Derviş DoganManşet

Hoşgörü her siyasetçinin kılavuzu olmalı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Kıbrıs sorunu ekseninde farklı düşüncelere sahibiz. Fakat bu birbirimizi dinlemeyeceğiz, ya da saygı göstermeyeceğiz anlamına asla gelmez, nitekim gelmedi.. Oturuyoruz saygı çerçevesinde konuşuyoruz birbirimizi dinliyoruz görüş farklılıklarımıza rağmen bunu yapabiliyoruz. Yeri geliyor  şakalaşıyoruz, gülüyoruz..

Yeryüzünde demokrasiyi özümsemiş ve her alanda kültür haline getirmiş ülkelerde halkı ile ters düşen,çatışan,sürekli kavga halinde olan hiçbir siyasi otorite ayakta kalmamıştır.

Hiç kimse ama hiç kimse düşüncelerini ifade etmesinden dolayı cezalandırılmamalı, kimsenin hayatı ifadelerinden dolayı kısıtlanmamalı! Gelinen nokta hepimiz için çok endişe vericidir. Hiç olmadığı kadar insan haklarını savunmamız gereken bir dönemden geçiyoruz.

Dolayısıyla siyaset ile uğraşan, siyaset yapma hevesinde olan herkesin kanıksaması gereken şey geniş bir  hoşgörü anlayışıdır..

Hakaret içermeyen her düşünce bir siyasetçinin demokrasi yelpazesinde mutlaka karşılık bulmalı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın düşüncelerine katılırız,katılmayız. Duruşunu destekleriz,desteklemeyiz. Yaptığı siyaseti doğru buluruz,bulmayız. Kişi olarak kendisini severiz, sevmeyiz.

Bunlar kişinin ideolojisi dünyaya bakış açısı ve siyasi duruşu ile ilgili konulardır.

Dolayısıyla kişi Cumhurbaşkanı da olsa kimse o kişinin ideolojik yaklaşımını, düşüncelerini, siyasi duruşunu ve nihayetinde kişiliğini sevmek benimsemek zorunda değildir. Ki Sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar bütün bunları çok iyi bilen bir siyasetçidir. En azından benim tanıdığım bildiğim Ersin Tatar siyasi hayatının hiçbir döneminde hoşgörüsünü yanından ayırmamıştır.Ersin Bey mesaisinin dışında halkla iç içe olmayı seven bir kişidir.

Farklı görüşlere tahammül göstermeyen bir yapıya da sahip değil. Bunu nerden biliyorum? Kendimden..

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Kıbrıs sorunu ekseninde farklı düşüncelere sahibiz. Fakat bu birbirimizi dinlemeyeceğiz, ya da saygı göstermeyeceğiz anlamına asla gelmez, nitekim gelmedi..

Oturuyoruz saygı çerçevesinde konuşuyoruz birbirimizi dinliyoruz görüş farklılıklarımıza rağmen bunu yapabiliyoruz. Yeri geliyor  şakalaşıyoruz, gülüyoruz..

Açıkçası Ersin Tatar’ın bu yönünü daha geniş kitlelere karşı da sergilemesini bekliyorum,zira kişiliğinde bu özelliği mevcut. Son yaşanan tatsız hadiselere baktığım zaman ise anladığım şu oluyor.

Ersin Bey’in çok profesyonel bir Halkla İlişkiler ekibine ihtiyacı var.

Bunu samimiyet ve iyi niyetle  ifade ediyorum.  Yani Halkla ilişkiler bir işletmenin veya  kurumun ya da örgütün bağlantı kurduğu ya da kurabileceği kimselerin anlayış, sempati ve desteğini elde etmek ve bunu devam ettirmek için yaptığı sürekli ve örgütlenmiş bir yönetim fonksiyonudur. Bunun temelinde de ikna, retorik, algı kavramları mevcuttur.

Ama diyeceksiniz ki koskoca Cumhurbaşkanı bunu düşünemiyor mu?

Bunu da şöyle izah etmeye çalışayım.

Ersin Bey ideolojik duruşuna uygun olarak Kıbrıs sorununda yeni bir politikanın temsilcisi olarak seçildi.

Haliyle bu duruşa yakın bir çalışma ekibi kurarken kendisine  bunun ideolojik hedefin dışında bir alan olduğunu gözden kaçırdı.

Zira Ersin Bey Cumhurbaşkanı seçildikten sonra artık sadece belli bir siyasi duruşun temsilcisi değildi. O bir Cumhurbaşkanıydı ve siyasi görüşü, duruşu, ideolojik yaklaşımı ne olursa olsun herkese eşit mesafede durması gereken, deyim yerindeyse herkesi kucaklaması gereken bir makama gelmişti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın da  bunu yapabilecek kişiliğe sahip olduğunu biliyorum. Bu nedenle kendisinden naçizane temennim şudur ki;  bundan sonrası için kimsenin baskısı ve etkisi altında kalmadan, halkın sürekli içinde olmayı bir yaşam tarzı haline getiren Ersin Tatar olarak  bulunduğu makamın gerektirdiği hoşgörü ve tevazuyu halkın geneline yansıtmasıdır..

Halk ekmek kavgası vererek hayata tutunmaya çalışıyor. İnsanlar evlerine ekmek götüremiyor. Ve fakat maalesef hükümet edenlerin bu öncelikler üzerinde durup çözümler üretmesi gereken ekonomik çöküşe zerre kadar ilgi göstermez iken, Cumhurbaşkanlığı makamına karşı soğukluk,sıcaklık hissiyatının bir suç unsuruna dönüştürülmesini sağlamanın ya da bu yönde adımlar atmanın hiçbir makul izahı olamayacağı gibi, kimsenin de hangi makam veya kişi olursa olsun eleştiri maksadını aşıp hakarete vardırma serbesiyetini kendinde görmemesi gerekir.

 

 

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu