Hasan HasturerManşet

Töre’ye göre,  polis koruma ekibi onun da hakkıymış….

İçinden geçtiğimiz günlerde en başta “yukardakiler” tasarruf yapması gerekirken,   Zorlu Töre, “ Bildiğim kadar Başbakanın sekiz polis koruması var. Cumhurbaşkanının ne kadar koruması olduğunu bilmiyorum. Benim de hakkımdır. Hakkı Atun, Meclis Başkanıyken onun da vardı” dedi öz olarak. Hangi anlayışla “hak” olduğunu anlamadım… Ya da değer yargılarım anlamama, kabul etmeme izin vermedi. Yazının başlığı, “Ayranı yok içmeye, at ile gider…” dı. Töre, nokta nokta kısmını doldurarak, o başlığın Meclis Başkanına karşı kullanılamayacağını söyledi. Ben de terbiyeli bir üslupla meramımı anlatmaya, en uygun başlık olduğunu ifade etti.

 

Dünkü yazım Meclis Başkanı Zorlu Töre’nin Cumhuriyet Meclisinde yaptıkları ve yapmaya çalıştıklarıyla ilgiliydi.

Okuma fırsatı bulmayanlar için yazının son bölümünün, bir kesitini aktarayım…

…  Meclis Başkanı Zorlu Töre, Cumhurbaşkanı ve Başbakan gibi, yakın polis koruması ekibi istiyormuş.

Bu ne demek?

Zorlu Töre, evden alınıp Meclise giderken, ya da Meclisten evine dönerken, makam arabasına polis koruma aracı eşlik edecek.

Gideceği her yerde yakın koruma uygulanacak.

Oldu olacak, koruma polislerinin arabasında siren sesi yerine, mehter marşı çalsın.

 … Bu satırları duyum üzerine yazdık.

Yazdık ki akıldan geçiyorsa, akıldan çıkarılsın. Başlatılan bir süreç varsa da vazgeçilsin.

İçinden geçtiğimiz bu günlerde, bu tür tavırlara halk ne der?

“Ayranı yok içmeye, at ile gider….” Noktalı yerleri herkes doldurabilir.

***

Meclis Başkanı Zorlu Töre,  sün sabah 08.42’de aradı, 17 dakika konuştuk.

Ben yazdıklarımın arkasında durdum.

Yazdıklarımla ilgili, bir ihtimal, “Yok öyle bir şey, keşke sorsaydın” demesini bekledim.

Öyle bir şey olmadı. Meclisteki polislerin nakilleriyle ilgili, “Normaldir” dedi. Şahsının inisiyatifiyle ilgili hiçbir öz eleştiri eğilimi göstermedi.

İta amirliğini, Genel Sekreterden geri almasının ,doğru olduğunu da savundu.

***

Gelelim en önemli konuya.

İçinden geçtiğimiz günlerde en başta “yukardakiler” tasarruf yapması gerekirken,   Zorlu Töre, “ Bildiğim kadar Başbakanın sekiz polis koruması var. Cumhurbaşkanının ne kadar koruması olduğunu bilmiyorum. Benim de hakkımdır. Hakkı Atun, Meclis Başkanıyken onun da vardı” dedi öz olarak.

Hangi anlayışla “hak” olduğunu anlamadım… Ya da değer yargılarım anlamama, kabul etmeme izin vermedi.

Yazının başlığı, “Ayranı yok içmeye, at ile gider…” dı.

Töre, nokta nokta kısmını doldurarak, o başlığın Meclis Başkanına karşı kullanılamayacağını söyledi.

Ben de terbiyeli bir üslupla meramımı anlatmaya, en uygun başlık olduğunu ifade etti.

Saat 09.00’da Radyo Mayıs’ta program konuğu olacağım için konuşmamız 17 dakika sürdü.

***

Meclis eski başkanlarından, başbakanlık geçmişi de olan Hakkı Atun’un dün öğleden sonra aradım ve sordum.

Söyledikleri aynen şöyle:

“ Benim polislerden oluşan bir koruma ekibim olmadı. Makam arabama eşlik edin koruma arabası da olmadı. Bir yere giderken, ne sirenler çaldı, ne yollar kesildi. Sadece resmi olarak bir yere giderken makam arabamda benimle ve şoförle birlikte seyahat eden bir polis çavuşu vardı. O kadar.

Eski bir başbakan olarak sürekli benim yanımda olacak koruma polis hakkım var. Hiçbir zaman kullanmadım. Resmi nitelikli bir yere gideceğim zaman, özellikle akşamları Başbakanlığa haber veririm, bir araba ve şoför gönderirler.”

Hakkı Atun, ya da Hakkı Bey işte bu.

Zorlu Töre, Meclis Başkanı örneği arayacaksa, güzel örnekler var. Hakkı Bey örnek alınacak bir eski Meclis Başkanımızdır.

Bir sorucuk: “Şimdiye kadar, hangi Meclis Başkanı, saldırı nitelikli bir eylemle yüzleşti?”

Yüzleşmedi.

Peki Zorlu Töre bunu neden istiyor?

Yanıtı halkımız çok net verir.

***

Yazımı Metin Münir’in 29 Mart 2021’de yazdığı “MARK RUTTE: NORMAL BİR POLİTİKACI” başlıklı yazısından bir bölümü aktararak yazımı bitiriyorum:

“Hollanda Başbakanı Mark Rutte iki hafta kadar önce art arda dördüncü defa seçim kazandı.

 Vatandaşlarına “onu tarif et,” diyecek olursanız kullanacakları kelime “normal” olacaktır diyor, ülkede büyüyen bir İngiliz gazeteci.  

Normal mi? Özelliklerini bir sayayım da normal mi değil mi, siz karar verin. 

Rutte başbakanlık konutuna yerleşmeyi reddettiği için sıradan bir dairede yalnız yaşıyormuş. Ebedi bekâr imiş. Kadın veya erkekle çıktığı görülmemiş. Bir kahve makinesine bile sahip değilmiş, kettle kullanıyormuş. İşe bisikletle gidiyormuş. Göçmenlerin yaşadığı bir lisede haftada bir sosyal konularda ders veriyormuş. Ve belki de en ilginci, ortanın sağındaki bir partinin lideri olmakla beraber spesifik bir siyasi görüşe sahip değilmiş.” 

 

 

 

 

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu