Hasan HasturerManşet

İki paylaşımın, düşündürdükleri…

Toplumun nabzını tutmadan yazı yazmam.

Halkın duyarlılığı önemlidir.

Popülizm bizler içinde ciddi bir risktir. Ancak, halka sırtınızı dönerek gazetecilik yapılmaz. Yapılmaya çalışılırsa, birilerine sırtlar dayanılıyor demektir.

***

Gazetecilikte konu zehirlenmesi, diye bir tanımlama var.

Sürekli aynı konuyu yazmazsınız.

Ancak, eğer yazıya konu olan her neyse devam ediyorsa, yazmak kaçınılmazdır. Çünkü özellikle, siyasi erki elinde tutanlar, “Bırakın yazsınlar, konuşsunlar. Birkaç gün sonra sabun köpüğü gibi, otururlar” anlayışındadır.

Sabun köpüğü gibi olunmadığı mutlaka gösterilmeli.

***

Dr. Gülgün Vaiz, ülkemizin çok değerli Kardiyoloji uzmanlarındandır.

Halktan kopuk, halka mesafeli olmamıştır hiçbir zaman.

Geçen gün facebook hesabından şu paylaşımı yaptı:

“ Market çıkışları ve Benzin istasyonlarında Tansiyon ölçüm cihazı ve tansiyon düşürücü dilaltı hapı bulundurulmalı.

Markette önümde ödeme yapan kadıncağız ansızın kıpkırmızı oldu. Tansiyon 190/100 mmHg. Çantada her ihtimale karşı kapril taşıyorum hemen çiğnettik. Allah hepimizin yardımcısı olsun…”

Gülgün Hanım’ın aktardığı, pek çoğumuzun gözünün önünde yaşanıyor.

İnsanlar markete gidip, alış – veriş yaptıktan sonra eve hasta dönüyor.

Aynı durum benzin istasyonlarında da geçerlidir.

Eskiden 100 – 200 TL’lik yakıt alındığında birkaç gün idare ederdi. Şimdi gösterge, bir tık yukarı zor gidiyor, o parayla.

***

Sıcaklar bastırıyor.

Eli mahkum klimalar çalıştırılacak.

Gelecek olası elektrik faturaları, şimdiden kalp çarpıntısına neden oluyor.

Hiçbir yetkili çıkıp, “ Merak etmeyin, biz halkımızı pahalılık karşısında ezdirmeyeceğiz. Gerekli hayat pahalılığı ödemesini yapacağız” diyemiyor.

***

Hüsniye Emel Özer, yakın takipçilerimizdendir.

Programlarımıza yorumlarıyla katkı koyar.

Pazartesi, Ülker Fahri, stüdyo konuğumdu.

Hüsniye Hanım, şu mesajı gönderdi:

“ İyi yayınlar… Yine gerçeklerin  konuşulduğu doyurucu bir program… Bugün ekonomik krizin tavana vurduğu gerçeğinden daha önemli olan,  güven duygusunun yok oluşudur…

Trafikte, evimizde, kendimizi emniyette hissetmediğimiz günleri yaşıyoruz.

Çocuklarımızın, gençlerimizin geleceğinden de, bugün şu veya bu şekilde başlarına kötü bir şey gelmesinden de endişe ediyoruz.

Kontrolün, denetimin eksikliği yıllardır konuşuluyor ama, hiçbir konuda memnun edici yol katedilmiyor.

Halk mutsuz, umutsuz, bıkkın ve yorgun Hasan bey…

Olgun ve benden, Ülker beye ve size sevgiler.”

***

Hüsniye Hanım’ın mesajının içeriği çok net.

Toplumda güven duygusu neredeyse sıfırlandı.

Güvenilmeyen insanlara, umut bağlanamıyor, doğal olarak.

Kuzey Kıbrıs’ta ciddi anlamda denetim var mı?

YOK.

Denetimin olmadığı koşullarda otorite ha var, ha yok. Hiç fark etmez.

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu