Hasan HasturerManşet

Boş verin KKTC’nin tanınıp, tanınmadığını…

KKTC, Kıbrıs Türk halkının kendi kendini yönetme hukuki yapısının, adıdır.

Türkiye dışında, bir başka ülke ve uluslararası kuruluş tarafından tanınmamıştır.

Türkiye’nin KKTC’yi tanıması bile eksiksiz değildir.

Örneğin, futbol dahil, spor türlerinin tümüne yakınında Türkiye ile bırakın resmi müsabakayı, dostluk karşılaşması bile yapamayız.

Türkiye, siyasi olarak tanımadığı, Güney Kıbrıs dediğimiz Kıbrıs Cumhuriyeti’yle her türlü spor temasında bulunur.

Türk takımları Güney Kıbrıs’a Ercan üzerinden değil, Larnaka’dan gelir.

Rum takımları, Türkiye’ye gittiği zaman, Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağı göndere çekilir, ulusal marş olarak da Yunan Ulusal Marşı çalınır.

Türkiye, yanlış mı yapıyor?

Hayır.

Bizim derdimiz, insan haklarına aykırı spor ambargolarının bize uygulanmasıdır.

***

Tanınma bağlamında gerçek bu olsa da, tüm dünya,  adanın Kuzey’inde,  Kıbrıslı Türklerin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti isimli bir devletinin olduğunu kabul ediyor.

Tanınmıyoruz ama varız…

Dünyanın neresinden Ercan’a uçacaksak, bagajlarımıza, son ulaşım noktası olarak Ercan etiketi yapıştırılıyor.

Kimse bize, sizin bagajınız Ercan öncesi son tanınmış havalimanı, İstanbul’da inecek, demiyor örneğin.

***

Yazımızın konusu ambargolar ya da tanınmışlıkla ilgili yaşadığımız sıkıntılar değil.

Bu yazımı yazma nedenim, devlet yönetiminde, koltuk dolduranların, görevlerinin sorumluluğunu ne kadar bildikleri, ne kadar sorumluluk bilinciyle hareket edebildikleridir.

KKTC bayrağı, ya da devlet daireleri KKTC’nin itibarının bekçisi değildir ve de olamaz.

KKTC’nin, Kıbrıs Türk Halkının, toplam itibarını yukarıya taşıyacak olan da, yerlerde süründürecek olan da “başımızda” diye tanımladığımız statü sahipleridir.

***

Halka tepeden bakılsın, diyen yok.

Rahmetli Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, arabasını kendi sürer, kasaptan etini kendi alır, fotoğraf makinesiyle de sanat değeri yüksek fotoğraflar çekerdi.

Türkiye ile ilişkilere de yüksek özen gösterirdi.

Ancak, Denktaş, her şeyin ölçüsünü, mesafe değerlerini bilirdi.

Türkiye’deki devlet yetkililerine saygı da kusur etmezken, Türkiye Cumhurbaşkanı dahil TC devletinin tüm kademeleri Rauf Denktaş’a gerçek anlamda saygı duyardı.

Rauf Denktaş’ı Kıbrıs Türk Halkının lideri kabul ederlerdi. Bu saygıda Anadolu halkının Rauf Denktaş’a duyduğu içten saygının da etkisi vardı.

Rauf Denktaş’a talimat veremezlerdi.

Bir aktarım daha yapayım. Biz Rauf Denktaş’a muhalefet yapıp eleştirdiğimizde, Türkiye’de geniş kesim, yaklaşımlarımızı onaylamazdı.

***

TC – KKTC ilişkilerinin iyi değil, çok iyi olması gerekir.

Türkiye’de devlet kültürü vardır.

O kültüre göre, adına protokol denilen bir uygulamalar bütünü de var.

Muhataplıkta denklik esastır.

KKTC’de Türkiye Cumhuriyeti’nin temsil eden TC Lefkoşa Büyükelçisidir.

Büyükelçinin dışında kimse, KKTC’de TC Devleti adına, girişimde, faaliyette  bulunamaz.

***

Bunu, bizim yazıp söylememiz, bir yere kadar değerlidir.

Önemli ve de gerekli olan,  bizim başımızdakilerin, bu konuda eksiksiz özen göstermeleridir.

Unutmayalım, birileri bizi gözetliyor…

Gözetlerken, demokrasimizi de, ekonomik durumumuzu da, partilerimizi de, dünyaya bakış açımızı da, en önemlisi Türkiye ile ilişkilerimizi de tüm ayrıntısıyla takip ediyorlar.

… Başımızdakiler… Boş verin KKTC’nin tanınıp, tanınmadığını, ne olur çok daha ciddi, çok daha özenli olunuz….

 

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu