Hasan HasturerManşet

Bu ne cüret? Tatar, söyledi, diye yazılanlar…

Cüret sözcüğünün anlamı, düşüncesiz ve saygı sınırlarını aşarak davranmaktır.

Sosyal Medya, kontrolsüz bir büyüme yaşıyor.

Eskiden geleneksel, basılmış gazete yayımlamak zahmetliydi.

Şimdi sosyal medyada, gazetelerin alışılmış ön sayfaları gibi sayfalar yayımlanır.

Bunların içinde, ciddi içerikli olanlar yok değil.

Ancak, gazeteciliğin ilke ve etik değerlerini yok sayarak yayın yapanlarda var.

***

Bu tür yayınların ciddi çoğunluğu elektronik posta ya da WhatsApp yoluyla düzenli olarak bana da ulaştırılıyor.

Sosyal medyayı takip ederim.

Takip ederken, tepki paylaşmam genelde.

Düzenli ön sayfa düzeni iletilen bir sosyal medya yayınında,çok sık sayılacak şekilde “Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın özel açıklaması” diye yayınlar yapılır.

***

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı tanıdığıma inanırım.

Düşündüklerini, fazla sorgulamadan söylediği için zaman zaman başına dert aldığı da olur.

Ancak ismini vermek istemediğim sosyal medya yayınında Tatar’ın ağzından yapılan yayınları, kendisine zarara verme amaçlı, kötü niyetli olarak algılarım.

Dün de , Ersin Tatar’ın açıklaması diye yazılanlar dikkatimi çekti:

“ Federasyon heveslilerini sormak gerekir” üst başlığının altında manşet olarak, “ 1974 Barış Harekatı olmasaydı, bunların isimleri ne olacaktı?” yazılıydı.

Devamında yazılanların içinde ise şunlar vardı:

“ Örneğin; bana neredeyse her gün söven Serhat yerine Sotiris, Levent yerine Nikolas, Şener yerine Tatyos, Sami yerine Nikos olması kesin değil miydi?”

***

Okur okumaz, bir kez daha,” Bu üslup bir Cumhurbaşkanının üslubu olamaz” dedim.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı telefonla aradım.

Büyük olasılıkla meşgul olduğu için yanıt vermedi.

Daha sonra aradı.

Daha ben bir şey söylemeden, orman alanlarında arazi tahsisi konusunda dün yazdıklarımı yerinde bulduğunu söyleyip, ismi geçenlerin açıklama yapması gerektiğini söyledi.

Benim arama nedenimin farklı olduğunu belirtip, söz konusu sosyal medya yayınında kendi ağzından yazılanların kendisine ait olup olmadığını sordum.

Daha sormam bitmeden, “Lütfen yaz. Yazdıkları benim açıklamam değil. Benle alakası yok” dedi.

Londra merkezli görülen yayının sahibi Ali ismindeki şahısla, çok uzun zaman evvel  bir tek defa teması olduğunu da sözlerine ekledi.

***

Bu tür yayınların Ersin Tatar’a çok yönlü zarar verdiğinden hiç kuşkum yok.

Eğer Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, fikir içermeyen, düzeyi düşük yayınları sessiz kalarak sahiplenirse, şikayetçi olduğu üslupla buluşmaz mı?

Yüzde yüz buluşur ve şikayet etmeye hakkı olmaz.

Ersin Tatar ve çalışma arkadaşları, cüretle, Tatar’ın söylemediklerini özel açıklama olarak yayanlara karşı etkin bir tavır geliştirmelidir.

Cumhurbaşkanının günde 10-15 açıklama yapması değil, içte ve dışta dikkate alınacak, nitelikli açıklamalar yapması doğru olandır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu