Çok ilginç bir seçim dönemi yaşıyoruz.

Bir yanda barışı, demokrasiyi, insan haklarını, hukukun üstünlüğünü içtenlikle savunanlar, öte yanda bu değerleri laf ola dile getirenler.

Bir yanda sivil yaşamı, demokrasiyi savunanlar, öte yanda sivil yaşamı ve demokrasiyi Kıbrıs Türk halkına çok görenler.

Çözüm, anlaşma ve Avrupa için mücadele eden partiler, karşılarında statükonun partileriyle beraber Türkiye’de bile devre dışı kalan Susurluk uzantısı kadroları da buluyorlar.

*         *         *

Dün akşam ( 7 Kasım 2003)  KIBRIS TV’deki Büyük Buluşma programında seçime katılacak partilerin liderlerini izledim.

Bu satırların yazarı olarak beni en çok rahatsız eden KAP başkanı olarak orada bulunan Oğuz Kalelioğlu’nun söyledikleri ve üslubuydu.

Kişi olarak seçimlere katılıp katılamayacağını Yüksek Seçim Kurulu kararlaştıracak. Çünkü son üç yıl sürekli Kıbrıs’ta yaşamadı.

1974’te Mağusa’da mücahit komutanı olduğunu bir süre önce Ceviz Kabuğu programında karşı karşıya geldiğimiz zaman öğrenmiştim.

Belli ki emekli olmasına karşın hâlâ kendini “komutan” sanıyor.

Belli ki emekli çıkarken sivil ve demokratik yaşama uyum için bir uyum programından geçmemiş. Hâlâ bulunduğu ortamlarda kendini emir verici görüyor.

Kalelioğlu’nun takımı, 14 Aralık seçimlerinde boylarının ölçüsünü alacaklar.

Ada genelinde alacakları oyları kadar konuşsunlar. Şimdiden yazayım Kalelioğlu seçimden sonra tasını, tarağını toplayıp buralardan gidecektir.

Birileri kendine görev verip buralara yolladı. Başarısız bir “nöbet” sonrasında geri alınacaktır.

İnanın, bu tipleri bulup Kıbrıs’a seçim amaçlı gönderenlere şaşıyorum. Aklı başında ciddi insanların böyle bir karar alacağını bir türlü kabul edemiyorum.

Sivil yaşama uyum için psikolojik yardıma ihtiyacı olan Kalelioğlu her ağzını açtığında pot üstüne pot kırıyor.

Kalelioğlu, komutan öğretmenlere de dil uzattı, hem de gerçekle alakası olmadan.

Kalelioğlu, kısa pantolonla gezerken, Kıbrıs Türk öğretmeni en zor dönemde Kıbrıs Türk halkının varoluşu için en önde mücadele ediyordu.

Her dönemde öğretmenlerimiz Kıbrıs Türk halkının haklarının korunup, geliştirilmesi için en önde mücadele etti. Dün Rum’a karşı, İngiliz’e karşı mücadele etti, bugün Kıbrıs Türk halkının yanında hortumcu statükoculara karşı mücadele ediyor.

Bu toplumdan Kalelioğlu’ndan alacağı milliyetçilik dersi yoktur. Tam tersi Kalelioğlu’nun barışsever Kıbrıs Türkü’nden öğreneceği çok şey vardır.

Aklını başına toplasın. Kuzey Kıbrıs komutasındaki kışla, Kıbrıs Türkü de emrindeki er, erbaş ve altındaki subayları değildir.”

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu