Erçin SahmaranManşet

Babama mektup…

Babam, aramızdan ayrılalı 28 yıl olmuş.

28 yıl, bir ömür demek; geriye dönüp bakınca, çocukluğum, gençliğim ve bugün orta yaş zamanları.

İçinde olduğumuz zaman adına tek gerçek şu ki;

Gereksiz tartışmaların içinde tüketiyoruz hayatı.

Hayata dair güzellikleri, doyasıya, kana kana yaşamak varken.

“Şafak Türküsünde” ne güzel yazmış, Nevzat Çelik ve ne güzel söylemiş Ahmet Kaya;

“Ah verebilseydim keşke,

Yüreği avucunda koşan her bir anneye,

Tepeden tırnağa oğula,

Ve kıza kesmiş,

Bir ülkeye armağan,

Düşlerimle sınırsız,

Diretmişliğimle genç,

Şaşkınlığımla çocuk devrederken sırdaşıma,

Usulca acı verdi yanağımda tomurcuk.”

Ve “insanları düşün” diyor en son, “düşünki yüreğin sallansın”.

Her 30 Mayıs, yüreğimi sallıyor.

Bir çocuğun, bir babaya, bir babanın bir çocuğa, hasretidir, 30 Mayıs.

28 yıllık bir yokluk, yaşanmamışlık, hayatın en verimli, en güzel yıllarının, bir eksikliğe uğraması.

Hayatın o yönü yok sanki, yaşanmayanlar hep bir iç sancısı, her daim eksik bir yanımız.

Sensizlik, 28 yıllık bir acı.

Sen, çocuklarının büyüdüğünü göremedin, torunlarını sevemedin.

O kadar değişiyor ki dünya, o kadar eskiyor, tükeniyor ki düne dair her şey.

Her yeni gün, yeni bir başlangıç yeryüzünde.

Kıbrıs ise her yeni güne daha da gerileyerek başlıyor.

Ekonomiden, sağlığa, eğitimden, insan kaynağına tüketiyor bu memleket, adeta bir değirmen gibi eritiyor.

Bir yığın saçmalık, boşa zaman, boşa enerji, sen ve senin neslinin bıraktığı, uğruna çocuk yaşta asker olduğu, dağlar aşıp, ölümden kaçıp, yeni bir hayat, yeni bir düzen, korkusuz bir gelecek hayal ettiği, her şey yerle bir oldu.

Bu toplumun sesini duyan yok, ciddiye alan, saygı duyan, geleceğini düşünen yok.

Sevgi, saygı, birlik, beraberlik, yerle yeksan.

Tutunmaya çalışıyoruz hayata, geçmişi anarak, yâd ederek, geleceği, belirsizliği yenmeye çalışıyoruz.

Hep söyler, uyarırdın ya,  işte o günlere geldik.

“Biz bir şeylere sahip olduk, belki sizler de, bir şeyler bulacaksınız, ama sizin çocuklarınıza hiçbir şey bırakmayacaklar” her yeri geldiğini de, bunları söylerdin.

Ve o günler geldi.

En kötüsü, kimsenin çare aradığı yok.

Herkes kendini kurtarmanın derdinde.

28 yıl olmuş, sen aramızdan ayrılalı.

Biz büyümeye, mücadeleye, “çocuklarımıza, ne bırakabiliriz?” kavgasına devam ediyoruz.

Seni, her zaman olduğu gibi, sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu