Hasan HasturerManşet

Boy yorgana değil, yorgan boya uygun olur…

Bugüne kadar hiçbir partinin seçim bildirgesinde, ya da hükümet programında , “Yorganımız küçük olacak, herkes iki büklüm yatmaya hazırlansın” diye bir ifade yer almadı..
Yuvarlak şeyler söylense de “refah paketi” ya da, refahın gizli anahtarının cepteki varlığı hissettirildi ama gösterilmesi seçim sonrasına bırakıldı.

23 Ocak 2022  erken genel seçimlerine gidilirken özellikle UBP, parlak laflarla kampanya yürüttü.. 23 Ocak seçimlerinin üzerinden 152 gün geçti.

Hala daha ekonomik zorluklardan çıkış için yol haritası belli değil.

* * *

Hükümetten yansıyan görüşün  özü, yıllardır UBP’den yansıtılan görüştür.
Hükümetin yorganı bütçedir. Hem hükümet hem hal ayağını  yorgana göre uzatma durumundadır.

Özellikle halk…

***

“Ayağını yorganına göre uzat” çok bilinen atasözlerindendir.
Atasözleri, yaşamın pratiğinden yola çıkarak söylenen özlü sözlerdir. Ancak atasözleri tartışmasız doğruları yansıtır diyemeyiz.
İnsanın boyu posu değişmez.
Benim boyum 1.92.
Yatağımı yaptırırken de, yorganları diktirirken, ya da hazır alırken  de boyumu esas aldım.
Bir düşünün boyumdan küçük yatakta, boyumdan kısa yorganın altına sığınarak uyumaya çalışayım.

Herkesin bir yatma pozisyonu var ama insan yatağa bir güzel uzanmazsa nasıl rahat edip, uyuyabilir. İki büklüm uyumak mümkün mü?
İnsanlar kıyafet alırken de bedenlerine göre almaz mı?
Gidin bedeninize göre küçük ölçüde elbise, gömlek, ceket, pantalon alın…

Nasıl giyeceksiniz ki?
Satıcı açıkgöz, ya da siz aşırı safsanız, “İki beden zayıflarsanız size çok yakışacak” diyerek size satış yapabilir.
Yorgan benzetmesiyle ilgili son sözümü söyleyip bu bölüme nokta koyayım.

Boy yorgana değil, yorgan boya uygun olur…
* * *
Hiç umurumda değil, yarası olan gocunsun.
Biz gazeteciler çok konuda az şey biliriz. Kendi adıma da bunu her fırsatta söylerim.
Bilime saygım sonsuz.
Bir zamanlar sadece okuma yazma bilenler bu ülkede parmakla gösterilirdi.

Okur yazar olanlar köylerinin, çevresinin gözü, kulağı, diliydi.
Önce üniversite mezunlarımız çoğaldı. Gün geldi Kuzey Kıbrıs, üniversiteler ülkesi oldu. Şimdi artık üniversite mezunu olmak da yetmez master ve doktora aranıyor.
Medyada görüş ortaya koyanlar kervanına isminin önünde akademik ünvan yazılı pek çok isim katıldı.
Bazılar doktor, doçent ya da profesördür diye her şeyi bildiğini sanır. Halbuki örgün eğitim basamaklarında her yukarıya çıkış az konuda bilgi yoğunluğu demektir.
Bir zamanlar, akademik kimliğinin arkasına saklanan birinin söyledikleri aklıma geldi.
“Kazanılmış hak ne demek” diye söze başlayıp, hızını alamayıp, “Parayı Türkiye verdiğine göre, birleşik kaplar kuralına göre hayat standardımız parayı veren ülkeye göre olacak” demişti.

Yani, “Ey Kıbrıs Türkü, siz geçmişinizi unutun, Rum tarafını örnek almayı aklınızın ucundan geçirmeyin. Hakkari’ye, Siirt’e, Şırnak’a paralel bir yaşam standardına hazırlanın” diyordu öz olarak.

***

Küçük düşünenlerin adımları da küçük olur …

Küçük düşüncelerle, sorunlarımıza çare bulunamaz.

Sorunlarımızın aşılmasında Ankara’nın etkin ve fiili desteğine, katkısına ihtiyacımız vardır.

Kemer sıkarak, sorunlar aşılamaz.

Tam tersi, sorunlar kronikleşir.

Bütün mesele piyasanın daralmasına neden olmadan çare bulmaktır.

Türk Lirası, kullanıyorsak, Türk Lirasından kaynaklanan sorunların aşılması için Ankara, bizden talep gitmeden, sorunların aşılması için gerekeni yapmalıdır.

 

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu