ManşetSerkan Hasturer

Dünya kuyunun ağzından büyüktür

Amerikalı psikolog Abraham Maslow’un hiyerarşisinde, her ne kadar bir ihtiyacın giderilmesi başka bir ihtiyacın doğmasına yol açsa da, bireyin ihtiyaçlarının karşılanmamasının, bulunulan ortamı terk etmeye sebebiyet vereceğine vurgu yapmaktadır.

Yönetimsel başarı ise bireyden başlayarak, toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilmektir. Gelişmiş sosyal devlet anlayışı bunu gerektirir.

Bilinen bir soru cevap cümlesi olsa da, tekrar hatırlatmakta fayda var.

Kuyunun dibinde yaşayan kurbağaya sormuşlar.

Dünya ne kadar büyüktür? Kurbağa cevap vermiş: Kuyunun ağzı kadar…

Hayatının tümü kuyunun dibinde geçirmiş kurbağa için, bu cevap beklenendir. Son dönemde yaşananlar bana toplum olarak dünyaya ne kadar geniş baktığımızı sorgulatıyor.

İletişim kolaylığı ve bilginin anlık görülebildiği imkanların olduğu bir çağda yaşarken,

Kıbrıslı Türklerin yakın geçmişinde, kısıtlı imkanlar dahilinde, sınıf farklılığının olmadığı, bugünkünden çok daha mutlu bir hayatı varken, şimdi sürekli ekonomik krizlerin, adaletsizliğin ve çürümüşlüğün konuşulduğu, adalı yaşamından fazlası ile uzakta, gergin ve temel ihtiyaçların bile karşılanmakta zorlandığı hayatlar yaşıyoruz.

Resme bütünlüklü bakmanın yeteceği kadar açık, yanlışların içinde yaşıyor veya yaşamaya çalıştığımızı, rahatlıkla söyleyebiliriz. Son dönemimizin yönetimsel özeti budur.

Bizim toplum olarak kendimize reva gördüğümüz yaşam bu mudur?

Bizim dünyamız bu mu olmalıdır?

Adeta sır gibi saklanan ve geçtiğimiz hafta görücüye çıkabilen mali işbirliği protokolünü baştan sona madde madde okudum.

İçinde görür görmez gözüme battığı gibi, aklıma da yatmayan maddeler var.

Dünya ölçeğinde küçük nüfuslu bir ülke ve kültürel dokusunun korunması, bu sebeple hassas bir ülke olmamıza rağmen, vatandaşlığın ve konut alımının kolaylaştırılması yerel dokunun bozulmasına sebebiyet vereceği ortadadır.

Genel ülke yapısı itibarı ile kısıtlı imkanlara sahip yerli sermaye korumaya muhtaçken, dış yatırımcıda yerli ortak şartının sulandırılması kabul edilir değildir.

Kamu çalışanları dışında, sendikalaşmada zaten sorunlu bir ülke olmamıza rağmen, toplu iş sözleşmelerinin uzatma sürelerine kısıtlama getirilmesi doğru bir yaklaşım değildir.

Bir ülkenin vatandaşlarının ve kurumlarının verileri, en özel korunma niteliği taşıması gerekirken, e-devlet protokolü kapsamında ülkemiz vatandaşlarının ve kurumlarının verilerinin TÜRK-SAT’a devri doğru mudur?

Avrupa Birliği, enerji konusunda, bünyesindeki, küçük ölçekli ülkeler ile ilgili yaptığı çalışmalar ve değerlendirmeler sonucunda, elektriğin devlet elinde olması sonucuna varmışken, KIB-TEK’in yüksek üretim maliyetlerindeki çözülebilir sorunlardan bağımsız, protokolde yer alan, elektrikte, üretim, dağıtım ve iletimde özelleştirmeye yönelim, bu kadar önemi yüksek, stratejik bir konuda, eleştiriye açıktır.

Kamuda, köklü yapısal reforma ihtiyaç duyulurken, mevcut çarpık yapısı ile denk bütçenin hedef olarak görülmesi, mevcut çarpıklığın devamının istenmesi manasını mı taşır?

Giderek hizmetten uzaklaşan, verimlilikten uzak yapının devamını istemek mi doğrudur?

Kullanımdaki para birimi olan Türk Lirası’nın yaygınlaştırılması, protokolün maddeleri arasında.

Doğal ekonomik yapısı, ithalatı servisle karşılayan bir modele yakın olan KKTC’nin ekonomik dinamikleri Türkiye’den taban tabana farklıdır.

Mevcut yapıda Türk Lirası’nın değer kaybı, enflasyon üzerindeki etkisi ve yüksek faiz kaynaklı zararlarla ilgili herhangi bir çalışmanın protokolde olmayışını sorgulamak, bizim en doğal hakkımız değil midir?

Genel kamuoyundaki kanı, protokolün uygulanamayacağı yönünde olsa da, bu protokolün altında, bizi yönetenlerin imzası olduğunu gerçeğini değiştirmez.

Mevcut şartların halkın ihtiyaçlarını karşılamadığı ortadayken, ben Kıbrıslı Türklerin, dünyanın kuyunun ağzı kadar olmadığını bildiğine inanıyorum.

Kıbrıslı Türkler olarak, Kıbrıs’ın doğal potansiyelinin etki çapının büyüklüğünün, varlığının küçüklüğü ile ters orantılı olduğunu anladığımız zaman, hakkımız olanın, bugün yaşadığımız hayatın çok önünde olabileceğini de anlamış olacağız.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu