Hasan HasturerManşet

Hükümetin, Mecliste nitel çoğunluğu yok…

UBP - DP -YDP koalisyon hükümetinin toplam 29 milletvekilinin sayısal çoğunluğuna dayalı bir desteği var. Ancak, ellerin kaldırılıp indirilmesinde var olan bu destek, sıra kürsüye gelince, ciddi azınlığa düşüyor. Üçlü koalisyonun, 10’un bakan, 29 milletvekili içinde, bilgiyle ve inançla savunan 5 ismi ancak var.

KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Kurul çalışmasını,  dün, izleyici bölümünden, yaklaşık üç buçuk saat izledim.

UBP – DP -YDP koalisyon hükümetinin toplam 29 milletvekilinin sayısal çoğunluğuna dayalı bir desteği var.

Ancak, ellerin kaldırılıp indirilmesinde var olan bu destek, sıra kürsüye gelince, ciddi azınlığa düşüyor.

Üçlü koalisyonun,  10’un bakan, 29 milletvekili içinde, bilgiyle ve inançla savunan 5 ismi ancak var.

Kısaca, hükümetin, Mecliste nitel çoğunluğu yok…

Özellikle UBP’lilerin huzursuz ve mutsuz olduğu çok rahat gözleniyor.

***

Yılların gazetecilik deneyimiyle çok iyi biliyorum ki, haberin kaynağıyla canlı olarak yüzleşmek, sağlıklı bilgilenme için, harika fırsattır.

Dün KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nu izlemeye karar verdim.

Basın bölümünden geçip izleyici bölümüne ulaşacaktım.
İlk yüzleşmeyi, basın bölümünden geçerken yaşadım.

Meclis Başkan Yardımcısı Fazilet Özdenefe, meclis içi ses düzeninden sorumlu bir Meclis çalışanına, Tufan Erhürman konuşurken kürsüde mikrofonun neden aktif olmadığını ve vekiller yerlerinden konuşurken, seslerinin kesilmesiyle ilgili, sistemi kimin talimatıyla kurmaya çalıştıklarını soruyordu.

Çalışan kısa bir tereddütten sonra, “Meclis Başkanı Zorlu Bey’in talimatıyla” dedi.

Meclis çalışmalarını izlerken farklı örneklerle öğrendim ki,  Zorlu Töre, Meclisi, Başkanlık divanıyla birlikte değil, kendi inisiyatifiyle yönetmeye çalıyor..

***

Başbakan Ünal Üstel, en çok “Bu hükümet meşru değil” ifadesine bozuluyor.

Bir yakının cenazesi için ayrılıp, yeniden gelip söz aldığında bu rahatsızlığının dürtüsüyle, kendi penceresinden bakarak açıklık getirmek istedi.

Meşruiyet için dört vurgu yaptı…

Cumhurbaşkanının bir milletvekilini hükümeti kurmakla yetkilendirebilmesi, UBP Genel Başkanı Faiz Sucuoğlu’nun rızası, UBP Parti Meclisinin, hükümeti kurma görevini onaylaması ve hükümetinin Mecliste güven oyu alması.

CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, söz alıp, yasal uyumun tek başına meşruiyet için yeterli olmadığını, siyasetçiden çok akademisyen gibi anlattı.

Hükümet sıralarından,  neredeyse tıs çıkmadı.

***

Ünal Üstel, yalın bir anlatımla, hükümeti ve önceliklerini anlatmaya çalışıyor.

Samimi itiraf gibi ifadeleri de oldu.

“ Ekonomik çark dönmüyor; açlık sınırı konuşuluyor;  dibe vuran ekonomi” dedi.

Ancak gerginliği, kendine ısrarla “Mecliste komisyon yok komite var” uyarısı yapan Erkut Şahali’ye, “Garagöz” diyerek salonu terk ettiği an, çok belli oldu.

***

Özellikle UBP’lilerin mutsuz ve huzursuz olduğu çok kolay anlaşılıyor.

Oylamada 29 sayısı bir süre daha var olacak.

Ancak sıra Ünal Üstel’in Başbakanlığındaki UBP – DP – YDP koalisyonunu savunmaya geldiğinde, ciddi bir isteksizliğin olduğu gözleniyor.

Ünal Üstel, hükümete “meşru değil” diyen muhalefet tepki koyuyor. Halbuki, Meclisin oturma düzeninde arkasında oturanların ne kadarının arkasında olduğunu sorgulaması daha gerekli.

***

YDP Genel Başkanı ve Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, UBP – DP- YDP Koalisyonunun en ön saftaki savunanı.

Türkiye ile imzalanan protokolü de kendi üslubuyla, gailesiz savunuyor.

Alınganlık göstermesin ama, Arıklı’nın, hükümetin en önde geleni gibi sergilediği tavırlar, UBP’lileri rahatsız ediyor.

Bunu seslendirenler de var.

***

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, UBP saflarından, en dengeli konuşan isim.

Gerçekleri yok saymıyor…

Türkiye ile ilişkileri, şiir okur gibi savunmuyor.

“Müstakbel UBP Genel Başkanı duruşuyla konuşuyor”, demek yanlış olmaz.

***

CTP’de eskilerle yenilerin, kürsü performansında far yok gibi.

CTP, Meclisteki muhalefeti sokağa, sokaktaki muhalefeti Meclise taşımanın nasıl olacağının ilk örneğini dün örnekledi.

Devrim Barçın’ın HAYIR tişörtünü kürsüye taşımasının, iç tüzüğe aykırılığı konuşulabilir. Ancak UBP İskele Milletvekili  Emrah Yeşilırmak’ın saldırı amaçlı kürsüye yönelmesi yüzde yüz yanlıştı. Sanki de oyuna geldi.

***

Tam yazıma noktayı koyacaktım.

Meclisten bir haber aldım.

Cumhuriyet Meclisinde, bir amir ve 16 polis, özel statüyle görev yapar. Polis içi nakillerin dışındadırlar. Herhangi bir vukuatları olmadığı sürece de Meclis’te görev yaparlar. Dün öğleden sonra, bir amir ve altı polise hiçbir gerekçe gösterilmeden, değişik bölgelere aktarım yazıları iletilmiş.

Polis Genel Müdürlüğüne yakın kaynaklardan öğrendiğime göre istek Meclis Başkanı Zorlu Töre tarafından iletilmiş.

Azıcık irdeledim, konu Meclis Başkanlık divanında hiç ele alınmamış.

Mecliste görev yapan polisler, üçlü kararname kapsamında değil. Meclis Başkanının yakın koruması da değiller.

Yerlerine gelecek olanları da yine Zorlu Töre belirlemiş.

Güvenlik Kuvvetleri Komutanı ya da Polis Genel Müdürü buna dur demeli.

Ne olacak?

Bundan sonra her gelen Meclis Başkanı, Mecliste görevli polisleri, partizan anlayışla sürüp, yerlerine partili kabul ettiklerini mi getirecek.

Çok yanlış…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu