Hasan HasturerKıbrısManşet

“Kim gelse fark etmez”, değil.

Yaşadıklarımızın altında yatan en önemli neden, hayatımızda etkin rol oynayanların ilkesiz siyaset yapmaları, demokratik iradeye saygıdan yoksun olmaları, parlak laflara rağmen KKTC’ye YÜREKTEN İNANMAMALARIDIR. KKTC’ye, Kıbrıs Türk Halkının kendi kendini yönetme hakkının olduğuna gerçekten inanmış olsalardı, her şeyi bu kadar yüzlerine gözlerine bulaştırmazlardı.

Dünkü yazımda Sibel Siber’in 2013 yılında 80 günlük başbakanlığında Maliyede yeterli para olmayınca, bir anlamda, “ Paramız olduğu kadar maaş öderiz, ben Ankara’ya telefon açıp para istemem” demesini yazmıştım.
İlginç olan Ankara’nın teknik nedenle, “parayı gönderemeyiz” dedikten sonra, Sibel Hanım, “ Paramız bu kadar, maaşların yüzde altmışını ödeyeceğiz, açıklamasını yapınca,  yaklaşık iki saat sonra gerekli transferi yapmasıydı.
*
Sibel Siber, seçim öncesi partilerin uzlaşısıyla oluşmuş bir teknokrat kabinenin başbakanıydı.
Sakin duruşu tercih edilmesinin öncelikli nedeniyle.
Beklenen, “Vaziyeti” idare etmesiydi.
Sibel Siber, çok kısa süreli hükümet edeceklerini bilmesine rağmen, ilkeli, çok ciddi bir anlayışla başbakanlık yaptı.
Neredeyse tüm basın ve kamuoyunun da takdir ve desteğini çok açık olarak ifade etti.
*
O kısa dönem, hangi yanlış yargının yanıtıdır?
“Kim gelse fark etmez.”
Kim gelse fark etmez, değil.
İlkeli ve yaygın yanlış anlayışlardan uzak bir anlayışta olanlar bu ülkeyi yönetirse, Ankara ile ilişkiler dahil, pek çok sorun yaşanmaz.
*
İlkeli duruşa her fırsatta vurgu yaparım.
Yapmaya da devam edeceğim.
İlkeli duruşunuz yoksa, kişilik değerleriniz yok demektir.
İlkeli duruşunuz yoksa, en başta kendi kendinize saygınız yok demektir..
Kendi kendine saygısı olmayana bir başkası, hiç saygı göstermez.
İçinden geçmekte olduğumuz bu günler, olumsuzluklarıyla tam da buna örnektir.
*
Anayasa bir anlamda toplumsal ilklerimizin yazılı metnidir. Toplumsal kişilik ilkelerimizdir.
Seçim ve Halk oylaması yasası, seçimlerle ilgili ilkelerimizdir.
Partilerin tüzükleri, ilkeler, parti kişilik değerleriyle ilgili ana sözleşmelerdir.
Her türlü seçim sonrası iradede, bir anlamda sahip çıkılması gereken bir ilkeli duruştur.
*
Hade gelin bizdeki duruma bir daha göz atalım…
Anayasa, dört yılda bir yerel seçimlerin yapılmasını emreder. Haziran ayında yerel seçimlerin yapılması gerekiyordu. UBP önderliğinde koalisyon ortakları, anayasayı çiğnedi seçimler yapılmıyor.
UBP, kurultay iradesinden başlayarak, genel başkanı ve parti yetkili kurullarını, itibarsızlaştırmak için ne gerekirse eksiksiz yaptı.
İşin dramatik yanı, yapmaya da devam edecek görünüyor.
Çok acı olan, yüzde altmışlarda oyla genel başkan seçilen Faiz Sucuoğlu da, yaşananları sineye çekip, “kuzu kuzu” hiçbir şey yokmuş gibi yola devam ediyor.
*
Yaşadıklarımızın altında yatan en önemli neden, hayatımızda etkin rol oynayanların ilkesiz siyaset yapmaları, demokratik iradeye saygıdan yoksun olmaları, parlak laflara rağmen KKTC’ye YÜREKTEN İNANMAMALARIDIR.
KKTC’ye, Kıbrıs Türk Halkının kendi kendini yönetme hakkının olduğuna gerçekten inanmış olsalardı, her şeyi bu kadar yüzlerine gözlerine bulaştırmazlardı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu